All posts filed under: Söyleşi

”Türkiye’de sol, halk İslam’ını keşfedemedi” (Gazete DuvaR)

Gazete DuvaR’dan İslam Özkan ile Röportaj İhsan Eliaçık: Türkiye’de sol, halk İslam’ını keşfedemedi Eliaçık, enternasyonalist bir karaktere sahip olan İslamcılığın öz olarak içerisinde sistem karşıtı unsurlar içerdiğini ancak onun AKP döneminde sistem tarafından yutulduğunu savunuyor. İslamcılığı Cemaladdin Efgani’yle başlatan Eliaçık, başta muhalif bir karaktere sahip olmasına rağmen sistemle bütünleşmesini AKP’nin politikalarına bağlıyor. Anti kapitalist İslam anlayışı Türkiye’de ilk defa geleneksel İslam anlayışının karşısına çıktığında oldukça ilgi çekmişti. Türkiye’de dindarların lüks, israf ve yolsuzlukların ana kaynağı olan iktidar karşısında tutarlı bir duruş sergileyeceklerine ilişkin bir umut doğmasına yol açmıştı. Birçok çevre, İslamcılığın sosyal ve kolektivist bir düşünceyle yan yana gelmesini oldukça önemsiyordu. Peki şu an sosyal İslam’da tecessüm eden bu düşünce hangi noktada? Kitlelerle özellikle de gençlerle buluşabildi mi? İslamcıların sisteme eklemlenme süreci nasıl gerçekleşti? Bütün bunları İhsan Eliaçık’la konuştuk. İhsan hocam yıllardır sosyal İslam anlayışını savundun, bu yere nasıl geldiğini ve yaşadığın dönüşümleri mutlaka farklı yerlerde anlatmışsındır. Benim daha çok sormak istediğim şey; düşüncenin geldiği nokta itibarıyla nasıl değerlendiriyorsun? Bu düşünce toplumda yeterince yankı ve gençlerde yeterince karşılık buldu mu? Bence Türkiye’de geriye doğru baktığımızda …

Yeni bir din anlayışı mümkün (Gazete Duvar)

İnsanı odağına alan, ötekileştirmeyen, ‘yeni bir din’ anlayışı mümkün mü? İhsan Eliaçık, Hüda Kaya, Mustafa İslamoğlu, Veysi Dündar ve Ali Bulaç anlatıyor… Elif Şahin Hamidi DUVAR – Covid-19 salgını, böyle olağanüstü zamanlarda din insanlarının ve din anlayışının toplum üzerindeki etkileri üzerine düşünmeyi de zorunlu kıldı. İnsanı odağına alan, ötekileştirmeyen, ‘yeni bir din’ anlayışının mümkün olup olmadığını sormak kaçınılmaz oldu. Çoğunluğun tutunacak tek dalının din olduğu toplumlarda, din insanlarının ağzından çıkacak her cümle iyiliğe güzelliği de yol açabilir, ama yaşanmakta olan bunun tam tersi. Peki, neden böyle? ‘İnanma’ insanın varlık koşullarından biri ve ‘dinsel inanma’ da inanmanın formlarından biri. Ancak inanma fenomeni insanın değerler yaratmasını sağladığı gibi dinsel inanma formu, inandığı din/tanrı uğruna insanın değer harcamasına da neden oluyor. Acaba insanlığın ihtiyacı olan şey ‘aydınlanmış bir din’ mi? Aydınlanma Çağı’nın Voltaire gibi filozofları, “Eğer dinsel hoşgörü olursa, insanlar hangi inançtan olursa olsun, barış içinde bir arada yaşayabilirler” tezini savunurlar. Peki günümüzde dinsel hoşgörüyü inşa etmenin yolu nereden geçiyor? İhsan Eliaçık, Hüda Kaya, Mustafa İslamoğlu, Veysi Dündar ve Ali Bulaç ile bu sorulara cevap aramaya çıktık. İHSAN ELİAÇIK: …

Korona günlerinde bayramlaşma (Jurnal Türkiye)

Eliaçık: Bayramlaşma, teravihten, cuma namazından ve hacdan daha yüksek risk taşıyor İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, koronavirüs salgını sürecinde bayramlaşmanın teravihten, cuma namazından ve hacdan daha yüksek risk taşıdığını söyledi. Kur’anda Bayram namazının geçmediğini söyleyerek, “Ramazan, hac ve cuma geçer. Buradaki toplaşmalar olmadığına göre bayramda da olmaması gayet normaldir. İnsanlar evlerinde, birbirlerine telefon açarak, mesaj göndererek ve internete çoklu görüntülü aramayla toplanarak bayramlaşabilirler. Koronavirüsün yakın mesafe kavramını en çok içeren ve teravihten, cuma namazından ve hacdan daha yüksek risk taşıyan bayramlaşmalardır.” şeklinde konuştu. Eliaçık’ın salgın sürecinde bayramlaşmayla ilgili ifadeleri şu şekilde: Bu dönemde bayramın, söz konusu şartlar altında evde geçirilmesi gerekiyor. Bayramla birlikte herhangi bir toplanmanın olmaması gerekiyor. Bunun dini olarak da herhangi bir mahsuru yok. Kur’an-ı Kerim’de cuma namazıyla ilgili ayet iptal edildi, ertelendi. Dini açıdan hükmü nedir diye sorulacak olunursa, Kur’an’da teravih namazlarıyla ilgili bir ayet yok. Ramazan’ın bir sünnetidir. Bunlar da bu süreçte yapılmıyor. Ku’an’da yine ‘hac edin’ diye ayet var. Bunlar farzdır ve ayetle de sabittir. Ve sabit olanlar da şu anda yapılmıyor. Fakat bayram namazı bir çok mezhebe göre sünnettir. Kur’anda Bayram namazı …

“Tarih Boyunca Dindarlarla Ateistler Değil, Zenginlerin Allah’ıyla Yoksulların Allah’ı Savaştı”

Karşı Mahalle Röportaj – 27 Mayıs 2019 |Röportaj: Şeriban Alkış – Sezgin Kartal Türkiye’de diğer dinlerde olduğu gibi İslam’a inanışta da gerilemenin olduğu bir dönemde mikrofonumuzu İnşa Yayınları’nda buluştuğumuz ilahiyatçı yazar, müfessir (Kuran’ı yorumlayan kişi) R. İhsan Eliaçık’a uzattık. Neden yeryüzü sofralarında ısrar ediliyor? Peygambere suikast düzenleyenler, savaş açanlar kimlerdi? Bugün din kime hizmet ediyor? Bugünün İslamcılarının lüks ve şatafat yaşamlarına nasıl bakıyor? İstanbul seçimleri ve yeni çıkan “İnşâu’l – Kur’an Tefsir Dersleri” isimli ömrümün hasılası dediği kitabında Kur’an-ı Kerim’in ilk 40 ayetini, sıralamasını ve dönemin ekonomi-politiğini konuştuk. Söz İhsan Eliaçık’ta… Merhaba hocam. Öncelikle geçtiğimiz günlerde bir saldırıya maruz kaldınız, geçmiş olsun. Yeryüzü sofralarına bugüne kadar olabildiğince müdahale edilmiyordu. Bu sefer şiddetli bir müdahale oldu. Evet, teşekkür ediyorum. Söylediğiniz gibi bu yıl Ramazan’ın ilk günü bizim için bir nevi kara pazartesi oldu. Çünkü hem müdahaleyle karşılaştık hem de ülke gündeminde seçimlerin iptal edilmesi kararı ve onun yarattığı gerilim söz konusuydu. Belki de buna istinaden Valilik’ten Yeryüzü Sofraları kurulamayacağı söylendi. Biz de yeryüzü sofralarının 2012’den beri İstiklal Caddesi’nde, Galatasaray Lisesi önünde yapıldığını söyledik. Ama şu ana …

Eliaçık Hoca’ya İlk İftarı Çok Görenlere Rağmen, İlk Sahur Arkadaşı Ben Oldum

Veysi Dündar/Ocak Medya 08 Mayıs 2019 Ramazanın ilk günü dolmadan siyasi iktidar kendinden olmayanlar için hiç de bu kutsi ayın ruhuna uymayan eylemlerle ayın tamamı için yetecek haksızlık bonusunu bir gecede toplamayı başardı. Hakka hukuka sığmayan bir karar ile tam iftar saatinde adeta biz orucumuzu hak yiyerek açar, hukuku tatlı niyetine yeriz diyerek kendilerini dünya tarihinin hoş olmayan bir bölümüne emanet ettiler. Bu yetmemiş olmalı ki hak yiyerek iftar edenler, bir de oruçlu insanları İstiklal Caddesinin orta yerinde, hem de oruçlarını açtıkları sırada yerlerde sürüklemeyi, iftar sofrasını dağıtmayı kendine hal gördü. Ülkede içişlerinden mesul olanların üzerine alınmadıkları suçlar için attığımız oylar yok hükmüne tahvil olurken, bu da yetmez denilerek ayni içişleri sorumluları Yeryüzü Sofrası inisiyatifini İstiklal Caddesi sanki bu yeryüzünün parçası değilcesine tekme tokat ve zor ile caddeden ters geri ettiler. İhsan Eliaçık Hocanın dünkü sofrasına katılmamış olmam sadece tesadüf ve yoğun İstanbul seçimi konsantrasyonuna dair bir haldi. İstanbul seçimlerini dünya tarihinde görülmemiş bir pişkinlikle iptal ettirmenin haksız gururu ile ibretlik olanları izlerken iftarı dahi unuttum. Saatlerce ekran karşısında ve sosyal medyanın karmaşasında ne olduğunu …

SÖYLEŞİ (Yeni Yaşam Gazetesi) İhsan Eliaçık: Din devletin emrinde

Ferhat Çelik/İstanbul/10 Ocak 2019 Son yayınlanan araştırmalarda varılan sonuçlar ile Türkiye’de ateistlerin oranı artarken, kendisini “dindar” olarak tanımlayanların oranının giderek azaldığı ortaya çıktı. İnsanların neden dini inançları daha fazla sorguladığını, özellikle gençler arasında giderek deizm ve ateizme daha fazla ilgi göstermesinin nedenini, geçmişten günümüze kadar sürekli tartışma konusu olan Diyanet’in üstlendiği rolü, Türkiye’de devletin resmi dini haline getirilen Sünni-Türk İslam’ı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın toplumsal sorunların çözümü için dini eğitimi işaret etmesini İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık’la konuştuk. KONDA araştırma şirketi 10 yıllık toplumsal değişim raporu açıkladı. Rapora göre 10 yıllık süre içinde dindar insanların oranı yüzde 55’ten yüzde 51’e düştüğü, bunun yanında ateistlerin oranı yüzde 1’den yüzde 3’e, inançsızların oranı ise yüzde 1’den yüzde 2’ye çıktığı görülüyor. Bunu nasıl yorumlamak gerekiyor? Bu öteden beri benim de takip ettiğim bir olay. Takip edebildiğim kadarıyla şu anda İslam dünyasında üç ülkede deizm ve ateizm artıyor. Bunlar Türkiye, Suudi Arabistan ve İran. Buralarda dindarlık geriliyor. Her üç ülkenin ortak özelliği dini iktidarlar tarafından yönetiliyor olmaları. Suudi Arabistan’da şeriat yönetimi, İran’da İslam devrimi sonrası oluşmuş İslam cumhuriyeti, Türkiye’de ise muhafazakâr-dindar …

Turks losing trust in religion under AKP

Turkish society is demonstrably distancing itself from religion in what some scholars see as quiet resistance to its power and privilege under the Islamist ruling party. The number of Turks who describe themselves as atheists has risen over the past decade, while those who consider themselves religious have decreased, though they are still in the majority. One survey’s findings have rekindled heated debates over political Islam and religiosity in a country that is officially secular but ruled by an Islamist-leaning party since 2002. The survey, released last week by the KONDA company, is based on a comparison of opinion polls conducted in 2008 and 2018, and explores social changes in Turkey over the past decade. Canvassing nearly 5,800 people in 36 of Turkey’s 81 provinces, the 2018 poll found that 51% of respondents described themselves as “religious,” down from 55% in 2008. Those who described themselves as “strictly religious” accounted for 10%, down from 13% a decade ago. Those who called themselves “atheists” increased to 3% from 1% in 2008, and those who identify as “non-believers” rose to 2% from 1%. …

SÖYLEŞİ (Al-Monitör) Dindarların sayısı azalıyor, deistlerin artıyor

Sibel Hürtaş/Al-Monitör/ 09 Ocak 2019 İslamcılık Türkiye’de iktidar olmanın tüm olanaklarını kullanırken, Türkiye toplumundan bu İslami dönüşüme itiraz yükseliyor. Bu itiraz sokaklara taşan bir öfkeyle değil,araştırmaların da gösterdiği gibi rıza göstermeyerek, hatta içten içe inançsal bir kopuş olarak tezahür ediyor KONDA araştırma şirketinin geçen hafta sonuçlarını açıkladığı toplumsal değişim raporuna göre Türkiye’de ateistlerin oranı yüzde 1’den yüzde 3’e yükselirken, dindarların oranı yüzde 55’ten 51’e geriledi. Sonuçlar ülkede muhafazakârlık-dindarlık üzerine yaşanan tartışmaları tekrar ateşledi. Şirketin 2008 ve 2018’de yaptığı iki anketin karşılaştırmasına dayanan rapor, “10 Yılda Neler Değişti?” sorusuna yanıt olarak hazırlandı. 36 ilde 5 bin 793 kişi ile yapılan son ankete göre toplumda kendini dindar olarak tanımlayanların oranı yüzde 51. Bu oran, 2008 yılında yüzde 55’ti. 2008 yılında kendisini sofu olarak tanımlayanların sayısı yüzde 13 iken, bu sayı son ankette yüzde 10’a düştü. En dikkat çekici sonuçlar ise ateistlere ilişkin. 2008 yılındaki ankette kendisini ateist olarak tanımlayanların oranı sadece yüzde 1 iken, son ankette bu sayı yüzde 3’e, inançsız olarak tanımlayanların sayısı da yüzde 1’den yüzde 2’ye yükseldi. Raporda bu oranlar için “Dindarlık yapısı değişmiyor ancak inançsızlar daha …

SÖYLEŞİ (eorunews.)Türkiye’de deizm neden artıyor? Ateizm, deizm, agnostizm ne demek?

Sertaç Aktan/ euronews / 08 Ocak 2019 Son yayınlanan araştırmalarda varılan sonuçlar ile Türkiye’de inançsızlığın yaygınlaştığının ve dindarlığın azaldığının ortaya çıkması medyada ve sosyal medyada yankı bulan bir konu oldu. İnsanlar neden dini inançları daha fazla sorgular oldu? Türkiye’de dinsizlik sol kesime mal edilirken neden sağ kesimin iktidarda olduğu bir dönemde yükseliyor? Türkiye’de ateizmin yükselişi küresel trendlerin bir yansıması mı yoksa Türkiye’deki gelişmelerden mi kaynaklı? Tüm bunları anlamak için önce inançsızlığın ne olduğunu doğru kavramak gerekiyor. Dindarlığın, muhafazkarlığın, solculuğun veya milliyetçiliğin olduğu gibi inançsızlığın da farklı seviyeleri ve kategorileri bulunuyor. Deizm, ateizm, agnostizm, panteizm ve materyalizm gibi farklı kategorilerin ve bu kategoriler arasındaki farkların ne olduğunu inceledik. Deizm İnançsızlığın en hafif seviyesi olan ‘deizm’ bir tanrının varlğına ve bir yaratıcı fikrine inanmak ancak bu tanrının semavi dinlerin tanrılarından veya mitolojik başka dinlerdeki tanrılardan farklı olduğunu düşünmektir. Her deistin aklındaki tanrı kavramı ve modeli farklı olabilir. Deistler varolan tüm inançların iddialarından farklı ve bilinmesi mümkün olmayan bir şekilde yaşamın bir yaratıcı eliyle ortaya çıkmış olduğunu ancak bunun nasıl ve ne amaçla olduğunun asla bilinemeyeceğini düşünürler. Bu nedenle …

Sanat Günah mı?

BUART Söyleşi / Burcu Uğur / 27 Aralık 2018 Toplumun kültürel yapısı değiştirilmek istenildiğinde, din, bu amaç için kullanılan en  güçlü araç olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle din merkezli iktidarların toplumu tekrar inşa edebilmek hayalleri, dinden ne anlıyorlarsa, onu topluma dayatma hevesleri  doğrultusunda önce sanatışekillendirdiklerini, hem kitaplardan okuduk, hem de şahit olduk, olmaya da devam ediyoruz.   Din ve Sanat arasındaki ilişkiyi, etkileşimi, din ve İslamiyet hakkında ezber bozan televizyon programları, söyleşileri ve kitapları ile tanıdığımız İhsan Eliaçık ile konuştuk.     Burcu Uğur (BU): Kültür- Sanatı nasıl tanımlıyorsunuz?   İhsan Eliaçık (İE): İnsanlar içlerindeki duyguları dışarıya aktarırken, kendilerini ifade ederken çeşitli yöntemler kullanırlar. Birinin ağladığını görürsek, üzülmüş; güldüğünü görürsek sevinçli, mutlu deriz. Bunlar birer ifade biçimidir. Ya da, duygularını kelimelere dökerek ifade eder. Yazdığı şeylere bakar, şevinçli, coşkulu, umutlu, heyecanlı, umutsuz, kötümser, içine kapalı deriz.   Şimdi sanat dediğimiz şey de insanın içindeki duyguları dışavurma yöntemidir.  Ancak sanatın diğer bütün ifade biçimlerini aşan bir tarafı vardır.Duygu kelimelere döküldüğü zaman rasyonelleşir.   Ama  flütle, sazla, gitarla, piyanoyla sesleri karşıdaki kişilere duyurarak duygularını ifade etmek, çok güçlü bir dışavurma yöntemidir.  Yazıdan, şiirden  çok daha güçlüdür. …

Haftanın Portresi: İhsan Eliaçık ya da Devrim Yapmayın Devrim Olun

Veysi Dündar/Ocak Medya Adıyla müsemma sözü çok az insana onun kadar yakışır. İhsan ismine Eliaçık soyismini ekleyen kader onun belki de hayat çizgisini daha ilk defa kulağına fısıldandığında belirlemişti. Kurani bir isimle belki de Türkçenin en güzel birleşimini yanyana getiren İhsan Eliaçık, adının hakkını insanlığa vermenin telaşı ile acele edenlerden. Bırakın şehri, ülkeyi, gezegenin tehdit altına girdiği bir çağda, “yeryüzünden daha iyi bir sofra olur mu?” sorusunun karşılığını, orucun mide ile değil yürek ile tutulduğunu anımsatan organizasyonlarla da tanıdık onu. İstiklal Caddesi geçmiş anılara ihanet eden AVMsel binalarla şişerken, bizatihi caddenin kendisini sofra yapan buluşmalar ile bu ihanetin acısını azaltma derdi onun sırtında idi. “Oku” emri ile başlayan kitabın terennüm eden bir ezber silsilesinden ibaret olmadığını mırıldayan en yüksek ses onun oldu. Türkiye’nin sosyal bilimciler için bir vaka laboratuarı olduğunu yazmış idik. İhsan Eliaçık’ı İstanbul koca bir hapishane imiş gibi şehrin sınırlarına kilitleyen bir mahkeme kararı romancıların da eserlerini 2018 Türkiye’sini öngörerek kaleme aldığını bize anımsattı. Kafkaesk bir Şato’yu remzeden bu halin yanına, Orwell’in 1984’ünü, Pasternak’ın Dr. Jivago’sunu, Bradbury’nun Fahreinheit 451’ini de eklesek yanlış olmaz. …

Kötülüğe karşı iyiliğin, zulme karşı adaletin, ezene karşı ezilenin direnişi Allah’ın müdahalesidir.

17 Nisan günü hakkında 6 yıl 3 ay hapis kararı çıkan İhsan Eliaçık ile yargı süreci ve verilen karar hakkında konuştuk. ARTI GERÇEK – İlk kez Gezi zamanı karşılaşmıştım kendisiyle; “bir insanın gırtlağını acımasızca kesen ‘dindara’, bir gazdan boğulacak kediye ağlayan ‘dinsiz’ kadına bakıyorum… beynimde depremler oluyor” gibi hafızalara kazınan söylemlerinden dolayı çok yakından takip etmeye başlamıştım kendisini. Bazıları din propagandası yaptığını söylese bile söylemlerinde rahatsız edici, mantıksız gelen bir taraf yok! 17 Nisan’da terör propagandası yapmaktan hakkında verilen 6 yıl 3 ay hapis cezası sonrasında ofisinde buluştuk. Bütün süreci ve bundan sonra nasıl hareket edeceklerini ayrıntılarıyla anlatan İhsan Eliaçık’a okuyucularımızdan gelen soruları da sorduk. Hocam bize neden yargılandığınızı hatırlatarak, kararın hangi gerekçeyle verildiğini anlatabilir misiniz? Yeni Bosna’da Din Alimleri Derneği’ne konuşmacı olarak davet edilmiştim. Konuşmam bittiğinde vatandaşların sorduğu soruların bir tanesi peygamberin Hendek Savaşı ile ilgiliydi. Sanırım Nusaybinli ya da Silopili Kürt bir vatandaş bir soru sordu ben de titizlikle cevapladım. O soruda bir art niyet var mı sizce? Yani niye Uhud Savaşı sorulmuyor da Hendek soruluyor? Bilmiyorum. Soru sorayım da tongaya düşüreyim niyeti de …