Oca 16, 2015
1267 Views
5 0

“Bizde gavurfobia var.” – Yurt Gazetesi Söyleşisi

Written by

Paris’te Charlie Hebdo’nun basılıp 12 kişinin öldürülmesi, son günlerin en sıcak gündem maddesi. Saldırganların kendilerine Müslüman demesi; İslamofobi, gerçek İslam, Kuran öğretileri, İslam’da ifade özgürlüğü gibi birçok konuyu tekrar tartışmaya açtı. Biz de bütün bu konuları geleneksel İslamcılardan aykırı çıkışları ile ayrılan, Gezi olayları sırasında Anti-Kapitalist Müslümanlar olarak en ön sırada yer alan ilahiyatçı yazar İhsan Eliaçık ile konuştuk.

Fransa’daki saldırıdan sonra tekrar İslam’da ifade özgürlüğü var mı sorusu sorulmaya başlandı?

İslam’da ifade özgürlüğü var. Peki bunun ifade özgürlüğü olup olmadığını nereden anlayacağız? Dinin kaynağı olan Kuran’ı Kerim’den anlayacağız. Kuran’da şöyle bir ayet var: ‘Onlar sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar’ (Zumer Suresi, 18. ayet). Bu ayet sözün dinlenmesini, herkesin sözünü söylemesini fakat söyledikleri içinde güzel ve doğru olana uymasını ve onu tasdik etmesini istiyor. Öbür taraftan Kuran’a baktığınızda, düşünceyi açıklamanın, fikir beyanında bulunmanın herhangi bir cezai müeyyidesi yoktur. Hatta daha da ileri giderek, bu düşünceyi açıklama, fikir beyan etme eğer Allah ile peygamber ve onun diniyle alay etme şeklinde olursa, buna da herhangi bir ceza öngörüldüğünü görmüyoruz. Kuran’da yaklaşık 42 yerde alay etme konusu geçiyor. Baktığımızda bunlara herhangi bir ceza öngörülmüyor. Onun yerine sadece ‘Alay edilen yerden konuyu değiştirene kadar uzaklaşın‘ deniyor. Kuran’da 4 şeyin cezası vardır: Adam öldürmek, hırsızlık yapmak, iftira atmak, zina etmek. Bunlara baktığınızda tamamen insan haklarıyla ilgili olduğunu görüyoruz. Allah’a ve ahirete inanmamanın, namaz kılmamanın, oruç tutmamanın, hacca gitmemenin, başörtüsü takmamanın bu dünyada herhangi bir cezası yok. Bu ritüeller, insanların gönüllü olarak yapmalarına ve inanmalarına bırakılmıştır.

Peki bu 4 hususla ilgi -mesela iftira- cezayı bireyler kendisi mi vermeli, yoksa bir karar mercii var mı?

Dalga geçmek ile iftira atmak farklıdır. Dalga geçmek ya da eleştirmek, iftira değildir. İftira, yapmadığın bir şeyin senin tarafından yapıldığını iddia etmektir. Bu da daha çok zina ile ilgilidir. Kuran’da buna haddi kazf denilir. Kuran’da cezası var, fakat bireyler bunu kafasına göre veremezler. Bunun mahkemesi, yargılaması var. Belki de söylediğin şeyler doğru değildir. Mahkemeye verilecek, yargılanacak, şahitler olacak, kanıtlar olacak, ki o kişinin gerçekten peygambere iftira atıp atmadığını mahkeme deliller ve şahitlerle kanıtlayacak.

Amasız fakatsız…

Fransa’daki saldırıları kınayan birçok insan bu yaşananlar kötüdür ‘ama’ dedi. Bu ‘ama’ları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yanlış buluyorum. Kendi mahallelerini, kimliklerini, dillerini, topraklarını aşamadıkları için böyle konuşuyorlar. Çünkü öldürülen kişiler Fransız, Hıristiyan, Batılı; öldüren kişilerse Müslüman, Doğulu, Cezayirli, yani bizden. O yüzden bu kişiler direk kınama yerine ‘ama, fakat’ demek durumunda kalıyorlar. Bu da zihinlerinin hak ve adalet mantığıyla işlemediğini, kimlik ve medeniyet mantığıyla işlediğini gösterir. Hak ve adalet mantığıyla haraket eden kişi, hak neredeyse amasız fakatsız onun yanında durur. Ama kimlik ve medeniyet mantığıyla haraket edenler, öldürenlerin kim olduğuna, hangi medeniyete mensup olduğuna takılır. Bunun direk kınanması gerek. Bunun için de öldürme meselesinin insan zihninde iyice bir yer etmesi lazım. Çünkü tüm kutsal kitaplarda ortak 3 büyük suç var: Öldürmek, çalmak ve yalan söylemek. Bir insan öldürüldüğünde kimdendi, onlar da geçmişte bunu yapmıştı, onlar da kışkırtmasaydı gibi sözleri söylemenin sırası değil. Ortada 12 ölü var. Burada akan sular durur.

Sorun tam da burada: 12 kişi öldü, akan sular durdu. Bu sefer bazı kesimler diyor ki; Batı yıllardır İslam dünyasında binlerce masum insan öldürüyor. Kimsenin sesi çıkmıyor. Bu nasıl insan hakları, bu nasıl özgürlük?

Bu mazeret üretmektir, sonu da gelmez. Bence usul şudur: Dünün zulmüne dün, bugünün zulmüne bugün, yarının zulmüne de yarın karşı çıkarız. Dünkü zulmü bahane ederek bugünkü zulmü haklı göremezsiniz. Dün Fransa, Cezayir’de katliam yaptı, doğru. Ama ona dün karşı çıkman lazımdı. Bugün zulüm yapılıyorsa, bugün karşı çıkmalısın. Şimdi dünkü olanları ve gelecekte olanları bahane ederek günümüzde olanları savsaklayamazsınız. Bazıları günümüzde olanlara oy kaybederim, kitabım satılmaz, dini mahallelerde gözden düşerim korkusuyla tavır koymaktan çekiniyor.

İki taraf da birbirinden farksız

Saldırıların ardından İslamofobia tekrar gündeme geldi. Bu tür saldırılarda İslamofobia’nın nasıl bir etkisi var?

Bu karşılıklı olan bir şey. Batı’da İslamofobia, bizde de Hıristiyanofobia ya da gavurfobia var. Yani biz onlara nasıl bakıyorsak, onlar da bize aynı şekilde bakıyor. Ben eskiden Batılıların İslam’a düşmanlığının daha çok olduğunu düşünüyordum. Ama Avrupa’ya gidip geldikçe gördüm ki, iki taraf da birbirinden farksız. Aynı düşmanlık burada da var. Memleketin eski başbakanı bile ‘Afedersiniz bana Ermeni dediler’ diyor. Ben Kayseri’de Müslüman-Türk-Sünni bir ailede büyüdüm, annem babam kızdığı zaman hep ‘Yahudi, Ermeni, Moskof’ derdi. Biz bu telkinlerle büyüdük. Şimdi ben gidip bir Ermeni’ye nasıl iyi gözle bakacağım? Bütün Anadolu’da kültür bu. Ötekidir, gavurdur. Avrupa’ya git, orada da aynısı. Şimdi biz tarihten devredilen bu kin ve nefret mirasının altında ezilecek miyiz, bunlarla hesaplaşmayacak mıyız? Ortak bir insanlık değeri üretmeyecek miyiz?

İslam devleti olamaz

Son zamanlarda Ordadoğu’da hızlı bir şekilde IŞİD ve Nusra benzeri radikal grupların türemesinde İslam alimlerinin nasıl bir rolü var?

İslam alimlerinin rolü bunları yanlış yönlerdirmelerden kaynaklanıyor. Mesela IŞİD’e bakalım: IŞİD diyor ki, inanmayanları öldürmek lazım. Geçmişteki İslam alimleri de dinden dönenlerin kafasının uçurulacağını, kafirlerin öldürüllmesinin farz olduğunu söylüyor. Mesela İbni Teymiye de ‘Siyasetüs Şeriyye’ kitabında namaz kılmayanların kırbaçlanacağı, cezaevine atılacağı veya öldürüleceği konusunda mezheplerin içtihat birliği yaptığını söylüyor. Namaz kılmayan, örtünmeyen insanlar zorlanabilir. Bir devlet iyiliği emretmek ve kötülüğü sakındırmak için dinin ritüelleri insanlara zorla yaptırma yoluna gidebilir. Bu, Taliban Afganistan’ında, İran’da ve Suudi Arabistan’da yer yer uygulanıyor. İran’da kadınlar örtünmeye zorlanıyor, Afganistan’da peçe takmaya. IŞİD’çiler ele geçirdikleri yerlerde namaz kılmayanları meydanlarda toplayıp kırbaçla cezalandırmaya çalışıyor. Bunlar eski alimlerin kitaplarında yazıyor. IŞİD’çi ortalama taassup ve cehaliyete sahip hırslı bir genç de bu kitapları okuyor ve ‘Demek ki İslamiyet buymuş’ diyor. Bu alimlerin yazdıklarıyla yüzleşmek gerek. Eğer Kuran’da bir devlet görüşü varsa, bu olsa olsa bir adalet devleti olmalı, IŞİD’çilerin iddia ettiği gibi bir İslam devleti olamaz. İslam devleti demek İslam’ın inanç ve ibadetlerini zorla insanlara yaptırmak demektir. Adalet devleti demek, İslam’ın inançlarını ve ibadetlerini şahıslara bırakıp, insan hakları ile ilgili olan evrensel değerleri esas alan devlettir. Arasındaki fark budur.

Asıl olan Kuran değil mi?

Bunlar eski alimler, peki bugün Diyanet başta olmak üzere yeni alimler neden hâlâ bu tür radikal gruplara karşı net bir tavır ortaya koyamıyor?

Yeni alimler dediğiniz kişiler de eski alimlerin öğretilerini aşamıyor, onları eleştirmeye, yüzleşmeye cesaret edemiyor. Halbuki açık bir şekilde söylenmesi gerekiyor ki, İslam’da dinden döneni öldürmek, namaz kılmayanı kırbaçlamak, inanmayanı nerede bulsan öldür diye bir şey yoktur. Tüm bunlar eski alimlerin kitaplarında var ama Kuran’da yazmıyor. Asıl olan Kuran değil mi? Bu kişilerin bu tür yollara girmesinin 3 sebepten kaynaklandığını düşünüyorum: Cehalet, taassup ve hırs. IŞİD’çilerde bunların hepsi var. Eğer din adına hareket diyorsan, dine uygun hareket etmelisin, yani biri Allah, Muhammed ya da dinle alay ediyorsa, bunlara ne yapılması gerektiği Kuran’da yazıyor. Eğer senin kitabın, Allah’ın varsa; bu kitaba uygun hareket etmelisin. Kitapta diyor ki; ‘Alay edilen yerden uzaklaş.’ Sen nasıl öldürüyorsun? Bu, Allah’a saygıları olmadığını, gerçekten bir kitaba uymadıklarını, hırslarının akıl; taassuplarının da vicdanın önüne geçtiğini gösteriyor.

Önyargılar kırılmadıkça olmaz

Giderek yaygınlaşan bu radikal İslami gruplara karşı Türkiye’deki İslam bir rol model olabilir mi?

Olamaz. Ortada model alınacak bir İslami anlayış ve ülke yok. Buna Türkiye de dahil. Çünkü bunların hepsi sorgulamamış eski İslam kültüründen besleniyor. Mısır’daki İhvanı Muslimin, Pakistan’daki Cemaati İslami, Filistin’deki Hamas, İran’da Kum şehri mollaları, Türkiye’deki imamhatipler, ilahiyat fakülteleri, Kuran kursları, cemaat ortamları bunların hepsi sorgulanmamış eski İslam kültürünü okuyor ve onunla yetişiyorlar.

Bu şu demek: Özellikle Kerbela’dan sonra imparatorluk çağı boyunca Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar gibi imparatorluklar döneminde oluşmuş kültüre, eski İslam kültürü diyoruz. Bu eski İslam kültürü, Kuran’dan uzaklaşan bir kültürdür. Saltanatçı, evlat katline cevaz veren, cariye hayatını onaylayan, devşirme kültürüne ses çıkarmayan, kanlı ihtilal yoluyla iktidar değişimlerinde sakınca görmeyen, demokrasiye küfür diyen ama saltanata küfür diyemeyen bir anlayış. Bu anlayış, kitaplara siyasetnamelere sirayet etmiştir. O dönemlerde yaşayan alimlerin kitaplarına yansımıştır, şu anda din namına o kitaplar okutuluyor. Şimdi bunlarla yüzleşilmesi lazım. Bunun için din anlayışlarında reform gerekiyor, dinde reform değil. Müslüman dünyasının bir zihniyet rönesansı geçirmesi gerekiyor. Kendiyle yüzleşmesi lazım. Ve bunu kendi kendine yapması gerek, Batı falan olmadan. Bu yapıldıktan sonra ortaya çıkacak anlayış belki diğer insanlara örnek olabilir. Bu olmadan nasıl örnek olacak? Eskiden yazılan şeyleri olduğu gibi aktarıyor. Ben buna, ihyacı anlayış ile inşacı anlayış diyorum. İhyacı anlayış, eski İslam kültürünü sorgulamadan onu günümüzde diriltmek demek. İnşacı anlayış ise eski İslam anlayışı ile yüzleşerek, hesaplaşarak onu günümüzde yeniden yapılandırmak anlamına geliyor.

Article Categories:
Söyleşi

Comments to “Bizde gavurfobia var.” – Yurt Gazetesi Söyleşisi

  • İşte sizin sorununuz bu;
    Siz İslam anlayışını değiştirmeye çalışmak ile İslam’ı değiştirmeye çalışmanın arasında kalın bir çizgi var sanıyorsunuz. Yanlış anlaşıldığınızı biliyorsunuz, çünkü zaten yanlışsınız. İslam bugüne kadar değişikliğe uğramamış tek dindir ama siz onu modern hayata uydurmak istiyorsunuz. Reform mu yapmak istiyorsunuz, buyrun siz de o ifade özgürlüğünü desteklediğiniz provokatörlerle bir olun ve Katoliklerle uğraşın. Bunu İslam’da asla başaramazsınız. Düşün İslam dininin yakasından! Çünkü bu yapmaya çalıştığınız şeye o beğenmediğiniz alimlerin anlayışını benimseyen ve KUR’AN-I KERİM ile birlikte HZ. MUHAMMED’i de rehber edinenler asla izin vermeyecektir. Hz.Muhammed (sav)’i rehber edindiğimizi, sadece kul değil aynı zamanda Allah’ın elçisi olduğunu kabul ettiğimiz Kelime-i Şahadet’i biliyor musunuz? Siz Kelime-i Şahadet okuyor musunuz? Siz müslüman mısınız İhsan Eliaçık? Siz de müslümanlar gibi Hz. Muhammed Efendimizin peygamberliğine iman ediyor musunuz? Yoksa peygamber olmayanları peygamberlik makamına mı taşıyorsunuz? Sav yazmam sizi rahatsız etti mi? Efendimiz yazmam peki? Şeytanı rahatsız eder o güzel kulu böyle ihya eden kelimeler kullanmam da o yüzden sordum? Böyle küçük sanılan devasa ayrıntıları yok etmeyi insanlara telkin ederek İslam’a değil, o kişilerin müslümanlığına zarar verebilirsiniz sadece. Sadece bununla değil, yavaş yavaş birçok şeyi eksilterek yok ederek o insanların kafirleşmesine vesile olurken İslam dinini nasıl ağzınıza alabiliyorsunuz, hayret içerisindeyim. Siz İslam’ı alçaltamazsınız, değiştiremezsiniz. Siz çok acizsiniz İhsan Eliaçık ve bir o kadar da komik! İnşallah Allah sizi tez vakitte ıslah edip bu dünya alemine son halinizi ibret eylesin!

    İlayda 16 Ocak 2015 19:02 Cevapla
  • Alay Etme Üzerine

    5:57-Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) iman ediyorsanız, Allah’dan gereğince korkun.

    6:5-Hak, kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberi yakında kendilerine gelecektir.

    6:10-Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıverdi.

    9:65-Eğer kendilerine sorarsan, “Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk.” derler. De ki: “Allah ile, âyetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz?”

    13:32-Andolsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Ben de o kâfirlere bir süre için meydan verdim. Sonra da tuttum onları cezalandırdım. O vakit azabım nasıl imiş (gördüler).

    15:11-Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmiş olmasınlar.

    16:34-Bunun için, sonunda yaptıklarının cezası başlarına felaket oldu ve alay edip durdukları o azap, kendilerini kuşattı.

    18:106-İşte böyle, onların cezaları cehennemdir. Çünkü inkâr etmişler ve benim âyetlerimi, peygamberlerimi alaya almışlardır.

    21:41-Yemin olsun ki, senden önce birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azap) kuşatıverdi.

    25:41-Seni gördükleri zaman “Bu mu Allah’ın Peygamber olarak gönderdiği?” diye hep seni alaya alıyorlar.

    36:30-Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

    39:56-(O günden sakının ki günahkar) nefis şöyle diyecektir: “Allah’ınyanında yaptığım kusurlardan dolayı yazık bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim.”

    40:83-Çünkü onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de o alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.

    43:7-Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

    45:9-Â yetlerimizden birşey öğrendiği zaman, onu alaya alıyor. İşte onlar için rezil ve rüsvay edici bir azap vardır.

    45:33-Derken yaptıkları amellerin kötülüğü gözlerinin önüne serildi, alay edip durdukları şey onları kuşatıverdi.

    49:11-Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.

    104:1-Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline!

    Harun 19 Ocak 2015 08:21 Cevapla
  • Sayin Eliacik,

    Islami diyalektik konusunda ki dusuncelerinize katilmamak elde degil. Zaten, gerici, kalin kafali yobazlarin anlayamadiklari sey’de bu. Hic bir konuda kafa yormamislar. Okuyup arastirmamislar. Zihinsel tembelliklerinin sonucu sadece hakaret ve hipokrit yaklasimlar.
    Sozlerinizi samimi bulmakla beraber islam oligarsisinin yok olacagina malesef inancim yok. Bunun sebeplerini zaten cok guzel yazmissiniz.

    Saygilarimla

    selim 21 Ocak 2015 08:40 Cevapla

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.