Ara 23, 2010
16411 Views
14 5

İslam’ın Ritüelleri

Written by

Ritüel” sözcüğü Hind-Avrupa kökünde “ritu” (saymak) imiş… Oradan Letinceye “ritus” (ayin, tören, merasim, örf, adet) olarak geçmiş, Orta-Latincede “ritüale”  olmuş… Ordan da Fransızcaya  “rituel”, İngilizceye “ritual” olarak yerleşmiş…

Âyin” kelimesi ise Türkçeye Farsçadan geçmiş ve görenek, tören, merasim anlamına geliyor. Osmanlıcada kullanılan “Şehrâyin” bu anlamda tören, merasim, şenlik ayı demek. “Ayna” kelimesi de bu kökten.  Ayin ve törende belli hareketlerin tekrar “aynısı” yapılır, aynada da kendinin “aynısını” görürsün. “Aynen” de bu kökten olup tekrar ifade eder…

Görüldüğü gibi ritüel veya ayinde bir hareketin “sayısı, tekrarı ve aynılığı” esastır: Her yıl Ganj nehrine girersin (Hinduizm)… Her Pazar kilisede toplanırsın (Hristıyanlık)… Her ramazan ayında bir ay oruç tutarsın… Namazda bir rüku iki secde yaparsın… Abdestte dört uzvunu yıkarsın… Hacda şeytan taşlarsın… Kabe etrafında yedi defa dönersin (İslam)…

Kur’an’da ritüeli karşılayacak kavramın “nüsuk/menâsik” olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla “İslâm’ın ritüelleri” aslında “İslâm’ın nüsukları” demek oluyor.

Nusuk/menâsik kelimesinin Arapçada toprağı ıslah için gübrelemek (nusuku’l-ard), yeni yağmur yağıp yeşillenmiş toprak (ardun nâsike), bir adamın alıştığı yer (en-Neseki) kelimelerinden da anlaşılacağı gibi “gübrelemek, alışmak” gibi anlamları var.

Kur’an’da nusuk altı yerde salât, oruç, hacc, kurban vb. ile birlikte kullanılır.  Bütün ritüelleri kendinde topladığı için özellikle hacc için “menâsik” denir ki aslında diğerlerini de kapsar. Kur’an namaz, oruç, hac, kurban vb. ritüllere ibadet demez. İbadet Kur’an’da 278 civarında yerde geçer ve hiç bunlarla birlikte kullanılmaz.  (bkz. ‘Din ve ibadet anlayışımız 1-2” ve “Dinin direği nedir?” başlıklı makaleler).

Şu halde İslam’ın ritüellerine nüsuk diyeceğiz.

Nüsuk belirli hareketlerin sayılı, tekrarlı ve aynı tarzda yapılması bakımından ritüel ve ayine benzer. Fakat kelime kökünden de anlaşılacağı gibi bunlardan maksat sırf “aynı şeyleri tekrar” edip durma değildir. Amacını kaybetmiş, manasız tekrar olunca ayin, hayatın içindeki bir amaca  “alıştırma veya hayatta ürün almak için “gübreleme” olunca tekrarlanan hareketler nüsuk oluyor. Bu durumda nüsukun amacı “ibadet” oluyor. İbadet ise bir şeyi hayatın içinde yapmak, iş ve değer üretmek, ortaya çıkarmak, etmek, eylemek demektir.

***

Şimdi, bu ikili ayırım (nüsuk-ibadet; gübre-ürün) çerçevesinde İslam’ın belli başlı tekrar edilen hareket, tören ve merasimlerine (ritüellerine) bakalım.

HACC:

Nüsuku: Her (kamerî) yıl sonunda Mekke’deki Kabe (Beyt) etrafında toplanılır. İhrama girilir. Beyt tavaf edilir; etrafında yedi kez dönülür. Arafat’da vakfe’ye durulur…

İbadeti: Hayatta eve (beyt) dayalı yaşamı yüceltmeyi ve yaşatmayı ifade eder. İnsanlığın ve uygarlığın kökenini hatırlatır. Kabe’yi Adem yapmıştır. Çünkü Adem/Adam ilk ev (beyt) kuran, aileye dayalı yaşamı başlatan, bir arada yaşama hukuku getiren (şeriat) ve insanoğlunun (yeme içme, şehvet, tutku, ihtiras) konusunda kendini frenlemesi (savm/oruç) bilinci uyanan ilk insanın/insanların sembolüdür.

İlginçtir “Allahuekber” e benzer tek ifade Kur’an’da “Hacc-ı ekber” olarak geçer (Tövbe; 3). Dikkat ediniz; Allah yerine Hacc geçmiş. Bu durumda Hacc, insanlığın toplaşma, karışma, kaynaşma ve eşitlik ritüeli oluyor. Verdiği mesaj Allahuekber’in yere indiğinde nasıl anlaşılması gerektiğinin tatbikatıdır: Allah’tan (en-Nâs’tan/halktan/toplumdan) daha büyük değilsin! Ona dön!

Hacc “yöneliş” veya “yürüyüş” demek olduğundan, etrafında dönülen Kabe bir an için yukarıya çekilip alınsa ortada esas amaç kalır.  Geriye iki parça beze bürünmüş, karışmış, kaynaşmış, sınıf, tabaka ve kastlardan arınmış, “eşit” hale gelmiş insanlık (en-Nâs) kalır.  İşte tüm yeryüzünde “yöneliş” buna, “yürüyüş” buna doğrudur.

Hac boyunca telbiye yapılması [Lebbeyk Allahume lebbeyk… La şerike leke lebbeyk… İnne’l-hamde, ve’n’imete ve leke mülk la şerîke leke lebbeyk…] topluca yeri göğü inleterek mülkün Allah’a ait olduğunun ve şirkin esasında mülk ile ilgili olduğunun apaçık ilanıdır. [Anlamı: Buyur Allahım buyur. Senin ortağın yoktur buyur. Hiç şüphesiz övgü sanadır, nimet ve mülk (zenginlik, mal ve egemenlik) senindir; kimse sana ortak olamaz , buyur…]

Demek ki hacc ritüelinin bize öğrettiği rütbe, tabaka ve kastlardan arınmış (ihram/tavaf) sınıfsız topluma yöneliş ve insanlıkta/yeryüzünde/toplumlarda bunu sağlamak için durmadan çaba, gayret ve yürüyüş halinde olmaktır. Asıl ibadet budur, diğerleri bunu öğretmeye yönelik menâsiktir. Haccın diğer bütün nüsukları (Arafat, Müzdelife, Mina, Şeytan taşlama, kurban, bayram) bunun nasıl sağlanacağına yönelik sembolik hareket ve ritüellerdir. Her biri bu amacın bir aşamasını/safhasını öğretir. Hacılar bunları öğrenmiş ve hacc menâsikinden gerekli talimatları çıkarmış olarak memleketlerine dönerler. Asıl ibadet döndükten sonra başlar.

NAMAZ:

Nusuku: Günün belirli vakitlerinde en önemli hareketleri rüku ve secde olan hareketleri yapmaktır. Hac, cuma ve bayram namazlarında saf halinde dizilinir ve topluca (cemaat halinde) yapılır.

İbadeti: Hayatta hiç kimsenin önünde eğilmemek (ruku), mütevazi olmak (secde) ve eşitliktir (saf).  Eğer ömrünüz onun bunun önünde eğilerek geçiyorsa yaptığınız ruku sadece nüsuk olarak kalır ve ibadete dönüşmüş olmaz. Peygamberimiz der ki: “Kim birisinin önünde sırf zengin olduğu için eğilirse (ayağa kalkarsa) dininin yarısı gider.” (Beyhakî)… Keza kibirli, kendini beğenmiş, kasıntılı, böbürlenerek yürüyenlerin namazı boştur. Yaptıkları sadece nusuk olarak kalır; ibadet yapmış olmazlar… Yine namazda safa dizildiği, önündeki bir yoksulun çorabının dibine secde ettiği halde dışarı çıkınca kâşanelerine çekilenlerin, topluma üstten bakanların, kast yaratıp sınıf oluşturanların, öksüzü korumayan ve yoksulun yanında olmayanların namazı boştur. Çünkü eşitlik ritüelinden (saf halinde diziliş) çıkıp toplumda eşitsizlik yaratmaktadırlar. Bunların yaptıkları da sadece nusuk olarak kalır, ibadet olmuş olmaz. İbadet dışarıda, hayatta olur; tapınakta değil.

ABDEST:

Nusuku: El ve yüzü su ile yıkama, baş ve ayakları da mesh etme (veya ayakları yıkama) ritüelidir. Gusl abdesti ise bütün vücudu su ile yıkamadır.

İbadeti: Eline, yüzüne (gözüne, kulağına, ağzına), başına (kişiliğine) ve ayaklarına (gittiği yere) sahip olmaktır. Abdest ve gusl bu anlamda “Eline, beline, diline sahip ol” sözünün anlamını çağrıştırır. Çünkü su dinî sembolizmde arınmayı ifade eder.  Bunları su ile yıkamak, bunlara sahip olmak, buralardan insanların zararına bir şey çıkarmamak, yapmamak demektir. Bunları yaparsınız ibadet yapmış olursunuz, aksi halde nusuk olarak kalır.

EZAN:

Nüsuku: İçinde “Allahuekber” ve “Lailahe illallah” sözlerinin en çok geçtiği bilinen cümlelerden oluşan ilan ve çağrıdır. Genellikle günde beş (Sünnîler) ve bazen de üç kez (Şiîler) camilerden yükses sesle okunur. Buna ezan (duyuru, ilan) denir.

İbadeti: Allah’tan (halktan) daha büyük olduklarını sananlara ve Allah’a (halka) rağmen otorite tesis etmeye çalışanlara bir reddiyedir. Mülkü ele geçirerek müstağnileşen ve böylece tuğyan edenlere hatırlatma ve ihtardır. Çünkü İslam’ın şiarlarının merkezinde “Lehu’l-mülk” (Mülk Allah’ındır) vardır. Bu, bir şeye reddiye değil; önce ilan ve duyurudur. Kur’an’ın tüm ruhuna sinmiştir. Öyle ki Kur’an’ın her sayfasının ortasına sanki Lehu’l-mülk damgası basılıdır. Bütün kıssalar, ahkam, nüsuk ve anlatılar bunu açımlar. Konu (parağraf) bitimlerinde yerlerin ve göklerin mülkünün Allah’a ait olduğu sıklıkla vurgulanır.  İşte ezanda kim       yeryüzünün kuvvet arçalarını (bilgi, iktidar ve servet) ele geçirip büyüklenmeye kalkarsa ona reddiye gelir: Allahuekber! [En büyük Allah’tır]. Sonra kişi veya kişiler, kurum veya kurumlar bu büyüklenmeye dayanarak insanlar üzerinde otorite tesis etmeye ve hegemonya kurmaya kalkarsa ona reddiye gelir: Lailahe illallah! [Allah’tan başka ‘ilah’ yoktur].  (Bkz. ‘İslam’ın iki büyük şiarı’ başlıklı makale).

ORUÇ:

Nusuku: Ramazan ayında bir ay boyunca yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmaktır.

İbadeti: Hayatta Şeytanın dört büyük saptırma yolunu tıkamayı ve onlara karşı kendini tutmayı ifade eder: Servet, şehvet, iktidar, şöhret…  Aç kalarak servete ve biriktirmeye, cinsel ilişkiden uzak durarak şehvet ve iktidara (iktidarsızlık!) ve itikafa girerek şöhrete karşı kendinizi tutma talimi yaparsınız. Bu durumda oruç ritüelinin ibadeti servet, cinsellik, iktidar ve şöhret tutkusundan uzak durmanın bizatihi kendisidir. Çünkü her tür şehvetin panzehiri açlıktır. Yeryüzünde bir milyar aç varken, orucu zenginlerin iftar gösterişine çevirenler ibadet yapmış olmazlar. İftar ve sahur sofralarındaki oruç değildir; onun ritüelidir. Bilakis ibadet hayatta öksüzü koruma ve yoksulun yanında olmadır. Böyle bir hayat tarzını benimseme, örneğin siyaseti bunun için yapmadır. Demek ki ramazanda ritüel/nüsuk ile iş/dava öğretilmekte Ramazan ayı çıkınca da ibadeti başlamaktadır.

KURBAN:

Nüsuku: Hacda hediye olarak kesilen hayvanlara denir. Bazı İslam toplumlarında hac dışında da kurban kesmek büyük eşitlik ritüeline (hac) bulunduğu yerden katılım sağlamak amacıyla adet olmuştur. Kurbanlar üçe bölünür: Bir parçası hane halkına, ikincisi komşulara, üçüncüsü yoksullara dağıtılır.

İbadeti: Hayatta birbirine yakınlaşma, hediyeleşme, kaynaşma ve kucaklaşmadır. Oluşmuş tabakalaşma ve sınıflaşmaların kaldırılması, herkesin birbirini ziyaret etmesi, hacda ihram ve tavaf ile sergilenen sınıfsızlaşmaya yaşanılan yerden katılma, öteki için fedakarlık, onun halini anlama ve empati yapmadır. Nimetleri paylaşmalı: Bilgiyi, iktidarı ve serveti de kurbanı üçe böldüğümüz gibi taksim etmeli, paylaşmalı, dağıtmalı ve yaymalıyız. Bir tek yerde temerküz (kenz) ederek tabakalaşma ve eşitsizlik meydana getirmemeliyiz. Bunun için bayrama i’ydu’l-edha yani fedakarlık, öteki için kendini feda etme, diğergamlık bayramı denmiştir.

DOMUZ ETİ:

 

Nüsuk: Yemek olarak domuz (hınzır) etini yememektir.

İbadeti: Hayatta; para, ticaret ve devlet ilişkilerinde domuzlaşmamak yani yiyicilik yapmamaktır. Çünkü öteden beri Mezopotamya-Akdeniz havzası halklarında domuz yiyiciliğin ve pisliğin sembolü olarak görülürdü. Buradan sembolize edilerek domuz eti yememek haram helal demeden her şeyi yemenin, yiyicilik yapmanın, yemede kırmızı çizgisi olmamanın sembolü olarak yasaklanmıştır. Bizzat domuz eti yememek işin ritüeli, domuzlaşmamak ise ibadetidir.  “Allah’tan başkası adına kesilenleri yememek” de böyledir. Yani kimse Allah izin vermeden birisini kesemez (öldüremez) denmek istenir. Böyle bir şey yapanın kestiği protesto edilerek yenmez. Allah’ın izin vermesi ise saldırıya uğrama, kısas, meşru hayvan kesimi, av gibi hallerde söz konusu olur.

Yoksa bir şehre tanklarla girip çoluk çocuk demeden binlerce insanı kesip (öldürüp) ardından lokantada “helal et” sormak abesle iştigal olup dindarlık falan değildir… Masada kardeşinin ölü etini yeyip dururken (gıybet) garsondan kebabın “helal et” olup olmadığını sormak da böyledir… Keza yanında asgari ücretle işçi çalıştırıp emeği sömürerek (yiyicilik yaparak) katlar yatlar sahibi olduğu halde hala işçisi kirada oturan birisinin “zinhar domuz eti yemem, haram” deyip durması da böyledir. Çünkü böyle birisi ritüel olarak domuz eti yemediği halde iş ilişkisinde domuzun tekidir. Nüsukunu yapmakta ve fakat ibadetine yanaşmamaktadır. Sırf nüsuk (ritüel) kişiyi kurtarmaz.

CENAZE:

Ölen kişi musalla taşına konur. “Er (veya hatun) kişiyi nasıl bilirdiniz?” ve “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” diye sorulur. Cemaat “İyi bilirdik, helal olsun” der ve Kıbleye dönmüş vaziyette cenaze namazı kılınır.  Sonra omuzlar üzerinde mezara götürülüp gömülür. Mezarda genellikle Yasin suresi okunur. Cenaze sahiplerinin evine gelinerek taziyede bulunulur.

İbadeti: Ölüm en büyük eşitleyici ilkedir. Kişi ölmekle eşitlenmiş olur. Bunu temsilen musalla taşına yatırılır. Cemaate kimin hakkını yeyip yemediği sorulur. Başka bir şey değil; sadece üzerinde “kul hakkı” olup olmadığı sorulur. Bunun anlamı ölenin cemaate ( topluma/halka) tepeden bakıp bakmadığının, emek sömürüsü yapıp yapmadığının, hak ihlali yapıp yapmadığının sorulmasıdır. Adeta denmek istenir ki: “Bu er (veya hatun) kişi adalet ve eşitlik ilkelerini ihlal etti mi etmedi mi? Bu konuda bir şikayeti olan var mı yok mu?” Aslında bu ahiretteki sorgunun da ön tatbikatıdır. Orada da ilk buradan sorulacaktır… Mezarda Yasin suresinin okunması ise ölen için değil; mezara gelen diriler içindir. Keza evdeki taziye de aynen diriler içindir. Taziye acıyı paylaşma” demek olup cenaze sahiplerini hayata döndürmek için yapılan gönendirici konuşmalardır…

***

Görülüyor ki İslam’ın bütün ritüelleri dönüp dolaşıp aynı kapıya çıkmaktadır:   Kerem! Bu ise Kitab’ın kapağında yazılı olan şeydir: Kur’an’ı Kerim…

Demek ki İslam’ın ritüellerini de “kerim” gözle okumamız gerekiyor.

 

Kerim cömertlik ve şeref demek olup en genel anlamıyla paylaşma/bölüşme ilkesini ifade eder. Dikkat ediniz, her şey bunun gerçekleşip gerçekleşmediği, ihlal edilip edilmediği ile ilgili: Bilgide, servette, iktidarda; yerde, gökte, karada, denizde, havada…

Aslında diğer dini düşence sistemlerinde de birçok ritüel ve sembol bununla ilgilidir.

Mesela Yahudilikte cumartesi yasağı “sahip olmama” veya “mülkiyet edinmeme günü” demekti. Altı günde kazandıklarını yedinci gün paylaşırsın. Hristıyanlıkta “komünyon ayini” de böyledir. Hz. İsa hep arkadaşlarıyla beraber yemek yerdi. Son akşam yemeğinde de böyleydi. Ortaklaşa yenen yemeğe “agape” denirdi. Onun için komünyon (cemaat/toplu) halde, hep birlikte yenen yemek deniyor. Peygamberimizin Medine’deki “suffe” uygulaması da böyledir. Suffe, miskinlerin sığındığı yer değil; toplu halde olunan yer demektir, oraya herkes gelir ve paylaşma/bölüşme öğrenilir. Sufilikte, Ahilikte, Alevilikte de böyle uygulamalar çoktur ve hepsi de aynı mantığın ürünüdür. Zaten “tekke” paylaşmanın/bölüşmenin öğrenildiği yer demektir. Alevilikteki “kırklar cemi” de böyledir.

Bunların hepsi bir zamanlar toplu halde olmayı, cemaat (comün) halinde yaşamayı ifade ediyordu. Fakat sonra gelenler bunları unutarak ritüel’i yüceltip (ayin) asıl maksadı unuttu. Bugün mesela domuz etini asla yemeyip iş hayatında domuzlaşan yığınla Müslüman olduğu gibi, Cumartesi yasağının ne yasağı olduğunu unutan yığınla Yahudi bulunuyor. Keza İsa’nın kanı yerine şarabı, eti yerine ekmeği yemekle komünyon ayini yapan ve fakat hayatta ne ekmeğini ne suyunu kimseyle paylaşmayan yığınla Hristıyan bulunuyor.

***

Görülüyor ki dinî düşünce dünyası sembollerin ve ritüllerin çokca kullanıldığı bir dünyadır. Bu açıdan Kur’an modern tarih, fizik, matematik, jeoloji, astronomi vb. kitaplarına pek benzemez. Onun kendine özgü anlatım tarzına aşina olunca çetrefil gibi görünen bir çok mesele kolayca açıklığa kavuşur.

 

Dinî düşünce sistemlerinin kimi sembol ve ritüellerle insanlıkta ne yapmaya çalıştığı sanırım anlaşılıyor.

Bugün İslam içinde biri ritüellere diğeri maksat ve ruha vurgu yapan iki akım bulunuyor. Bunların birine Sünnîlik diğerine Alevîlik deniyor. Sunnîlik ritüelin din sosyoloji açısından önemini kavrayarak onları sık sıkıya korumak isterken, Alevilik bunların esasında ne maksatla varolduğunun mesajını veriyor.

Bir kez gönül kırdın ise bu kıldığın namaz namaz değil” ve “Allah de ne istersen becer, oh ne ala ne şeker” cümlelerindeki “gönül” , “namaz”, “Allah” ve “Ne istersen becer” sözleri ritüel ile ruhun, dolayısıyla Sünnîlik ile Alevîlik arasındaki “mesajlaşmanın” ayrıntısını ele verir. Birisi ritüele ve şekle, diğeri maksat ve ruha ağırlık verir. Birinin aşırı gittiği yerde diğeri ona mesaj gönderir. İyice düşünülürse Sunnîlik İslam’ın klasik (tarihsel) aklı olurken, Alevîlik ruhu olmaktadır.

Kanımca Peygamberin şahsında her ikisi de birleşmiş durumdaydı. Sonraki asırlarda bu sürekli parçalandı ve her biri elindeki parça ile asıl benimki doğru diye övünerek /sevinerek yol ve kimlik oluşturdu. Asla, köke inince her ikisinin de bütün içinde kaybolduğunu ve asıl yerini bulduğunu göreceksiniz…

Article Tags:
·
Article Categories:
Makale

Comments to İslam’ın Ritüelleri

  • eline sağlık ihsan bey.

    ismail kılınçer 23 Aralık 2010 13:51 Cevapla
  • nusuklari yerine getirmeyipte, bunun ibadetini yapanlari goruyoruz toplumumuzda. kalbi temiz olan, iyilik icin caba harcayan insanlarimizi. elbette ikisini yerine getiren en guzeli, ancak nusuklar neticesinde iyi sonuc cikmiyorsa (yumurtadan civciv cikmiyorsa)o zaman iyi niyetli nusuk yapanlar(cehalette var)dinin kotu algilanmasina ve firsat gozetenlerin eline koz vermis olmuyorlarmi.

    en guz 23 Aralık 2010 14:33 Cevapla
  • İhsan hocamın anlatımı bana "sözde değil özde müslüman" cümlesini hatırlattı.İnanç içselleştikçe nüsük ün ibadet anlayışına kaydığını yaşayarak görmekteyiz.Teşekkürler İhsan Hocam.Selamlar.

    İlkay GÜVERCİN 23 Aralık 2010 15:02 Cevapla
  • Yazı için teşekkürler..<br><br>Peygamber kendi toplumundaki ibadetkulluk kavramından kopmuş nusuklarıritüelleriayinleri, insani yani ibadet çizgisine çekmeye çalışmıştır. İçi boşalan kavramları &quot;mana&quot; ile doldurmuştur. Bunun içinde bu uygulamalarda bazı düzenlemelere gidilmiştir.<br><br>Bugün bazı hanif arkadaşların kuranda namazı, orucu, haccı bulamamalarının sebebi budur. salatın,

    Mustafa Çantaoğlu 23 Aralık 2010 15:26 Cevapla
  • Kendi gerçeğinin farkına varma ile Kendinini kandırma serüveninin anatomisi…Kendini kandırmak kolay, kabullenmek yürek ister; asıl yürek; yüreğine nüfuz edebilmek….Zor zor…

    zafer özer 23 Aralık 2010 16:04 Cevapla
  • Hocam yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum ve birçok yazınızdan sonra da kendi kendime &quot;işte ben de aynen böyle düşünüyordum.&quot; diyerek seviniyorum. Ancak bu yazınız benim aklıma birkaç soru getirdi:<br><br>- İslamın nusuklarla insanda kazandırmayı hedeflediği davranışlara bu nusukları yapmadan sahip olan kişilerin akıbeti nedir? Örneğin namaz kılmıyor ama kimsenin önünde de eğilmiyor.

    Tuna Boz 23 Aralık 2010 20:38 Cevapla
  • Selam ve Rahmet<br><br>Eline sağlık hocam.

    Fatih Demir 23 Aralık 2010 22:07 Cevapla
  • sayın hocam;yazılarınızı ilgi<br>le okuyorum.BİLGİLENMEYE ÇALIŞIYORUM.bu son yazınızı okuyunca son paragrafına takıldım.benden önce yorum yapan arkadaşla aynı cümleye takılmışız .demekki insanlar aynı şeyleri düşünebiliyorlar.beSünnilik ve Alevilik ayrımında Sünnilerin işin şekil tarafında, Alevilerin işin ruhunda olduğunu söylüyorsunuz. Ben bu bölümü anlayamadım. Sünniler töhmet altında

    ali çetin 23 Aralık 2010 22:57 Cevapla
  • Nusük ve ibadet kavramlarını daha iyi anladım teşekkür ederim ama Tuna Boz kardeşimin soruları bende de oluştu.Alevilik nasıl İslam&#39;ın ruhu oluyor?Bu konuda da varsa bir yazınız bizi yönlendirebilir misiniz?Selametle.

    Şennur Teran 23 Aralık 2010 23:05 Cevapla
  • İhsan Bey, Sünnilik &quot;şekil&quot;dir Alevilik ise işin &quot;ruh&quot;udur gibi çok düz bir mantık kurmuyor orada. Demek istediği, Sünnilik, tarihsel arka planda zaman içerisinde, namaz, oruç, hacc gibi ritüellerin ön plana çıkıp bunlarla islam&#39;ın asıl maksatı olanları aşılamak istenmiş, Alevilikte ise, Yunus Emre&#39;nin dediği gibi &quot;bir kez gönül kırdın ise, bu kıldığın namaz değil

    Gökalp Öztürk 24 Aralık 2010 00:50 Cevapla
  • SAYIN RECEP İHSAN ELİAÇIK, İSLAMIN RİTÜELLERİ ADLI MAKALE İLE OLMASI GEREKENİ GÖREBİLMEMİZ AÇISINDAN BİZLERE ANLATTINIZ OLAYIN İÇERİĞİ BUNDAN İBARETTİR EYVALLAH, ŞİMDİ İSE BU RİTÜELLERİN HAYATIMIZA NASIL YANSITMAMIZ GEREKTİĞİNİ AÇIKLAMAKTA, NAMAZI NASIL NEYE GÖRE KILACAĞIZ, 1450 YIL EVVEL KILINAN BİR NAMAZLA BUGÜN KILINAN NAMAZ RİTÜELLERİ ARASINDA NASIL BİR FARK VAR, HADİSLERE GÖRE KILINAN BİR

    BİR ÖNERİ 24 Aralık 2010 01:53 Cevapla
  • SAYIN RECEP İHSAN ELİAÇIK, İSLAMIN RİTÜELLERİ ADLI MAKALE İLE OLMASI GEREKENİ GÖREBİLMEMİZ AÇISINDAN BİZLERE ANLATTINIZ OLAYIN İÇERİĞİ BUNDAN İBARETTİR EYVALLAH, ŞİMDİ İSE BU RİTÜELLERİN HAYATIMIZA NASIL YANSITMAMIZ GEREKTİĞİNİ AÇIKLAMAKTA, NAMAZI NASIL NEYE GÖRE KILACAĞIZ, 1450 YIL EVVEL KILINAN BİR NAMAZLA BUGÜN KILINAN NAMAZ RİTÜELLERİ ARASINDA NASIL BİR FARK VAR, HADİSLERE GÖRE KILINAN BİR

    rECEP İHSAN BEYİN DİKKATİNE 24 Aralık 2010 01:55 Cevapla
  • Selam Sevgili Kardeşlerim, Hocam.<br>Benim bir derdime dokundu bu yazı, çok derin bir yaramı kanattı.<br>Hasbel kader adına Kur&#39;an Kursu denen bir tarikatın yurtlarında yetiştirilmeye çalışılmış bir &quot;din kurbanı&quot; olduğumu ifade ederek halimi paylaşmak istiyorum, af edilmesi ve yardım feryadımı duyan bir kardeş bulurum umudu ile…Mübarek geceler, ayinler, hatimler, rabıtalar ile

    Bir fanii.. 24 Aralık 2010 03:15 Cevapla
    • Yorumunuzda görülen koskoca bir küskünlük ve bunu ifade imkanı bulmanın heyecanı. Bana bu cevabı yazdıran ise küskün olduğunuz kimselerin veya kuruluşların nusukların da ibadetin de sahibi olmadıklarını hatırlatma isteğim… Yaratıcımızın bizden istediği kolay kısım nusuklar zor kısmı ise ibadetler. Kolayına yüz çevirenlerin ibadet yapabilmesi mümkün olabilir mi? <br />Selametle…

      betül 2 Nisan 2013 07:56 Cevapla
  • @tuna boz: &quot;Sünnilik ve Alevilik ayrımında Sünnilerin işin şekil tarafında, Alevilerin işin ruhunda olduğunu söylüyorsunuz. Ben bu bölümü anlayamadım. Sünniler töhmet altında bırakılmış gibi geldi bana. Ben sünniyim ve sünniler işin özünden bihaberdir gibi bir önerme beni rahatsız edebilir. &quot;<br>etsin. rahatsızlık iyidir. o cümle de zaten bunun için yazılmış.<br>&quot;sizi rahatsız

    kemal ö. 24 Aralık 2010 03:41 Cevapla
  • Günümüz alevi vatandaşlarının islamla alakasının hangi düzeyde olduğunu anlatmaya gerek yok&#39;&#39;.Eline diline beline sahip olma&#39;&#39; sözü güzel ama bu söze dayanarak islamın ruhunu alevilerin daha iyi anladığını yazmanız beni şaşırttı doğrusu,İhsan hocam yazılarınızın nerdeyse tamamını ve birazda kitaplarını okudum,açtığı konunun altını çok iyi doldurur ve ikna eder.ama ben bu

    bünyamin 24 Aralık 2010 11:34 Cevapla
  • merhabalar<br><br>yazınız için teşekkürler. bunlar son derece doğru tesbitler ve yazınızın büyük bir kısmına katılıyorum.<br>ancak yazının son kısmı oldukça kırıcı. iman sahibi bir insan için incitici. farz ibadetler insanı Allaha yakın tutar Allahın yakınında olma arzusunu pekiştirir.<br>ama farz ibadetleri sadece namaz, oruç hac… diye sınıflandırmamak gerekir. bir kardeşimizin ihtiyacını

    yurdanur 24 Aralık 2010 13:28 Cevapla
  • hocam sağol eline sağlık güzel bir yazı idi . ben bunlardan şunu anlıyorum. nusuklarımız yeterli değildir ancak nusuk suz da olmaz, islami bir yaşantı olmaz ..islami bir yaşantısı olmayana da itibar edilmez..doğrumudur.?

    abdulcelil 24 Aralık 2010 13:32 Cevapla
  • mükemmel bir yazı…lakin yarım kalmış gibi.<br>devamını bekliyoruz…<br>hakkınızı helal edin.<br>saygılarımla.

    HAVVA 24 Aralık 2010 14:18 Cevapla
  • Kuran evrenseldir diyenler kuranın asıl mesajlarından uzaklaşıyor.Kitabı yaşamın içinden uzaklaştırdıkça insanoğlu kendi eliyle yaptığı taşa,kayaya,puta yönelecek kıble diyecek Allahın sisteminden uzaklaşacak din diyecek,islam diyecek,namaz diyecek,insanı kurandan uzaklaştıracak.Allahın sistemi yeryüzünde bulana aklını kullanana ne beytullahta,ne camiide yaşamın içinde taşta kayada minarede değil

    M.Polat 24 Aralık 2010 19:41 Cevapla
  • &quot;Allah&quot; kelimesinin ardına parantez içinde &quot;halk&quot; kelimesi konmuş.Hocam en son Allah&#39;a tabiat diyordunuz şimdi halk mı oldu?

    İsmail .karataş 24 Aralık 2010 19:44 Cevapla
  • tespitiniz her zaman ki gibi vurucu hocam rabbim razı olsun nusukta kalmak taklidi imanda kalmak ibadete çevirmekse tahkiki imana geçmek olmuyor mu temelde geçişte bu noktada olması gerekiyor zaten kalıptan kalbe yol almak selam ve dua ile….

    canan 24 Aralık 2010 20:38 Cevapla
  • &quot;Hep birlikte Allah&#39;ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah&#39;ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O&#39;nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.&quot

    Gökalp Öztürk 24 Aralık 2010 23:14 Cevapla
  • Kuran&#39;a bakış açınız , o kitaba yaklaşım tarzınız övülmeye değer.<br>Yazılarınızı ilgiyle takip etmekteyim.

    Mustafa GÜNEY 25 Aralık 2010 00:31 Cevapla
  • Paylaşımcılık,eşitlik gibi kavramları dinsel anlamda ele alıp doğru yorumlayan yazılarınızın tümünde olduğu gibi bu yazınızda da yine etkileyici bir üslupla zihinleri açıyorsunuz. Bu iki kavram ve benzeri öneme sahip kavramlar üzerine düşünüp fikir üretirken kimi zaman sosyalist düşünce zemininde de aynı sonuçlara varır olunabiliyor ve bu da belli zamanlarda insana yeterli gelebiliyor.Ancak

    yiğit 25 Aralık 2010 02:50 Cevapla
  • aleviyim ben, Allah öyle olmamı istedi, ve ben isterim ki İslam birdir peygamberimiz ne tebliğ ettiyse odur. parçalı yapı yoktur. güzel düşünelim gerisini Allah bilir.<br><br>&quot;islamla alaka nedir&quot;, müslümanlığın ölçü birimi nedir kimdedir?<br><br>&quot;Bana namaz kılmaz diyen<br>Ben kılarım namazımı<br>Kılarısam kılmazısam<br>Ol Hak bilir niyazımı&quot;<br><br>&quot;Dört kitabın

    Hasan 25 Aralık 2010 07:34 Cevapla
  • yukarda &quot;Allah öyle olmamı istedi&quot; diye yazdığım kısım doğuştan, köken, geldiğim yer anlamındadır. Başka bir şey anlaşılsın istemem.

    Hasan 25 Aralık 2010 07:47 Cevapla
  • İhsan Eliaçık, yazısında Aleviliği mevcut piyasa değerlendirmeleri düzeyinde betimlemekle yetinmiş. Yazıdan İhsan&#39;ın sünni olmaktansa alevi olmayı tercih ettiği anlaşılıyor. Halbuki Kuran bize MÜSLÜMAN ismi dışında isimlendirmeyi kabul etmememizi söyler. Her ne kadar Ihsan, sosyolojık bir gerçeğe temas ediyor olsa da &#39;İSTİKBAL KÖKLERDEDİR&#39; muvacehesinde öncelikle Aleviliğin KÖKLERİni

    Mustafa Özbaş 25 Aralık 2010 12:02 Cevapla
    • köklerinden kopan ve muaviyeyle birlikte lehul mülk mesajını eşitlik adalet ve paylaşım esaslarını yıkan ve dini nusükların şekilciliğine hapseden bir itikatın yerilmesi var yazıda…bin yıldır ve ne hikmetse çoğu alevi-Bektaşi dergahlarından hikmet sahibi olmuş yunusların pirlerin erenlerin şemslerin Mevlanaların nefeslerinde yerdiklerinden farkı yok yazının,sunni egemen islam coğrafyasına bir

      Anonymous 24 Kasım 2014 09:18 Cevapla
  • &quot;islam’ın “allah’a ve ahiret gününe iman”<br>dışında metafizik boyutu bulunmuyor. yegâna metafizik<br>boyut allah’a ve ahiret gününe imandır. ruh, melek,<br>şeytan, cinn vs. hepsi fiziki âlemde olan bir takım olay,<br>durum ve hallerin din dilindeki ifadeleridir. bunları eski<br>dünya dinlerinde olduğu gibi ruhanî, nuranî, ezoterik<br>varlık kategorilerine sokup oradan bir sır ve tılsım

    ihsan atasayar 25 Aralık 2010 15:45 Cevapla
    • Komşusunun aç olup olmadığı ile ilgilenmeyenlerden misiniz?<br /><br />Komşu= Tüm dünya

      Anonymous 11 Nisan 2013 09:24 Cevapla
  • sapıkların peşinden gittiğiniz müddetçe daha çoktatminsiz kalırsınız.

    ihsan atasayar 25 Aralık 2010 15:48 Cevapla
    • üzme kendini senin peşinde değiliz

      Anonymous 7 Nisan 2013 01:30 Cevapla
  • İslamiyetin ritüelleri konusunda ilk kez böyle bir yazı okudum. Beğendim, benim daha önceden düşündüğüm ama dinsel bilgilerim yetersiz olduğu için, bir temele oturtamadığım bir görüşü, İhsan Eliaçık güzel anlatmış. Ben kendisinin eşitliğe, paylaşmaya, kardeşliğe çok önem verdiğini biliyorum. Bunun dinlerle, özellikle de islâmiyetle ilişkisini kurarken yaptığı yorumları altın çağ&#39;ın (asr-ı

    Serdal Serçe 25 Aralık 2010 21:39 Cevapla
  • Düşüncelerine katılmayabilirsiniz, fikirlerini beğenmeyebilirsiniz, sizin görüşleriniz buna ters olabilir, ama lütfen, nefret uyandırabilecek ifadeler yerine (servet düşmanı, marksist gibi) İhsan Bey&#39;in her düşüncesini eleştirin. Böylece meramınızı daha iyi anlatabilirsiniz. Ben İhsan Bey&#39;in düşüncelerini önemseyen, beğeniyle okuyan biriyim. Sizden istirham ediyorum, lütfen karşı

    Serdal Serçe 25 Aralık 2010 21:53 Cevapla
  • İslam ritüellerini tatmin edici bir şekilde izah etmiş…gerçekten dinimizde yer alan ibadetlerin emredilmesinin arka planındaki gerekçeleri tam anlamıyla irdeleyen bir yazı ancak bazı diğer arkadaşlar gibi yazının son paragrafı beynimde soru işaretleri uyandırdı…Alevilikle sünniliğin bu şekilde tanımlanması bana göre yanlış olmakla birlikte bunu ihsan hocamızdan duymak beni ayrıca

    helen 26 Aralık 2010 18:11 Cevapla
  • Sunni- Alevi eleştirilerine bozulan arkadaşlara; yukarıdaki &quot;BİR ÖNERİ&quot; ya da &quot; RECEP İHSAN BEYİN DİKKATİNE&quot; rumuzlu arkadaşın isteklerini dikkate alarak yazıyı değerlendirirseniz; İhsan beyin konu hakkında ki tespitlerini daha iyi anlaybilirsiniz.

    Mustafa 26 Aralık 2010 23:23 Cevapla
  • Hatasız kul olmaz. İhsan hocamızın da doğal olarak ifade ve kavrama-anlatma-açıklama hataları vardır. Genel esme batığımız zaman yazılarının ve mesajlarının muhteşemliğinde şüphesi olamaz iman ve insaf ehli olanalrın.<br>Alevilik ve sünnilik anlayışının bazı konulara yaklaşımıda belli ki nusukçü sünnileri çok rahatsız etmişe benziyor. Anlatılmak isteneni anlamaya çalışmayıp da iki kavrama

    Ehli Beyt Dostu 27 Aralık 2010 09:33 Cevapla
  • hocam senin ağzını öpeyim<br><br>ne güzel anlatmışşsın<br><br>hay Allah senden razı olsun

    kul 27 Aralık 2010 12:20 Cevapla
  • kardeşim derdini güzel bir türkçeyle anlatmışşın öncelikle teşekkürler<br>derdini paylaşmak isterim keşke toplanacağımız<br>birbirimize ulaşacağımız bir yer olsa<br>bu konuda girişimde bulunalım<br>selametle

    kul 27 Aralık 2010 12:31 Cevapla
  • Hocam yazınızdan dolayı teşekkürler.Bir hayli zamandır yazılarınızı ve kitaplarınızı takip ediyorum.İnşaallah anlattığınız gibi işin özüne sahip nesiller yetişecektir.Ancak insanların okumalarına,soru sormalarına,neden niçin nasıl diye olayları sorgulamalarına müsade edildiği ölçüde.<br>İşimiz kolay değil zor,ancak önemli olan zoru başarmak.Damlaya damlaya göl olur inşaallah.Selam ve

    cihan şahin 27 Aralık 2010 16:05 Cevapla
  • ihsan hocam ne yazsanız çerçeveletip duvarlarımıza asıyoruz duvarda yer kalmadı -ha bu arada özel mülk duvarına değil mis gibi halk duvarı yurdun duvarı-biraz da okuyup geçecek şeyler yazsanız da beynimiz dinlense…

    gerekli 27 Aralık 2010 20:00 Cevapla
  • Selam Olsun!<br><br>İhsan hocadan hiç beklenmeyecek bir yazı olmuş.<br><br>İşin garibi, &quot;gusul abdesti&quot; gibi abuk bir ifade geleneğe yerleşmişken nasıl oluyorda kullanılıyor. birinci kelime arapça ikinci kelime farsca. Peki nedir anlamı, &quot; yıkanmak el suyu&quot; bir de eki var &quot;almak&quot;… yıkanmak el suyu almak…! vahiy bu kadar abuk sabuk mudur? haşa!<br><br>Diğer bir

    Rad Cihadi 28 Aralık 2010 02:56 Cevapla
    • eyvallah pirim

      Anonymous 7 Nisan 2013 01:45 Cevapla
  • Ihsan hocanin tapinak dinine karsi oldugu halde bu gercekte anlamsizlasmis ritiuellerin esrarina inanilan mantik/suur gercek anlamindan dahada uzaklastirilip cok farkli bir boyuta ulasmasina sebep olmustur.i Dans etmek gibi rahatlatan ama reality de pek faydasi olmayan.<br><br>Selam ile

    Murat 28 Aralık 2010 15:47 Cevapla
  • &#39;&#39;Hakikat geldi, yalan yok oldu.. Yalan zaten yok olmaya mahkumdu..&#39;&#39; Allah işte böyle yalanları deşifre ediyor. Vesile oldun İhsan Hocam. Allah ne muradın varsa versin..

    Ali YANAN 29 Aralık 2010 23:23 Cevapla
  • İhsan bey Teşekkür ederiz , çok güzel bir yazı olmuş<br><br>Sarığı, sakalı , ibadet gibi gösterip, 10 kere hacca gidip , sonra onun bunun hakkını yiğenlerin kesinlikle okuması gereken bir yazı,

    Sedat 30 Aralık 2010 08:31 Cevapla
  • Sayın Eliaçık; Sünni ve Alevilerle ilgili son kısımdaki anlatımınızdan şunu anladım acaba doğrumu? Sünniler islamın ritüellerine sarılıp iç derinliği manayı terk ettiler.Maun süresinde olduğu gibi (vay o namaz kılanların haline ….) Yani namazları onları işledikleri günahlardan arındırmıyor,uzaklaştırmıyor,Abdestleri uzuvlarını sakınmayı sağlamıyor,Oruçları iktidar ve servet hırsından

    Yeryüzü Yanlızı 30 Aralık 2010 12:15 Cevapla
  • Güzel kardeşim Biz yaradanın huzuruna gittiğimizde Gözlerimiz o günün dehşetinden sizin söylediğiniz o diğerlerini görebilecek durumda olacakmıdır?.Alahın rahmetini ve sukunetini istemekten başka bir gücümüzün olmayacağı o gün için yok şunla bunla aynı yere gitmem dememiz rabbimizi gücendirmeyecekmidir?.O yüce affediciyi kızdırmayacakmıdır?.<br><br>Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha

    Yeryüzü Yanlızı 30 Aralık 2010 13:09 Cevapla
  • allah razı olsunnnnnnnnnn. çok güzeldi …….<br>sağolun hocammmmm…………………………………………………..

    isimsiz 30 Aralık 2010 21:06 Cevapla
  • merhum m.akif ne diyordu: asrin idrakine soyletmeliyiz kurani..islam adina her farkli okumaya ve sese ihtiyac var.<br>ihsan hocanin yazdiklari birilerinin rahatini bozuyorsa bu cok hayirlidir.carikli muslumanlar abdestli kapitalist oldular.<br>ALLAH bizi pasif-yatan iyiler olmaktan kurtarsin.<br>hic risk almayan, mali, ailesi, makami saglam olanlar bu iyiler…sicak evlerde haftada bir yemeli

    cihaday 1 Ocak 2011 00:03 Cevapla
  • Tam İhsan Eliaçık’a uygun bir yazı. Yani belagatı bol ama içi boş. Alevilik İslam’ın ruhu oluyormuş. Pek değerli hocam Yeşilçam filmlerindeki yeşil takkeli tefeci hacı amca gibi bir Sünnilik tanımı yapmış. Aleviliği de çaktırmadan epey desteklemiş. Sanki Sünniler sürekli namaz, oruç gibi ibadetlerle uğraşır ama manasını bilmezler, İslam’ın ruhu, iyiliği, güzelliği kalplerinde yoktur. Fakat

    Haldun 2 Ocak 2011 19:42 Cevapla
  • slmkum. yazınız için çok teşekkürler. faydalandığımız bir yazı oldu. yanlız bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.<br><br>قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br><br>En’âm / 162 : De ki: Benim salatım, nüsüklerim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.<br><br>salat ile nusuk ayrı olarak zikredilmiş. tşk. allah ilmimizi ve ilminizi artırsın

    seçkin 3 Ocak 2011 15:54 Cevapla
  • kendinden o kadar emin konustun ki , bir cok alimi geride biraktin. tebrikler. buyur seni cennete alalim. zaten garantilemistin dünyadayken 🙂

    ali 9 Ocak 2011 01:40 Cevapla
  • Bu yazıya Nimri Dede’nin şu dizeleri uyar diye düşünüyorum.Allah’a emanet…<br><br>İkilik kinini içimden atıp<br>Özde ben bir insan olmaya geldim<br>Taht kuralı ariflerin gönlünde<br>Sözde ben bir insan olmaya geldim<br>Serimi meydana koymaya geldim<br><br>Meğerse aşk imiş canın mayası<br>Ona mihrap olmuş kaşın arası<br>Hakkın işlediği kudret boyası<br>Yüzde ben bir insan olmaya geldim<br>Serimi

    zafer korkmaz 9 Ocak 2011 14:36 Cevapla
  • &quot;servet düşmanı,marksist&quot; olsak da olmasakda &quot;eliaçık&quot; yazacak bizler okuyacağız sizlerde ordan burdan tırtıkladıklarınızla alevilik-sunnilik falan filan diye diye yaşam devam edecek ihsan eliaçık a binlerce selam

    kalyoncu 14 Ocak 2011 21:59 Cevapla
  • hocanın yazısı kuran&#39;ın apaçık mesajı olan insanların kardeşliği ve eşitliğini ritüellerin aracılığıyla manayı insanın idrakine zerketmesi olduğunu nedense servet düşmanlığı ve sunniliğe karşı aleviliği tutması gibi yorumlamış bazı kalıplarını kıramayan dostlar…alevilik özünde bir tepki olarak doğmuştur bu şekilci algıya karşı(ilk kırılma anı kerbeladır belkide) ancak hocanın da dediği gibi

    Murat 17 Ocak 2011 18:38 Cevapla
  • …namaz; ya Rabbi senin kullarını dikkate alacağım sözünü verme anıdır…<br />..namaz beş vakitli içtima, ahlak/infak/hayat yirmi dört saat cihad… <br />…her namaz, vaktinin ön projesidir. bittiginde vaktin inşaası başlar…<br />…namaz…Allah&#39;tan başkasına eğilmeme sözleşmesi…<br />…namaz; İnsana sunulan emanetin gözden geçirilme seansıdır…<br />…namaz, Zülme ve sömürüye ‘

    SELAHATTİN KARAKÖK 21 Aralık 2012 14:45 Cevapla
  • Hocam, NÜSUK olmadan SADECE iBADET olur mu? <br />Yani isin ruhunu anlamis isek, sadece ibadetin geregi olan paylasimi, dayanismayi, ihtiyac sahibine yardimi yapacak olursak, dogru yola ulasmak icin, orda kalmak icin, Allah&#39;in rizasi icin gerekeni yapmis olurmuyuz? Lütfen acik ve net cevap. tesekkürler.

    Uğur Çiğdem 13 Ekim 2013 03:14 Cevapla
  • Ihsan bey yillardir,islam da bize dayatilan akla mantiga zarar celiskileri,kendi icimizde kimselere acik etmeden sorgular idik.Nedeni “imani zayif”damgasi yememekdi.tum bunlarin; sorgulanmasi ,acikca konusulma zamani coktan gecmisti.Acaba benim imanimmi zayif? boyle dusunen tek ben miyim? diyerek,kendimde hata aradigim bir donemde,siz benim de sesim oldunuz.
    calismalarinizda basarilar diliyorum

    Sami Hakan 12 Mart 2015 12:53 Cevapla
  • değerli ihsan kardeşim yıllardır ben bu sizin söylediklerinizi düşündük diye beni tanıyan insanların gözünde dinsiz imansız inanç bakımından itibarsız damgası yedik türkiye gibi bir
    ülkede sizingibi inandığı doğruları dosdoğru söyleyebilecek bir babayiğit çıkacağından iyice ümidi kesmek üzereyken sizin konuşmalarınızı dinleyince sanki sıcakda kurumak üzereyken
    bitkiye su vermişgibi geldi benimgibi düşünenlere can ve cesaret verdiğiniz için size minnettarım allah sizden razı olsun sizi yakından tanımayı çok istiyorum saygılarımla.

    HÜSEYİN ÇELİK 14 Mart 2015 18:38 Cevapla
  • Minnetle okudum. Allah zihin açıklığı ve sağlık versin. Bin teşekkür..

    Ahmet Altan 13 Ağustos 2015 12:19 Cevapla

Leave a Reply to rECEP İHSAN BEYİN DİKKATİNE Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.