Haz 2, 2010
1870 Views
1 0

Akdeniz Kelebekleri

Written by

Mavi Marmara yardım gemisine yönelik İsrail saldırısından öfkeye kapılıp muhafazâkar hükümetten yeni bir “one munit”,  “somut adım” veya “eylem” bekleyenler boşuna beklemesinler…

“Stratejik derinlik” dehlizlerinde kaybolan Dışişleri Bakanı’ndan “somut adım” veya “iş, icraat, yaptırım, karşılık” bekleyenler boşuna umutlanmasınlar…

Bunların hiçbirisi olmayacaktır.

Bunlar hükümetten öte devlet kararıyla olacak işlerdir.

Türkiye’de böyle bir devlet yoktur.

Ne böyle bir hükümet ne de böyle bir muhalefet vardır.

Devlet tümden acz içinde, eli kolu bağlı ve rehin durumdadır.

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti” böylesi durumlar için var değildir!

Devletin rotasını “böylesi durumlara” çevirecek bir kadro da görünürde yoktur.

Bunu acıta acıta anlayacaksınız.

Hiçbir şey yapamayacaklar.

Mavi Marmara en azından “bunu gösterdiği için” amacına ulaşmıştır.

Velev ki içindekilerin amacı bu olmasa da…

***

Muhafazâkarlık  “devrimci durum” anlarında iflas eder, çözülür, dağılır.

Ayak bağı olarak görülen bu “lanet durumun” bir an önce geçmesini ve çoktandır iştahla kuruldukları o kariyerizmin ve konformizmin asude gölgeliklerine dönmek isterler.

“Devrimci durum” dediğim şöyle bir şeydir;

Bazen kurulu statükoları sarsan, yerleşik kalıpları altüst eden çıkışlar olur.

Böylesi zamanlarda tarihin tekerleği daha bir hızlı dönmeye başlar.

Birkaç inanmış adam insanlık tarihi değiştirecek adımlar atar.

Tam da böylesi anlarda devletlerin başında bulunanların alacağı kararlar dünyanın yeniden şekillenmesine sebep olabilir.

Ancak bu kararları almak hem kolay değil, hem de “mahafazakârın” soluğu bana yetmez.

***

Mavi Marmara” işte bu durumu ifade ediyor.

Bu olayda, gemide bulunan “masum siviller ile şehitler” dışında herkes kaybetmiştir!

Uluslarası sulara; korsanların, sırtlanların, çıyanların dünyasına “meçhule giden gemi” misali açılan 700 masum dünyanın zalim yüzünü, kurulu statükoların sahte ve yalandan dünyasını deşifre etmiş, tel tel dökmüştür.

Onlar ne yaptıklarının farkında bile değiller belki.

Açıklamalar, kınamalar, toplantı üstüne toplantılar, timsah gözyaşları, uluslarası hukuk, gukuk lafları…

Hepsi boş, hepsi yalandır.

Hiçbir şey olacak değildir.

Heyecan verici bir “mistisizm” oluşturan “Uluslarası sulara açılan yardım gönüllüleri” gerçekten çok tarihi bir rol üstlendi.

“İnsanlık vicdanı” tabiri dillerden düşmüyordu.

Kur’an’da sık sık geçtiği gibi, esasında, Allah’ın tarihi oluşturmada kendine seçtiği “partnerler”, devletler, statükolar, ordular ve donanmalar değil; masumlar, kimsesizler, çaresizler, yüreğinden başka kimi kimsesi olmayanlardır.

Gemiden gelenlerin nüfus kayıtlarına bakın. Hemen tamamının Anadolu’nun çeşitle köy, kasaba ve orta halli şehir nüfuslarına kayıtlı olduğu görülecektir. Çünkü Türkiye’den gidenlerin  % 90’ını tanıyorum. Kayseri’den katılan 10 kişi bizzat teşrîk-i mesâimiz olan arkadaşlarımız. İsimlerini duyunca çok tuhaf oldum, bir inme indi içime…

Onlar Muhammed İkbal’ın rüyasını bir kez daha doğrulamış, Anadolu çocuklarının Gazze için döktüğü masum kanını bir kase içinde Peygamberimize sunmuşlardır.

“Masum kanı” zorbalığı deşifre etmiş, kan kılıca galip gelmiştir.

Tutuklamalar, kelepçeler, yardım malzemelerine el koymalar, operasyonlar, kobralar falan işin enstrümanları olup şu aşamada hiçbir önemi ve anlamı yoktur.

“Gandi” diyordunuz, alın size Anadolu’nun Gandileri…

Meçhule çıkan gemi… Pasif direniş… Masumiyet… Beyaz bayrak…

Kanımca gemiye inen İsrail askerleri ile savunma amaçlı itiş kakış bile fazlaydı, gerek yoktu. Burası, tam da, yanağına tokat yiyen için Hz. İsa’nın söylediği “öbür yanağını dön” ün ne demek olduğunun gösterileceği yerdir.  Çaresizliğin zorbalığı çaresiz bıraktığı; yendiği yer burasıdır.

“Kan kılıcı yendi”nin manası burada gizlidir.

Beyaz bayrağın kara bayraklara, masumiyetin katilliğe, çaresizliğin donanmalara, insanlık vicdanının zorbalığa meydan okuyuşuydu bu.

Bir çaresizler, kimsesizler isyanı…

Yaşlı, çocuk, kadın, rahip, başortülü, başıaçık, esnaf, manav, simitçi … Toplu iğnesi bile olmayan, üzerine bir çakı bile almamış çeşitli milletlerden, dinlerden, fraksiyonlardan 700 masum ve çaresizin uluslarası arenaya çıkışı…

Kurşun gibi ağır havayı dağıtarak, vicdansız dünyaya ayna tutarak, bir “insanlık vicdanı” (basâiru li’n-nâs) olduğunu, onun ölmediğini, ölemeyeceğini gösterdiler.

Kalpsiz dünyanın kalbi oldular.

Masum kanları ile kirlerimizi yıkadılar.

İşte bunlar böylesi durumlarda statükoları sarsar, zorbaları deşifre ederler.

Devletleri adım atmaya zorlar, tuzu kuruların keyfini kaçırırlar.

Ne akademiden, ne bürokrasiden, ne cafcaflı otel lobisi toplantılarından, ne ekâbirlerin kırmızı halılı yollarından bu türden tarihin yönünü değiştiren yeni atılımlar çıkmaz.

Bunlar hep “sokaktan” gelir.

Ve işleri bitince tekrar sokağa dönerler.

“Muhafazakâr” bu yeni durumu kavrayamaz, sarsıntıdan korkar, ürker, tavşan gibi kulübesine girmek ister. Çünkü durum çok ciddidir ve tatlı su nutukları burada hiçbir işe yaramaz.

Bu nedenle devletlerden, hükümetlerden bir şey beklemeyin.

Bırakın onlar derin hesaplar, stratejik planlamalar yapadursun, oturup oturup dağılsınlar.

Ne yazık ki sahipsizsiniz kardeşlerim.

Allah’tan başka kimseniz yok.

Halktan başka bağrınız yok.

Siz görevinizi yaptınız kardeşlerim.

Anadolu’nun masum çocukları, dünün “80 kuşağının” ateşli gençleri, bugünün “Akdeniz kelebekleri” siz görevinizi yaptınız. “Camianın” her sarsıntı durumu, yeniden biçimleniş anları farkında olmasanız da hep sizlerin eseri. Sonra kaybolursunuz, çünkü sizler kırmızı halılarda yürüyemezsiniz. Sizler açık havalarda, meydanlarda, uluslarası sularda, özgür, mavi denizlerde ancak rahat edersiniz. Sizden zihnen ve bedenen kopan kariyerizm ve konformizm bataklarında debelene debelene can verir.

Siz görevinizi yaptınız kardeşlerim.

Dünya tarihinin Gandi’yi bile unutturacak en etkili sivil ve pasif çıkışını sergilediniz. Gandi’ninki yürüyüştü, sizinki yolculuk, Gandi’nin karadaydı, sizinki denizde.

Mavi yolculuğunuzun müthiş bir sinerjisi, mistik ve metafizik bir havası vardı.

İleride filmlere konu olacağından eminim.

Kelebeklerin zalim ve beton duvarları yıkmak için çarpıp çarpıp yere düşüşüne benziyordunuz.

Ama duvarları yıkan belki siz olmayacaksınız.

Çarpıp düşe düşe yol açan denecek size.

Article Tags:
Article Categories:
Makale

Comments to Akdeniz Kelebekleri

  • Elinize sağlık hocam. kurbanı olduğum söz konusu Kendi Evi olunca gökten taş yağdırıyor. ekmeğimiz umut…

    Eldar 2 Haziran 2010 19:12 Cevapla
    • Eline saglikta acaba onlar gemideyken HOCA NERDEYDI? <br />GEZIDE cevreciler , kominisler,tkp,pkk,chp ve IBNELERLE kolkola idi, <br />ELIACIK Hoca sen GEMIDE NEDEN YOKTUN ?<br />Bak hakkaten merak ettim amacim kizdirmak degil bir gercegin aydinlatilmasi<br />Varsa gecerli bir sebebin yayinla, susarsan da biz anlariz ne demek istedigini merak etme

      tamer tamer 12 Kasım 2013 15:01 Cevapla
    • Nuh un gemisi mi bu…. Olsa ne olur olmasa ne olur… Adam fikir yazmış,senın ki de soru mu yani…

      Anonymous 21 Mart 2014 20:09 Cevapla
  • Sayın Eliaçık bugün tersten kalkmışsınız!Çok iddalı ve çok karamsar bir yazı yazmışsınız.Hiçbir şey yapamayacaklar,hiçbir olmayacak derken sanki geleceği okuyormuşsunuz gibi yazmışsınız,bu da falcılığa girer ki Allah falcıları lanetliyor.Umutları karartmayın. Selam.

    Veli Yıldız 3 Haziran 2010 18:02 Cevapla
  • ben hocamıza katılıyorum çünkü ileri görüşlülük bir haktır o falcılık değildir derim<br>bazı körler vardır onlar bile deynekleriyle bastıkları yeri görürler bazılarıda gözleri görsede onlarda akıl yoktur önündeki kör kuyuyu bile görmezler bazıları ufku görür bazılarıda ufkun ötesini bile görürler.<br><br>işe bizim hocamız en azından kör kuyuyu görmüşse buna falcılık denmez ki çünkü görünen

    rahmi celik 5 Haziran 2010 10:11 Cevapla
  • efendim bir kör oğlu hikayesi vardır türklüğün tarihinde oda şöyledir.<br><br> bir gün kör oğlu sıradan bir insan kılığında çıkmış makamından dışarı etrafı bir dolaşayım demiş epeyce açılmış makamının yerinden bakmış bir çoban koyunlarını otlatıyor gitmiş onun yanına selamlaştıktan sonra sormuş çobana satılıkmı koyunların diye oda satılık demiş bizim kör oğlu o zaman bana o koyun seç iyilerinden

    rahmi celik 5 Haziran 2010 23:47 Cevapla
  • aslında ilk okuduğumda ben de karamsar buldum yazıyı hükümet edenler bağlamında ve fakat az sonra mavi marmara&#39;nın iki karanlık ya da kör noktayı aydınlattığı ortaya çıkıverdi. yazı da, o iki kör noktayı telaffuz etmiş. böylesi yazıların üçüncü faydası da, ben gibi kendini pek akıllı zanneden ukalaların daha mütevzı olmaları gerektiğini hatırlatıyor olmaları. &quot;nerde?&quot; ya da &quot;

    rüştü hacıoğlu 6 Haziran 2010 00:36 Cevapla
  • Rahman ve Rahim Olan Allah&#39;ın Adıyla;<br><br>Bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum:<br><br>Yazıdan Alıntı:<br>//…<br>Kur’an’da sık sık geçtiği gibi, esasında, Allah’ın tarihi oluşturmada kendine seçtiği “partnerler”,<br>…//<br><br>Allah için &quot;partner&quot; ifadesinin kullanılması çok çirkin bir benzetme,Türk Dil Kurumu Sözlüğü&#39;ne bakın niye çirkin dediğimi anlarsınız.(Ayrıca

    Ziyaretçi 6 Haziran 2010 09:38 Cevapla
    • a canımmm… ominicik beyninle ne büyük bir keşif yapmışsın…bravooo… getirin ipi asalım ihsan hocayı…

      Anonymous 21 Mart 2014 20:12 Cevapla
  • yüce Allah bir ayetinde şeytanın adımlarını izlemeyin diyor, ama şu filistine yardım gemisine bininlerde bir takım siyasetçilerin sözlerine uymuşlar bir şekliyle şetanın sözüne aldananlar onun adımlarını izleyenlerden olmuyorlarmı insanın hayatı önemlidir körü körüne ölüme gitmeyi Allah yasaklamıştır buradaki olaylarda şeytanın sözüne kanmaktır.<br><br>böyle bir kör gidişte o geminin içinde hiç

    rahmi celik 6 Haziran 2010 11:29 Cevapla
  • syn r.ç neden konuyu bu kadar saptırıp üstelik insanların niyetlerini okuduğunuzu varsayıyorsunuz? ordaki asıl şeytanlık, vahşi katil israilken nası oluyorda böyle şeyler söyleyebiliyorsunz anlamıyorum.. oraya idenler ki olursa olsunlar yanlarına yer almak önce insanlık sonra müslüman kimliğinin ve onurunun görevidir… zulme hayır dediklerini hakkıyla gösterdiler ve bedel ödemiş olsalar da

    sümeyye 6 Haziran 2010 14:11 Cevapla
  • Hocam selam… Ne hükümetlerden ne de sürekli konuşup duranlardan ümit var. Ama yazdığınız gibi, kelebeklerin kanat çırpışları ve çırpınışları, ölümüne yol alışları, öldü sanılanın canlı olduğunu ve mutlaka galip geleceğine dair inancı şaha kaldırıyor. Belki kelimelerim yetmiyor ve belki de yanlış ama, statükodan değil de halktan gelecek ateşin dünyayı aydınlatacağına, müstekbirleri yakacağına,

    sencer 7 Haziran 2010 14:27 Cevapla
  • Gemidekileri bile bile ölüme gidip şeytanın izinde olmakla suçlayanlar asıl şeytanın izinde gidenlerdir. Bedir&#39;de Uhud&#39;da da insanlar şehadete gitmişlerdi. Bile bile ölüme gitmekle Allah yolunda zalime karşı mazlumun yanında olmak için ölümü göze almak şehadete gitmek arasındaki farkı bilmeyenler öncelikle imanlarını kontrol etsinler.bu bozuk zihniyet bizde hakim oldukça müslümanlar hep

    hakkı 7 Haziran 2010 18:13 Cevapla
  • sayın kardeşim ben konuyu saptırmadım hesap var ortada şeytanın ustası saten israildir Allah kuranda onları lanetledim diyor ama dünyaya hep onlar hükmediyorlar şu cebimizdeki paramızıda onlar içat etmişler altında oların tek elinde dünya silah sanayiside onların elinde 1450 senedir onlara karşı ne yapmışız islam alemi olarak hiç bir varlık gösterememişiz bizi hep parçalamışlar şu amerikayı

    rahmi celik 7 Haziran 2010 23:50 Cevapla
  • hitler döneminde polonyoya yerleşmiş yarım milyon hazar türkü polonyadan alınarak fırınlarda yakıldı karaim türkleride denen musevi dinine mensup türklerin soykırıma uğraması nedeni yahudinin hayvan ve köle dedikleri kendi dışındaki milletlerin&quot;musevi olmasına asla izin vermemesidir&quot;<br><br>museviler karaimlerden hiç söz etmediler sadece telef bilançolarına onları ekleyerek propaganda

    rahmi celik 8 Haziran 2010 19:22 Cevapla
  • Tabbii çok korkmalıyız değil mi yüce efendilerimizden. Siz önce Türkçe öğrenerek işe başlayın derim sayın rahmi.

    mehmet 9 Haziran 2010 21:12 Cevapla
  • bedirde uhudta olan savaşta başta hazreti peygamber vardı munafıklar değil burada kim var bir takım krallar ve oy peşinde koşan siyasetçiler bunlarıda iyi düşünelim şeytana uymayalım bozuk sihniyet sahibi olanlar önünü dahi görmeyen gafillerdir onun için yazdık o hadisi şerifi onun için yazdık hucuret suresinin 6. ayetini onun için yazdık kör oğlunu çünkü boş torbaya at bile başını sokmadığı

    rahmi celik 9 Haziran 2010 22:11 Cevapla
  • bedirde uhudta olan savaşta başta hazreti peygamber vardı munafıklar değil burada kim var bir takım krallar ve oy peşinde koşan siyasetçiler bunlarıda iyi düşünelim şeytana uymayalım bozuk sihniyet sahibi olanlar önünü dahi görmeyen gafillerdir onun için yazdık o hadisi şerifi onun için yazdık hucuret suresinin 6. ayetini onun için yazdık kör oğlunu çünkü boş torbaya at bile başını sokmadığı

    rahmi celik 9 Haziran 2010 22:12 Cevapla
  • benim türkçem bana yetiyor sizin bir türk olduğunuzuda bilmiyorum ben türküm soyumda türk hemde asyadan gelir kökenimiz şu efendilerimiz dediğin kimlermiş acaba onları tanıtsanda onların kiliğinde bir öğrensek. isteyen alır silahını gider şehit olmaya ben mani değilimki onlara sayın mehmet.<br><br>zaten çok karıştı bu türkiye cumhuriyeti devleti.<br>hiç kimseyi tanıyamaz hallere geldik kimin

    rahmi celik 11 Haziran 2010 21:06 Cevapla
  • harp etmek sanattır önce onu öğrenelim ki kör kurşunlara yem olmayalım hiç bir bilgimiz planımız yokken birilerini körü körüne ölüme mahküm etmekte buralara yollamakta akıl işi değildir.<br><br>yahudi milleti 20 sene plan yapar sonra o işini 20 dakikada bitirirler işte altı gün savaşları bir numune değilmi bu insanlığa.<br> işte bu durum bu harp sanatını bilmektir su uyur düşman uyumaz derler

    rahmi celik 12 Haziran 2010 11:50 Cevapla
  • şu kuran kitabı yerleri gökleri ve daha ötesi olan ahireti orada ki olacaklardan tam tekmil anlatıyor bu insanliğada dünyada insanca yaşamanın bir şeklini bir modelini bir planını bizlere açıkça neden anlatmıyor acaba.<br><br>yoksa çok iyi anlatıyorda bizlermi anlamıyoruz veya anlamakmı istemiyoruz bunu anlamak istemeyenler bence başta şehül islamlar arap kralları padişahlar bizim diyanet kurumu

    rahmi celik 14 Haziran 2010 22:01 Cevapla

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.