Tem 8, 2016
17213 Views
8 1

Söyleşi (Milliyet)

Written by

Geçtiğimiz hafta ramazanın son iftarını Avcılar Belediyesi’nin tam karşısında işçiler ile yeryüzü sofrasında yaptık. Sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten atıldıkları iddia edilen işçilere destek olmak için İhsan Eliaçık da iftara katılmıştı. Kendisi ile birlikte oruç açtık ve röportaj yapmak için Fatih’te bulunan yayınevinde görüşmek üzere ayrıldık. Türkiye’de yaşadığımız İslam’dan İŞİD’e kadar birçok konuyu konuştuk.

Karl Marx’ın meşhur sözü var: ‘’ Din halkın afyonudur. ‘’ Gerçekten halkın afyonu mudur?

Dinin afyon yüzü vardır. Zenginlerin eline geçerse, saltanat ve egemenlerin elinde afyona dönüşür. Yoksulların ve garibanların vicdanında ise bir çığlık, bir protesto olarak  ifade biçimidir. Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Şu an da böyledir. Dinin iki yüzü vardır. Güçlülerin Allah’ı var bir de zayıfların Allah’ı var. Güçlülerin  Allah’ı afyon, zayıfların Allah’ı  çığlık, protesto, ruh ve kalpsiz dünyanın kalbidir.

Neden Türkiye’de şekil Müslümanlığı çok var?

Sermayesiz, kolay kazançlı en çok kullanılan şey dindir. Hemen insanları kandırabilirsiniz.

Bir kere inandırdın mı her şeylerini verirler. Onlara ne satarsan alırlar, din çok kullanışlı bir araçtır. Kur’an-ı Kerim ve tüm kutsal kitaplarda Allah’ın adını gereksiz yere anmayınız, onu gereksiz istismar etmeyiniz ve insanları Allah ile aldatmayınız diye yazar. On emirden bir tanesi de budur. Allah’ın adını gereksiz yere anmayınız, onun adına yemin etmeyin ve onun adını kullanarak insanları sömürmeyiniz. Bizim esnaf bile hemen ürün satarken Allah’ın adını alır ağzına. Fakat o kadar basit değil. Ona gerçekten inanan ismini boşuna ağzına almaz. Gerçek Müslüman davranışlarıyla belli olur.

Gerçek Müslüman Kimdir?

Doğru ve dürüst insandır. Kimsenin hakkını yemez. Kendisine, doğaya ve çevresine zarar vermez. Komşusu açken tok yatmaz, yardımseverdir ve paylaşmayı çok sever. Elindeki ekmeği bölüşen güzel ahlak sahibi insandır…

Türkiye’de dinde kültür daha mı ağır basıyor?

Ritüeller din haline getirilmiş durumda. Davranışlar ikinci planda. Türkiye’de namaz kılmak, oruç tutmak, başını örtmek ilk plandadır. Çalmak, hırsızlık yapmak, adam öldürmek bunlar önemli değil gibi gözüküyor. Hâlbuki durum tam tersidir. Asıl olan davranıştır. İnançlar, ritüeller kişi ile Allah arasındadır. Davranışlar toplumsal ve sosyal olaylar olduğu için insanların arasında hak hukuk meselesine girer. Kur’an-ı Kerim’de namaz kılmamak, oruç tutmamak, hacca gitmemek, başını örtmemenin, kurban kesmemenin cezası yoktur. Fakat adam öldürmenin, hırsızlık yapmanın, iftira etmenin, zina yapmanın hukuki, ihtiyacından fazla mal biriktirmenin sembolik cezası vardır.

Ahrette ilk başta namazdan sorguya çekilmeyecek miyiz?

Yok… İlk olarak sorulacak kul hakkıdır. Namaz değildir o uydurma bir sözdür. Cenaze namazında bunun böyle olduğunu görürüz. Hakkınızı helal ediyor musunuz diye sorulur. Cenazede merhum namaz kılıyor muydu diye soruluyor mu? Namaz, Allah ile kul arasındadır. Oysa birinizin hakkını yedi mi diye soruluyor? Asıl olan haktır.

Bayram ve teravih gibi sünnet namazlarında camiler dolup taşıyor. Fakat farz namazlarında boş…

Bu kültürcülüktür. Halk din ihtiyacını İslam ile gideriyor. İslamı okumuş anlaşmışta, özündeki hakikati görmüş ondan dolayı Müslüman olmuş değildir. Bu halka bir din lazım. Türbelere gitmesi, ruhaniyet yaşaması, ruhani sesler duyması, mezarın ötesi göklerin derinlikleriyle ilişki kuracak ruhani bir ritüel lazım. Bu Hristiyanlıkta olabilirdi. Ama İslamiyet olmuş. İslamın özünden haberi yok. Bu nedenle beş vakit namaz kılmıyor  fakat Cuma namazına gidiyor, oruç tutmuyor ama teravih namazı kılıyor. Kurban kesme oranı yüzde 98, oruç tutma oranı yüzde 90, cuma namazı kılma oranı yüzde 70 fakat faizden kaçınma oranı yüzde 0,3…

Asıl mevzu nedir? İhtiyaçlar, rızık, nimetlerin bölüştürülmesi, eşitlik, adalet, dürüstlük, doğruluk. Din bunlardır. Bunları önemsemiyorsun öbür tarafta kurban bayramında her yer kan gölüne dönüyor, Boğaz kırmızıya boyanıyor. Boğaz’a dindar mı diyeceğiz? Dindarlık bu değildir.

Cenazeden sonra yedisi, kırkı, elli ikisi gibi günler var mı ?

Bunlar Şaman dininde cenazeden sonra olan şeylerdir. Bunlar dini vecibeler değildir. Yedisi, on yedisi, kırk ikisi, elli ikisi bunlar sosyal kültürel dayanışma olaylarıdır. Cenaze sahiplerini hayata döndürmek için onlara verilen moraldir. Sosyolojik kültürel öğelerdir. Din bunu istiyor, bunları yapmazsan dinden çıkarsın diye bir şey yok.

Türkiye dindar bir ülke midir?

Dindarlığın ölçüsü suç oranlarıdır. Suç oranı fazlaysa dindarlık yoktur. İstediği kadar camiler dolsun, istediği kadar kafileler ile hacca gidilsin, istediği kadar örtülü çarşaflı olsun zengin yoksul uçurumu varsa, insanlar arası sınır ve sınıf oluşmuşsa, yöneten yönetilen ayrımı söz konusuysa, eşitsizlik varsa orada dindarlık ve Allah yoktur.

Müslüman birisi namaz kılıyor fakat haram yiyor diğeri ise Norveç’te yaşıyor Müslüman değil fakat yememiş ve insanlara çok iyi davranıyor. Hangisi iyidir Allah katında?

Norveçli bundan iyidir. Allah katında da iyidir. İnsanları hoşnut eden Allah’ı da hoşnut eder. İnsanlara yararlı iş yapanları Allah sever. Allah’ın derdi kendine inanmamız değil Allah’ın derdi kendi önünde eğilip kalkmamız da değil sadece birbirimize iyi davranmamız. Birbirimize iyi davranırsak Allah’ta bize iyi davranır.

Bu iki insan vefat etti peki hangisi kurtulacak?

Norveçli kurtulacak, öbürü ise hesap verecek. Kul hakkı yemiş ama namaz kılmış. Allah diyecek Namaz kılmadın mı? Affediyorum benimle senin aranda fakat kul hakkını affedemem. Kimin hakkını yediysen ondan helallik istemelisin. Allah kul hakkı ile karşıma gelme, kimin hakkını yediysen ona tazminat ödemeden, onun hakkını iade etmeden, adaleti tecelli ettirmeden yapamazsın. Cennete giremezsin. İnsanlara iyi davranmanın hatırına namaz kılmamayı affedebilir. Dolayısıyla dünyada insanlara iyi davranan, dünyevi ilişkileri güzel olan öbür tarafta kurtulur. Allah varsa da kurtulur Allah yoksa da kurtulur. Diyelim Allah ve ahiret yok sen iyi güzel bir insan olarak yaşadın ne kaybedersin? Diyelim Allah ve ahiret var  ve sen iyi güzel olarak yaşadın iki katı kazanırsın.
Türkiye’de neden bu kadar tecavüz oranları yüksek?

Kişisel açlık… Tecavüz bir tatminsizliğin ve cinsel açlığın bir sonucudur. Mesleksizlik, kariyersizlik ve toplumda bir yer edinememiş kişiler yapıyor. Kendini tatmin edememekten kaynaklanıyor. İnsanlar içindeki boşluğu şiddet ile doldurmaya çalışıyorlar. Şiddete yönelen birisine bakın kesinlikle kişilik boşluğu vardır. Ezikler saldırır. Onur açlığı, mesleki açlık… Kişi bu boşluğu insanlara saldırarak, kendini önemseterek dolduruyor.

Peki, dost hayatı ya da ikinci, üçüncü hanım alanlar…

Dost hayatı doğru değildir. Kur’an-ı Kerim’de dört eşlilik diye bir şey yok. İkinci, üçüncü kadın olacak diye bir durum da yok. Teke indirdiğin zaman iş bitmiştir. Kur’an’ın amacı tek eşliliğe indirmektir. Daha hala çok eşliliği olan varsa ayet onlar için geçerlidir. Dörder, üçer, ikişer azaltarak evlenin hatta bire indirin ayetini onlar şöyle algılıyorlar: İkiler, üçer, dörder evlenin… O yanlıştır. Orada çok eşlilik bire indirilmek isteniyor. Çok eşliliğe izin verilmiyor. Hz. Ali’nin bir sözü var: ‘’ Seven adam asla aldatmaz. ‘’ diyor. Allah bir erkek bir kadın yaratmış birbirlerini mutlu etmek için ikisi yeterlidir. Hem maddi hem fiziki hem bedeni… Diğer durumlar insanı ruhen parçalar. İnsanlar mutlu olmaya bakmalıdırlar.

Peygamber efendimiz çok evlilik yaptı diyenler için ne dersiniz?

Peygamberimiz 25 yaşında evlenmiştir. 50’li yıllara kadar tek eşli geçirmiş, 53-55 arası Hz. Ayşe ile evlenmiş. 59 yaşına kadar 4 sene diğer kadınların birçoğuyla himaye evlilikler yapmıştır. 59 yaşında da ona tüm evlilik ve boşamalar yasaklanmış. 63 yaşında da ölmüş. Onların çoğu bizim bildiğimiz anlamda evlilik değil. Mesela Müslümanlardan birisi Habeşistan’ a göç etmiş orada Hristiyan olmuş karısı ortada kalmış gıyabında moral olması için nikâhını kıymış. Birisi ölmüş, diğeri savaşta kalmış sadece peygamberimiz değil diğerleri de yapıyordu. Araplar arasında böyle kadını koruma var. Sosyal Sigortalar Kurumu ve kadın sığınma evi vs. yok. Kadınlar köle gibi alınıyor ve satılıyor. O devirde kadınlar için en büyük şans erdemli, dürüst, kendisine güvenilecek ve biraz varlıklı erkek. Yoksa başka hiçbir şansları yoktu.

Haram para ile Kâbe’ye gidilir mi?

Haram para ile hiçbir şey olmaz. Bırak ibadeti yemek bile yiyemezsin.. Kıldığın namazlar, tutuğun oruçların hepsi boştur.  Asıl olan helal rızık yemektir.

Haram kazanıyor fakat namazımı eksik etmiyorum. İbadetim kabul olmaz mı? İbadetin ve haramın yeri ayrı değil mi?

Değil… Çalan adamın namazı boştur… O namazın hepsi boştur. Asıl olan hak meselesidir. Namaz senin ile Allah arasındadır. Fakat çaldığın seninle insanlar arasındadır.

Hırsızlığın hesabı ayrı namazın hesabı ayrı değil midir?

Onlar bağlantılıdır. Namaz çalmamak içindir. Çalmayı engellemesi içindir. Engellemiyorsa o zaman boştur. Ma’un Suresi de bunu söylüyor. Öksüzü doyurmayanlar, yoksulu doyurmaya teşvik etmeyenler, yetimin yanında yer almayanlar. Kıldığı namazlar yaptığı bütün ibadetler boştur… Şu an çoğu kişi kendini kandırıyor, çoğunun namazı boşuna. 90 bin camide ezan okunuyorsa neden bu kadar adam öldürülüyor? Neden bu kadar hırsızlık var? Neden insanlar doğru dürüst değil? Neden bu kadar sahte çek var? Neden zengin ile yoksul arasında uçurum var. Ezan okunan bir memlekette bunlar oluyorsa o ezanlar boşuna okunuyor, o namazlar boşuna kılınıyordur.  Suç oranlarına bakın. Cezaevleri ağzına kadar dolu… Hastaneler ağızlarına kadar dolu, insanlar sağlıksız. Psikologlar harıl harıl çalışıyor ve insanlar kafayı yemek üzere. İnsanlar canlarından, mallarından emin değiller. Hırsızlık, gasp, tecavüz eğer bunlar varsa dindarlık yoktur. Bizimki şekil, ritüel dindarlığı. Ritüeller din haline gelmiş.

Arap ülkeleri çok zengin…

Onlar daha fazla suçlu. Çünkü İslamiyet onların içerisinde doğmuş. Şu an peygamberimizin yurdunda mutlak monarşi var. Kral öldüğü zaman 62 tane karısı ve 25 milyar dolar parası var. Sağda, solda tatil yapıyor hiçbirisi çalışmıyorlar. Ama yoksul Suudi Arabistan halkı çöllerde sefalet içerisinde yaşıyor. Burası peygamberin yurdu, burada Allah var mı? Şekli kalmış, özü yok, aslı gitmiş faslı kalmış…

İŞİD nasıl oluyor da İslam adı altında katliamlar yapabiliyor?

Yaptıklarının İslam ile hiçbir alakası yok. Karikatür gibiler… 800 yıl öncesi mağaralardan zaman mekan makinası ile çıkıp gelmişler sanki. Allah, Resul ve Muhammed bayrağı altında  korkunç cinayetler işliyorlar. Masumları acımadan öldürüyorlar. Bunların Allah katında makbul insan olması mümkün değildir. Onlar cennetin kokusunu alamazlar. Kadınları cariye yapıyorlar, kan döküyor, fesat çıkarıyorlar ve insanları mutsuz ediyorlar.

Aklı olan bir insan nasıl İŞİD’e katılır?

Akıl devre dışı kalınca inanç kolay oluyor. Her türlü şeye inanıyorlar. Hayattan istediklerini alamamış oradan buradan dışlanmış psikolojisi bozuk bir sürü tip. Onlara katılıyor ve aklını devre dışı bırakıp inanıyor. Bombayı üzerine bağlayıp kâfirleri öldürüyorum diyor ve gidiyorlar. Bu adamın Kur’an-ı Kerim’den haberi yok. Eti kemiği param parça olmuştur. Niyazi olmuştur, yok yoluna gitmiştir. Yazık… Hepsine acıyorum.

İstanbul’da çarpık kentleşme var. Yabancıların elinde olsaydı nasıl olurdu?

Böyle olmazdı. 19. Yüzyılda İstanbul’u ihya ederlerdi. Paris’e Moskova’ya bakın 19. Yüzyıl’da metro yapmışlar. 150 yıllık metroları var. Onlarda rasyonalite ve şehircilik var bambaşka yaparlardı. Biz üst üste yığılıyoruz, ucube binalar dikiyoruz. İstanbul’u mahvettik. İstanbul Türkiye’nin ruhudur. Bu şehre bakan bir insan bütün Türkiye’nin ruhunu anlar. Bunlardan adam olmaz der. Coğrafi olarak çok güzel ama şehirde bir sistem yok. Menfaat, rant üstün geliyor. Amaan bu dünya işte, önemli olan öteki dünya diyoruz. Bina dikip napacağız derler ama iş paraya ve ranta dönünce en büyük binayı onlar yaparlar. Hem ahirete inanırlar hem de 1000 yıl yaşayacak parayı biriktirirler. Çelişki…

Koyu İslamcılar eşcinsellere önyargıyla bakıyor. Sizin yorumunuz nedir?

Kur’an’da yasaklanan zorbalıktır. Lut kıssasının amacı şehrin genç oğlan çocuklarına musallat olan zenginlikten şımarmış ileri gelenlerinin yönetici tayfasını eleştirmesidir. Onlar Lut’a gelen misafirlere zorla sahip olmaya kalkıyorlar. Kapıya dayanıp onları bize ver diyorlar. Burada zorbalık, taciz, tecavüz eleştiriliyor. Kimseye zorbalık yapmayan, kendi cinsel eğilimlerini ve yönelimlerini kendi halinde yaşayan insanlara bir şey diyemeyiz. Kur’an’ı Kerim insanların ayıplarını araştırmayınız der. İnsanlar evine girip; kapıyı kapatıp, perdesini çekince ne yaptığı bizi ilgilendirmez. Eşcinsellerin haklarının ve hukuklarının tanınması gerekir. İnsanlar cinsel eğilimlerinden dolayı mahkûm edilmemelidir. Eşcinsel olanlar ve olmayanlar eşittir.

Cuma namazında merkezi hutbe var. Devletin müdahalesi midir?

Devletin diyanet kurumu ile bütün camiler devlete bağlanmış durumdadır. Devletten bağımsız olması gerekir. Mecliste ve camide kürsü dokunulmazlığı olmalıdır. Konuşmalara müdahale edilmemelidir. Meclis insanların seçtiği insanların konuşma yerleri. Kürsüler manevi bir merkezdir. Orada doğruluklar hakikatler dile getirilir. Siyasete adet edilmemelidir ve bir partinin arka bahçesi olmamalıdır. Merkezden hutbe gönderilince devletin himayesinde olur.

Zengin bir Müslüman cipe binebilir mi?

Bence Müslüman şahsi olarak zengin olamaz. Ama Müslüman toplum güçlü olmalıdır. Bu da dayanışma, paylaşma, adalet ve eşitlikle olur. Hiçbir şahsi zenginlik içinde suç barındırmadan gerçekleşmez. Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz deriz,boşuna değildir. Zengin olunca mutlaka bir şey vardır. Faiz geliri olmadan, yanındakini sömürmeden, kamu imtiyazı kullanmadan, bilgi tekeli oluşturmadan bir insan nasıl zengin olabilir? Zengin olmak birisinin fakir olması demektir. Toplumda yoksul kalmamalı herkes birbirine yakın olmalıdır. Allah’ın nimetlerinden herkes eşitçe yararlanmalıdır. Birinde çok diğerinde az olmamalıdır. Biri yerken diğer bakmamalıdır. Bir yer biri bakar kıyamet ondan kopar…

Kar payı ve faiz aynı mıdır?

Hemen hemen aynıdır. Faiz diyemiyorlar ona kar payı diyorlar. İslam’da bankacılık yoktur. Yardımlaşma ve dayanışma yani infak fonları vardır. Paralar burada toplanır olmayanlara kredi olarak verilir. Sürekli oranın infakla beslenmesi gerekir. Paranın ticareti olmaz. Bankalar para ticareti yapıyor. İnsanlara faiz ile para veriyor ve daha fazlasını getir diyor. İnsanları sömürüyorlar. Oradaki kar payı olmuyor. İslami olması için infak fonu olmalı ve oraya infakta bulunanın bir daha verdiği parayı geri almaması lazım.

Röportaj: Anıl Sural

twitter.com/AnilSural

http://blog.milliyet.com.tr/r-ihsan-eliacik-ile-turkiye-deki-islam-ve-gercek-islam-uzerine-roportaj/Blog/?BlogNo=536041

Article Categories:
Söyleşi · Yazılar

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.