Tem 25, 2015
3134 Görüntüleme
17 4

Gürkan Hacır ile Şimdiki Zaman – Halk TV

Soru (Gürkan Hacır): Twitter’da, IŞİD’ın yaptıklarına karşıyım, kendisine değil; cinayet, gasp, sürgün, kölecilik, din polisliği, ibadet zorbalığı vb. dediniz; bunlara karşıyım ama IŞİD’in özüne karşı değilim dediniz (demiş oldunuz). Neden? Selefileri mi kast ettiniz?

Cevap (İhsan Eliaçık): Yok. Onunla kast ettiğim şudur. IŞİD bayrağında la ilahe illallah, bir de Allah Resul Muhammed yazıyor, o da Peygamberimizin mührüdür, onun (mührün) şeklidir. Bunu kendilerine bayrak yapmışlar; binlerce genç, bunun için akın akın oraya (IŞİD’e) gidiyor. Daha geçen gün Adıyaman’da üçyüz genç IŞİD’e katıldı. “Bu Allah Resul bayrağıdır, hepimize farzdır, Müslüman’ım diyen herkesin bu bayrak altında toplanması lazım” diye insanları etkiliyorlar. Ben IŞİD’e karşıyım diyenlere de, demek ki sen Allah’a, Resulüne, La ilahe illallah’a karşısın gibi bir imaj oluşturuyorlar. O çevrelere yakın olmayan insanlar bunu anlamayabilir ama ben, o tabana da hitap ettiğim için, bunun (bu ithamın) ne demek olduğunu anlıyorum… Ben IŞİD’e karşıyım, yaptıklarına karşıyım, yaptıklarının İslam’la bağdaşır bulmuyorum. Hatta bu yaptıklarından dolayı dinden çıktıklarını düşünüyorum, Müslüman sayılamayacaklarını düşünüyorum. Ama ben o bayraktaki Allah, Muhammed, Resul sözlerine karşı değilim, La ilahe illallah sözüne karşı değilim, o bayraktaki sözlere karşı değilim, bunu anlatmaya çalıştım.

Soru (Gürkan Hacır): Ama öyle anlaşılmamış. Yüzkırk (twitter) karakter ile anlatamamışsınız galiba?

Cevap (İhsan Eliaçık): Ondan sonra attığım twitlerle, bunun böyle olduğunu, kast ettiğimin bu olduğunu söyledim. Twettirin azizliği, yüzkırk karaktere ifade sığmayabiliyor. Söylediğimin bu olduğunu açıklayan en az onbeş twitim var. Zaten ben, İslam devleti değil, Adalet Devleti diye kitap da yazmışım, bu da IŞİD’e karşıdır. Bu kitap 2003 yılında çıkmıştır, altıyüz sayfadır. Başlığı: Adalet Devleti-Ortak İyinin İktidarı… Kuran’dan bir İslam devleti, şeriat devleti çıkarılamayacağını, olsa olsa, yönetimde adaletin esas alınması isteğinin çıkacağını bu kitapta anlatıyorum. Ve IŞİD’in, teolojik, tarihsel ve dinsel köklerini bu kitapta çürütüyorum. Bu kitap, IŞİD’e karşı yazılmış yegâne ideolojik kitaptır. Bu kitabı okuyan biri, IŞİD’in yaptıklarının İslam’la bağdaşmadığını apaçık bir şeklide görecektir; adına “İslam Devleti” diyor, bu yanlış!

“İslam Devleti” dediğiniz zaman, İslam’ı devletin güdümüne vermiş olursunuz. İslam’ın ibadetlerini, kul ile Allah arasında kalması gereken namaz , oruç, hac gibi, başörtüsü gibi hükümlerini, devlet eli ile zor kullanarak yaptırmaya kalkarsınız ki, şu anda yaptıkları da tam da bu. Mesela ne yapıyorlar, gariban insanları namaz kılmıyor diye Musul’un meydanında kırbaçlıyorlar, Ramazanda oruç tutmadın diye adamı çarmıha gerip kırbaçlıyorlar. Bunları devlet zoru ile yapıyorlar.

Soru (Gürkan Hacır): Ama bunları ayetlere dayandırıyorlar?

Cevap( İhsan Eliaçık): İşte burada bir kafa karışıklığı var, buranın biraz tartışılması gerekiyor. Bunları duyuyorum, senin de söylediği gibi söyleyenler oluyor. Mesela bunlardan biri: “Muhammed de Suruç’taki gibi katliam yapmıştı, dokuzyüz Yahudi’yi kesmişti, Kuran’da da inanmayanları öldürün diyor, İslam mezhepleri namaz kılmayanları kırbaçlayın diyor; dolayısı ile geçek İslam IŞİD’in dediğidir, İhsan Eliaçık’ın dediği İslam değildir, o cilalıyor, boyalıyor bize iyi gösteriyor ama asıl İslam IŞİD’in yaptıklarıdır…” Ve bu hızla yayılıyor. Bunu son zamanlarda artmaya  başladı, ‘yahu işte gördük din bu, başka da bir şey değil’ havası yayılmaya başladı. Ben buna itiraz ediyorum, ben buna, tek başıma kalsam dahi itiraz etmeye devam edeceğim; o twitin arkasında yatan psikoloji biraz da bu. Biz (ben) buna itiraz ediyoruz kardeşim! ISİD’e bakarak, bayrağında yazılı olan Allah’a, Resul’e Muhammed’e faturayı çıkarmayın! Bunlar (IŞİD), onları (Allah ve Muhammed’in adlarını) kullanarak, din istismarı yapan, tarihte yüzlerce olanlardan birisi. Siz hiç görmediniz mi, Allah Resul deyip de cinayetler işleyen?

Gürkan Hacır: Neredeyse başka bir şey görmedik, hep onu gördük.  

İhsan Eliaçık: Mesela, Kuran’ı Kerim’de, namaz kılmamanın cezası yok, oruç tutmamanın cezası yok, başını örtmemenin cezası yok, inanmayanları öldüreceksin diye bir şey yok. Kuran’da sadece dört konuda ceza var: adam öldürmek, hırsızlık yapmak, iftira atmak, zina etmek.. Bunların hepsi de insan hakları ile ilgili; bunların ilk üçü de, modern dünyanın hukukunda da suçtur. Bunun dışında Kuran’ı Kerim’de bir ceza yok, nasıl oluyor da sen (IŞİD) ceza veriyorsun, cinayet, zulüm, bunlar korkunç şeyler! Peygamberin namaz kılmayanı cezalandırdığını nerede gördünüz? Oruç tutmayanı cezalandırdığını nerede gördünüz? Bunlar Kuran’ı Kerim’in neresinde yazıyor?

Soru (Gürkan Hacır): Şimdi şunu net tespit edelim. Geçen hafta Edip Yüksel’i konuk ettim. Edip Yüksel de gerçekten kendini, yıllarını Kuran’a vermiş. O da öyle bir açıdan ele alıyor ki, mesela hadisleri, sahih hadisleri tamamen reddeden bir anlayışa sahip. Peygamberden sonra tarikatlar yoluyla, mezhepler yoluyla kendine ayrıcalıklar çıkaran bütün inanışları iddiaları reddediyor ve sadece Kuran’a ve Resule inandığını söylüyor. Ve başka bir Kuran yorumu ile karşımıza çıkıyor. Biz buradan, bir devlet, bir idare, bir sosyal hayatı düzenleme çıkarırsak işler çok karışmaz mı? Bunu, semavi olsun olmasın, bütün dinle için de soruyorum.

Cevap (İhsan Eliaçık): Bu sadece dinler için geçerli değil. Bazı toplantılarda solcu arkadaşlar bana diyor ki, kırk tane dini cemaat var, bunlardan hangisinin dediği doğru? Ben de onlara diyorum ki, kırkdokuz tane sol fraksiyon var, hangisinin dediği doğru. Ben şimdi size kırk tane Atatürkçülük yorumu çıkarabilirim, kırk tane cumhuriyet yorumu çıkarabilirim; serti var katısı var, totaliteri var, otoriteri var, özgürlükçüsü var. Bu yalnız din için değil her şey için geçerli.

Soru (Gürkan Hacır): Bunlar tartışılabilir ama öbürü Allah kelamı…?

Cevap (İhsan Eliaçık): O da tartışılabilir.

Soru (Gürkan Hacır): Nasıl tartışacağız?

Cevap (İhsan Eliaçık): Onun da (siyasi görüşlerin de) tartışılamaz olduğunu söyleyenler var. Mesela, Atatürk’ü tartışamazsın diyenler var, ben bununla birçok yerde karşılaştım. Tartışamazlık bence dinden kaynaklanmıyor, insandan kaynaklanıyor, insanlar özgürlükçü olacak. Sen özgürlükçü olursan, dini de özgürlükçü yorumlarsın. Adaletli olursan, merhametli olursan, evrensel değerleri içselleştirirmiş olursan, dini de böyle yorumlarsın. Bence çözüm bu, ben öyle yapmaya çalışıyorum. Sizin dediğinize bir noktadan katılıyorum; insanlar, Allah ile aralarındaki ibadetlerini, namazlarını, oruçlarını, camiye gitmelerini, kiliseye havraya gitmelerini, devlet işlerine falan bulaştırmamalıdırlar. Devlet eliyle insanlara bunları zorla, bir siyasal  proje ekseninde uygulatmaya kalkmamalıdırlar. Ama Kuran’ın, hepimizin zaten yana yana aradığı, evrensel değerleri vurguladığı yerleri bir kenara bırakmamıza gerek yok. Mesela Kuran ne diyor: Allah adaleti emreder. Güzel, biz de zaten adaleti arıyoruz. Kuran, paylaşın bölüşün diyor, doğru olun, dürüst olun, haram lokma yemeyin, kul hakkı yemeyin diyor. Şimdi bunları vurgulamak gerek, din bunlardır. Kul hakkının yenmediği, alın terinin, emeğin hakkının iade edildiği, kimsenin kimseye zulmetmediği, adaletin geçerli olduğu, kimsenin kimseyi sömürmediği bir düzen kur, bu İslam’a uygundur kardeşim; illa harfi harfine (lafzen) ayeti uygulayacaksın diye bir şey yok yani. Kuran, insanlara genel (dünyanın her yerinde kabul bulabilecek evrensel insan hakları ile ilgili) şeyler söylüyor, bunu esas almak yeterli. IŞİD’ciler bununla yetinmiyorlar, kendilerini halife ilan ediyorlar ve Kuran’da ne geçiyorsa, devletle ilgili olsun olmasın, sosyal hayatla ilgili olsun olmasın, tarihsel olsun olmasın (uygulamaya kalkıyorlar)… Kuran’ın kimi ayetleri vardır ki tarihseldir, mesela mirası Kuran’da aynen geçtiği gibi bölüşeceksin diye bir şey yok, adalete uygun bir şekilde bölüştüğünde Kuran’ın uygundur. O da ihtiyaca göre bölüştürmektir.

Soru (Gürkan Hacır): Bir izleyici şöyle diyor, o halde hiçbir siyasi örgütün terörüne de karşı olmayalım mı; mesela, ben Marksist ideoloji için bu yaptım, ben Marks’ı seviyorum derse? Kaldı ki Marks bana göre de büyük bir düşünce adamıdır. Marks’ı seviyorum, onun için bunu yapanın yaptığına karşıyım, Mark’a karşı değilim mi diyeceğiz?

Cevap (İhsan Eliaçık): Tabi, diyebilir: Ben Marks’a karşı değilim, Marksist örgütün yaptığına karşıyım. (Bunun söylediğinde de) yaptıklarına karşı çıktığında, demek sen Marksist değilsin diye itham altında kalabilir. Bu ithama karşılık olarak, hayır kardeşim, ben de Marksist’im ama sizim bu yaptığınız yanlış, yaptıklarınıza karşıyım demelidir. Biz de şuanda böyle bir tazyik altındayız. Mesela benim için diyorlar ki, İhsan Eliaçık dinden çıktı. Neden? “Çünkü, Allah’ı Resul Peygamberi kabul etmiyor.”

Soru (Gürkan Hacır): Size mürtet diyorlar mı?

Cevap (İhsan Eliaçık): Tabii. Diyorlar. Mürtettir, dinden çıkmıştır diyorlar. IŞİD’i eleştirdiğim, İslam devleti olmaz, adalet devleti olur dediğim için dinden çıktığımı söylüyorlar, illa İslam Devleti diyecekmişim. Hayır! Adalet Devleti diye kitap yazdım, İslam devleti olmaz, şeriat devleti olmaz, olsa olsa adalet devleti olur, başka da bir şey olmaz. Ben bunu dediğim için dinden çıktığımı söylüyorlar. Irak Şam İslam Devleti, diyor ya (adında İslam geçtiği için) buna karşı çıkan herkesi, İslam’a karşı çıkmakla itham ediyor. Hayır! Hayır! Ben İslam’a karşı değilim. Ben onların yaptıklarına karşıyım!

Soru (Gürkan Hacır): Tevbe Suresi 5.Ayet: Hürmetli aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları hapsedin, her gözetleme yerinde onları bekleyin, eğer tövbe eder namaz kılar ve zekât verirlerse yollarını serbest bırakın, doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder. Bu ayet (çeviri-meal) doğru mu?

Cevap (İhsan Eliaçık): Benim yaptığım meal öyle değil.

Soru (Gürkan Hacır): Nasıl?

Cevap (İhsan Eliaçık): Kuran’da öldürmek tabiri faktulû, her yerde o bildiğin anlamda öldürmek anlamına gelmez. Mesela bir ayette denir ki: faktulû enfesekûm nefislerinizi öldürün. Bu, intihar edin anlamında değildir, nefsinizi kontrol edin, nefsinize hâkim olun anlamındadır. Orada (Tevbe Suresi 5. ayet), müşrikler dediği Kuran literatüründe, saldırganlardır. Kâbe’ye insanları sokmayan, oraya çete oluşturmuş, gelene gidene saldıran, insanların can ve mal güvenliğini tehdit eden adamlar demektir; Kuran literatürü içerisinde müşrikler bu demektir, inancı şu şekilde olanlar demek değildir. Saldırganları nerede görürseniz etkisiz hale getirin, onları tutuklayın, bağlayın; saldırganlıktan vazgeçerlerse bırakın, ayet böyle diyor, öldürün falan dediği yok. IŞİD’ci bu ayeti, inanmayanları nerde bulursanız öldürün diye anlıyor.

Soru (Gürkan Hacır): İslam için kötü profiller ortaya çıktı. Hani bir dalga vardı, Mısır’da ihvan hareketi, Müslümankardeşler, o coğrafyayı silip süpüren ayaklanmalar devrimler… Ve nihayetinde İslam coğrafyası egemen oluyordu ama baktık ki bir Mursi karakteri çıktı. Türkiye’de, AKP iktidarının içinde bulunduğu durumu görüyorsunuz, İslam’ı yozlaştıran, belki de İslam adını istismar eden kişiler çıktı. En son “taçlandırmayı” da IŞİD yaptı. Ben Norveçli olsam veya Amerika’da yaşan bir New Yorklu olsam, dünyaya baktığımda, İslam profilinde bu üç karakteri görebilirim. Bir tarafta kendi ülkesinde büyük yolsuzluk yapan bir iktidar (Türkiye’de), bir başka ülkede, eşinin ölümü sonrasında (eşinin ölüsüyle) cinsel ilişkinin uygun olduğunu söyleyen bir Mursi figürü var, öbür tarafa bakarsınız, İslam’ı, o duyguyu istismar ederek acımasızca insan öldüren İŞİD’i görürsünüz. Bu üç profil, tesadüfen seçilmiş olabilir mi sizce?

Cevap (İhsan Eliaçık): Bunların zihniyet olarak kökleri zaten İslam dünyasında var. Bunlar, dışarıda yetiştirilmiş insanlar değil. Mehmet Akif der ki: İçerdedir darbe dışarıda değil. Eğer bir çöküş, kokuşma yaşanıyorsa, ben bunun içerde olduğu görüşündeyim, dışarıdaki siyasi arenada, bu içerdeki kokuşmuşlar kullanılırlar. Şuanda bir yüzleşme yaşanıyor. Doğrusu, din hakkında konuşmanın hiç bu kadar zor olduğu bir ortam (zaman dilimi) olmamıştı.

Soru (Gürkan Hacır): 28 Şubat sürecinde de yaşadınız mı bunu? Bu kadar değildi ama değil mi?

Cevap (İhsan Eliaçık): Tabii. Kuran’ı, Peygamberi çok iyi inceledim, tefsiri on yılda yazdım. Eğer Kitap’ta (Kuran’da) bir ışık görmesem bu işi bırakacağım, o noktaya geldik, konuşamaz durumdayız. “Ya bırak kardeşin, ne İslam’ı, İslam’ın geldiği yere bak” insanlar bu noktada; ben bunları mazur görüyorum, çünkü ortam, “din adına yapılmış” olanlar o kadar korkunç ki, savunulacak gibi değil! Ama ben buradaki (Kuran’daki) ışığın eninde sonunda ortaya çıkacağını, görüleceğini ve onları (İslam’la ilgili yanlış kanıyı) yeneceğini düşünüyorum.

Soru (Gürkan Hacır): 1990’ların başındaki Sosyalist bloğun çökmesiyle solcuların yaşadığı moral bozukluğunu, şuanda samimi Müslümanlar yaşıyor mu?

Cevap (İhsan Eliaçık): Aynen. Yaşıyor.

Soru (Gürkan Hacır): Doğu bloğunun çöktüğü gibi, İslam bloğu çöktü diye..?

Cevap (İhsan Eliaçık): Evet. Sol bitti, Sosyalizm hayalleri bitti denince, hayır bitmedi, ışık yaşıyor falan denirdi o zaman, şimdi de öyledir, İslam bitti, bu ne rezalet falan deniliyor ama kendiyle yüzleşme ışığı ortaya çıkaracaktır. Bu soruları ben kendime çok sordum, bu kitapları da bunun için yazdım; şu soruya İslam dünyasının ciddi bir cevap vermesi gerekiyor: Dört halifenin üçü suikast ile öldürüldü, oniki imamdan dokuzu zehirlendi (zehirle öldürüldü), diğerlerinin de ölüm nedenleri şüpheli, Kerbela’da yetmişiki kişi katledildi. Şimdi adama sorarlar, bunları CİA ajanları mı yaptı, Amerika mı yaptı, Batılılar mı yaptı, hep suçu oraya yüklüyorsunuz da, modernistler mi yaptı? Üç halifeyi kim öldürdü? O zaman Amerika var mıydı? Demek ki içerde bir sorun var. Sen bu sorunla yüzleşmek zorundasın. İslam dünyasında mezheplerin kavgaları ortada ama İslamiyet ortay çıktığında, Mekke ve Medine’de sürüp gelmekte olan yüz yıllık savaşları Hz. Muhammed bitirmiş. İnsanları bir bayrak altında toplamış, artık savaşmayacaksınız demiş ama onun ölümünden sonra, kabileler birbirleri ile tekrar savaşa başlamış. Demek ki, savaşı durduran bir kuvveti var bu dinin, özünde bir ışık var, irade var, savaş karşıtlığı var ki zaten İslam, barış demektir. Barış dinin ne hale getirdiler! Dolayısı ile ben burada, vicdan azabı çeken bir Müslüman olarak, dinimizin aydınlığını anlatmaya devam edeceğim; ne pahasına olursa olsun! Öyle, Irak Şam İslam Devleti diyerek, İslam’ı katliamcı, tecavüzcü, köleci, cariyeci bir din olarak gösterenlere rağmen, onların bayraklarında taşıdıkları Allah Resul Peygambere inancımı devam ettireceğim. Ama onların (IŞİD’in) yaptıklarını, melanetlerini de ortaya dökmeye devam edeceğim, başka da çare yok. Ben şuanda, bunu kendime vazife bilmişim, bunu yapıyorum.

Soru (Gürkan Hacır): Şuanda IŞİD’e yapılan operasyonların nasıl sonuçlanacağını öngörüyorsunuz?

Cevap (İhsan Eliaçık): Şimdi bizim Türkiye olarak, Arap dostu, Kürt dostu, Çerkez dostu, Ezidi dostu, Ermeni dostu bir politika izlememiz lazım. Çünkü bunlar, bölge halklarıdır. Bu halklarla beraber yaşıyoruz. Kültürümüz, dillerimiz bu medeniyet havzanın  içinde oluşmuş. Ama elin oğlu geliyor, bir sürü dolap çeviriyor, onu ona , şunu buna kırdırıyor, bir mezhep çıkıp öbürünü boğmaya kalkıyor. Bizim öyle bir irade göstermemiz lazım ki, bölgede yaşayan halkların, ortaklaşa bir yaşam iradesinin olacağı bir politikası izlenmesi lazım. Şimdi sen gidiyorsun, Suriye’de bir mezhebi tutuyorsun, öbürüne karşı onu kışkırtıyorsun. İslam dünyası zaten paramparça olmuş, ajanlar cirit atıyor, biri diğerini kırdırtıyor. Ben, Türkiye’nin Suriyelileşmeye başladığını düşünüyorum. Suruç katliamı, Suriyelileşmenin başlangıcıdır. Suriyelileşiyoruz! Bu nedenle, her zamankinden daha fazla birbirimizi anlamamız lazım!