Mar 23, 2015
70194 Views
72 40

“İslam’da kadın” üzerine doğru bilinen 10 yanlış

Written by

“İslam’da kadın” üzerine doğru bilinen 10 yanlış

Kuran’da kadının yeri ile ilgili doğru bilinen on yanlış… Sizlere bunlardan bahsedeceğim. Yaygın olan, doğru bilinen, öyle olduğu zannedilen, dindeki yeri bu olduğu varsayılan on büyük yanlış…

BirincisiHavva’nın, Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı iddiası… Milyonlarca dindar, kadının, erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığına inanıyor. Aslında, Havva’nın Âdem’in kaburgasından yaratıldığı sözü, Kuran’da geçmiyor, Tevrat’ta geçiyor. Tevrat’taki yaratılış anlatısında, Allah önce Âdem’i yaratıyor. Tabiri caizse, insanı yaratırken Allah’ın zihninde kadının adı yok, düşünmüyor, kadın diye bir varlık aklına bile gelmiyor. Önce Âdem’i yaratıyor, sonra onu başıboş Dünyaya bırakıyor. Âdem, aylak aylak, sağda solda geziyor. Allah, sonra bakıyor ve diyor ki, ya hu bir şey unuttuk, bu Âdem çok yalnız kaldı, buna bir eğlence lazım. Allah’ın aklına, o nedenle kadını yaratmak geliyor. Ve Âdem’in kaburga kemiğinden alarak, etrafına et giydirerek, bir güzelce yaratıyor. Sonra da Havva’yı ona gönderiyor. Âdem’de, Havva’ya, o sen ne hoş şeysin böyle, nerden çıktın diyor. O da, ben Havva’yım, senin için yaratıldım diyor ve orada iş başlıyor. O gün bugündür, asıl olan erkek, onu eğlendirmek için, dünyadaki sıkıntısı alması için yaratılmış kadın söylemi, kaburga kemiği hikâyesi, her yana yayılmış vaziyette. Dini dünya, bunun böyle olduğuna inanıyor. Hıristiyanlar da, Yahudiler de, Budistlerde, Zerdüştlerde, bu anlatı hepsi var. Ama Kuran, önceki dinlerin reformcu devamı olduğu için, son hak din olduğu için, bu anlatıyı şu şekilde düzeltiyor: Nisa Suresi 1.ayeti: Allah sizi tek nefisten, tek bir özden, yarattı; ondan da bir çift var etti, onlardan da kadınlar ve erkekler türetip getirdi, diyor. Bu ayetteki söyleme göre, kadın ve erkek varlık sahnesine beraber çıkmışlardır. Eş olarak çıkmışlardır, zevç olarak çıkmışlardır. Yani, topraktan mı geldiler, sudan mı çıktılar, önceki bir kök atadan mı geldiler, maymundan mı dönüştüler, burası ayrıca bir tartışma konusudur ki evrimin de İslam’a aykırı bir tarafı yoktur. Her ne şekilde oldu ise, Nisa Suresi’nin 1.ayetine göre, kadın ve erkek varlık sahnesine beraberce çıkmışlardır, eş var olmuşlardır, hani, eşbaşkanlık var ya onun gibi. Dolayısı ile hayatı da berber göğüsleyeceklerdir. Birinin diğerine üstünlüğü değil, yaratılışta, varlık sahnesine, birbirine eşit çıkış söz konusudur. Bu söyleme göre (Nisa Suresi 1.ayetteki Kuran söylemi) bunun böyle olması gerekir ama önceki söyleme göre (Tevrat’taki yaratılış söylemine göre) asıl olan erkek olmuş oluyor. İş (yanlış) oradan başlıyor ve insanlar bir türlü, kadınlara doğru bakamıyor.

İkincisi: Erkeğin, evin reisi olduğu iddiası… Kuran’ Kerim’de, erkeğe reislik görevi verildiği iddia ediliyor. Bunun için de şu ayet delil gösteriliyor ve deniliyor ki: (Nisa Suresi 34.ayette)[Er ricâlu kavvâmûne alân-nisâ] Erkekler kadınlar üzerinde kavvamdır. Bu ayeti şöyle çeviriyorlar: Erkekler, kadınlar üzerinde reistir-yöneticidir. [Gavvam] kelimesini yönetici ve reis olarak çevirince de ne oluyor, kadın itaatkâr olacak, erkek ne derse o olacak, oluyor ve bir reislik kavramı üretiliyor. Oysaki ayette denmek istenen bu değildir. Arapçada “kamegame” ayağa kalktı, “kavvamgavvam” da, çokça ayağa kalktı, demek. Ayeti tekrar çevirelim: Erkekler, kadınlar karşısında çokça ayağa kalkandır. Biraz sembolik bir tabir, bundan ne anladığınız üstüne düşünün. Erkekler, kadınlar karşısında çokça ayağa kalkandır dendiği zaman ne anlıyorsunuz? Yani, ilgi, nezaket, saygı, maddi ve manevi her türlü dertleri ile ilgilenme. Mesela, kadınla erkek karşılıklı oturuyorken, kadın elini başına götürse, erkek hemen, ne oldu, bir derdin mi var, gözün mü ağrıdı diyecek. Ne yazık ki tam tersi, böyle olan erkeklere toplumda ne deniyor, kılıbık deniyor, karısının dediğini tutan deniyor, hâlbuki Kuran, kavvam diyor, erkek çokça ayağa kalkandır diyor. Bunu tefsir ederken tam tersine çevirmişler, reis demişler. Kavvam nedir? “Reistir, kodun mu oturtandır.” Bunlar, müfessirlerin görüşleridir, ben size, kelimenin tam karşılığını aktarıyorum, yorumu boş verin. Kuran, hangi kelimeyi kullanıyor, o kelime ne anlama geliyor, sen ona bak! Allah’ın sözüne bak, yorumları boş ver. Size, dilin özünde yatan şeyi göstermeye çalışıyorum, yorumlardan kurtulduğunuzda, özün ne olduğunu anlayacaksınız.

Üçüncüsü: Kuran’ın, dört kadınla evlenmeye izin verdiği iddiası… Bu da, doğru bilinen yanlışlardan biridir. Kuran’ı Kerim’de, böyle bir şey yoktur! Ne vardır: dört kadınla evli olanın, dörtten üçe, ikiye ve nihayet bire indirmesini isteme vardır. (Nisa; 2-3). Düşünün, bu ayetlerin indiği toplumda, erkeklerin onar onbeşer karısı var, çok eşli, poligami bir toplum, orta tropikal kuşak, çöl içinde, Mekke ve Medine, Arap toplumu. Kadınlar savaşa katılmıyor, ganimetten pay getirmiyorlar, alınıyorlar, satılıyorlar, insan yerine konulmuyorlar, şahitlikleri kabul edilmiyor, mirastan pay verilmiyor. Ve her bir Arap erkeğinin on onbeş karısı var, cariyesi var, evlenmenin ve boşanmanın haddi hesabı yoktu, bugün evleniyor, yarın boşuyor, tekrar evleniyor, tekrar boşuyorlardı. Kadınlar mal gibi alınıyor satılıyorlardı. Kuran, böyle bir topluma gelmiş, böyle bir topluma hitap etmiş (seslenmiş). Mekke’nin nüfusu onbin idi, onbin de Medine’nin nüfusu vardı. Onbinlik Medine’de, yüzde doksandokuz virgül dokuzunun onar onbeşer karısı, cariyesi olan bir topluma gelen ayetler, dörde kadar evlenebilirsiniz der mi? Bu, akla, mantığa sığıyor mu? İnsanlar demez mi, benim zaten on tane karım var, nereye dört taneye kadar evlenebilirmişim. Toplumda, çok eşliliğin yarattığı bir sorun vardı. Haksızlıklara yol açıyor, kadınlar şikâyet ediyor, hatta erkekler de şikâyet ediyordu, bu kadar kadını geçindiremiyorum diyor, yetimlerin malından alıp, eşlerine harcamaya kalkıyorlardı. Bunların üzerine Nisa Suresi’ndeki ayetler geliyor ve diyor ki: Yetimlere haksızlık yapmaktan korkuyorsanız, dörder üçer azaltarak evlenin, hatta bire indirin, sizin için bu daha hayırlıdır. Burada, çok eşliliğe teşvikte yoktur, ruhsatta yoktur! İzin de yoktur! Çok eşli olanların, tek eşli olmaları istenmektedir. Siz zaten tek eşli iseniz tamam, Kuran’ın dediğini yerine getirmişsiniz, siz, bu ayetin muhatabı değilsiniz. Bu ayet, hâlâ çok eşli olanlar varsa, onları muhatap alır. Gelin görün ki bu ayeti amuda kaldırmışlar. Kuran diyormuş ki, dörde kadar evlenebilirsiniz, hatta bazıları diyor ki, birer birer, üçer üçer, dörder dörder, dört kere dört, onaltıya kadar evlenebilirsiniz. Yani, ayetin amacı, maksadı tam tersine çevrilmiş vaziyette, tam tersine! Oysa çok eşli bir toplum, tek eşliliğe geçirilmek isteniyor. Kuran’ın siyasal, sosyal, kültürel amaçları, her alanda aynıdır. Mesela, zengin-yoksul uçurumu var, Kuran, zenginler yoksullara verecek ve bu uçurum ortadan kalkacak diyor, kısa bir süre içerisinde (biran evvel) zengin ve yoksul uçurumunu yok etmek istiyor. Efendi-köle ilişkisi vardı, Kuran, köleleri azat etmek suretiyle toplumu, efendi-köle toplumu olmaktan kurtarmak istiyor. Çok eşlilik sorunu vardı, Kuran, azaltmak suretiyle toplumu tek eşliliğe geçirmek istiyor. Yaratılıştaki, başlangıçtaki, (kadın ile erkeğin) eş olarak varlık sahnesine çıkmasını gerçekleştirmek istiyor. Kuran’ın ne yapmaya çalıştığı çok önemlidir.

Dördüncüsü: Kuran’ın, kadını dövün dediği iddiası… Bu da, doğru bilinen yanlışlardan biridir. Kuran, kadınları dövün demiyor! Böyle bir şey yok! Ama adam karısını dövüyor, biraz sıkıştırdığın zaman da, zaten Kuran’da da karınızı dövün diyor üstüme gelmeyin, diyor, karısına yönelik şiddetini bununla savunmaya kalkıyor. Oysaki Kuran diyor ki: (Nisa;34) Şiddetli geçimsizlik yaşadığınız eşinizle, önce oturun konuşun, konuşun! Sonra, ev içinde odaları ayırın, bir müddet ayrı durun, yatak ayırma bu demektir. Sonra, ev içinde de beraber yaşayamaz hale gelmişseniz, bir müddet ayrı yaşayın, evleri ayırın. Sonra (eğer bunlardan şiddetli geçimsizliğinize çözüm üretememişseniz), her iki tarafında kabul ettiği, sözünü dinleyeceği hakemler, arayı bulacak kişiler çağırın. Beşinci aşama da, halen çözüm yolu bulamamışsanız boşanın: talak. Üçüncüdeki ön boşanma, beşindeki de ebedi boşanmadır. Kuran’daki “darabe” kelimesi, vurun, darp edin diye çevriliyor, hâlbuki bu kelimenin onyedi tane anlamı var ve bu anlamların bir tanesi de Kuran’ın kendi içinde, bir yerden, geçici bir süre ayrılık anlamında kullanılıyor. Mesela eğer memleketinizden geçici bir süre, bir yere ayrılırsanız, sefere çıkarsanız derken (Nisa; 101) “darabe” kökünü kullanıyor. Kuran demek ki bu kelimeyi, bir müddet, geçici ayrılık anlamında kullanıyor. Peygamber, hiçbir kadına, tekbir fiske vurmamıştır. Kadınlar, gelmişler, Peygamberin evinin etrafında toplanmışlar, kocalarımız bizi dövüyor, eve gitmeyeceğiz demişler, protesto yapmışlar, o gece mescitte yatmışlar. Sabah olunca da Peygamber bütün erkekleri çağırmış, karılarınızı niye dövüyorsunuz diye onlara, tabiri caizse, fırça atmış ve bu ümmetin hayırlıları, karılarını dövenler değildir demiş. Sonra, bunun üzerine bu ayet gelmiş. Yetmişbeş kadın, kocalarımız bizi dövüyor diye Peygambere sığınmış, bir de sorunu çözmek için gelen bu ayette, dövmeye devam edin diyecek öyle mi! Yahu zaten bu ayet, dövme sorununu çözmek için gelmiş! Hiçbir şekilde, dövmeye yönlendirmek söz konusu değildir. O zamanki toplum, aşağı yukarı bizim şuandaki topluma benziyor. Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin diyen bir toplum. Sahabe dahi kadınları dövmüş ki, kadınlar Peygambere sığınmışlar. Hz. Ömer’e rivayet edildiğine göre, Peygamber vefat edince, en fazla yetim kalan kadınlar oldu diyor; çünkü ne zaman kadınlara bir şey söylesek, bizi azarlayan ve kadınları savunan ayet gelirdi diyor. Hem Peygamber, hem Kuran ayetleri hep kadını savunmuştur. Kadın erkek ilişkilerine yönelik bütün ayetler, kadınları savunan ayetlerdir. Neden? Çünkü o günün ezilen kesimi onlardır. Ezilen kesim kimse, Kuran onları savunur.

Beşincisi: Kuran’da cariyelik öngörüldüğü iddiasıdır… Cariye, bir savaşta esir alınan kadın demek. Savaş esirlerinde erkek köle, kadın cariye oluyordu. Kadın köleye cariye deniyordu. Cariye kelimesi, cereyan kelimesinden geliyor, cereyan, akan demektir. Cereyan gibi oradan oraya giriyor, çıkıyor, elden ele dolanıyor yani. Cariye de elden ele dolaşan kadın demektir. “Cariye ile evlenmeye gerek yoktur.” Romalılarda, Sasanilelerde, cariyelik hukuku böyle gelişmiştir. Askerler gider savaş yaparlar, erkekleri öldürürler, kadınları da, kendilerine cariye yaparlar. Bir de, erkekler borçlarını ödeyemedikleri zaman, karıları ve kızları, borçlu olduğu kimseye cariye olurdu. Cariyeliğin iki yolu: savaş ve borç!  İslam, kadınları ve erkekleri bundan kurtardı, böyle bir şey olmaz! dedi. Kadınlar veya erkekler, savaşta ele geçirildiği takdirde, Muhammed Suresi 4.ayete göre, iki şey yapılır. Bir: tazminat karşılığı salıverilirler. Yani, adamlar saldırmış ve zarar vermişlerdir, sen de onları yakalamışsındır; bir: verdiği zararı ödettirebilirsin; iki: bu tazminatı almaksızın serbest bırakacaksın. Fidyeli veya fidyesiz, tazminatlı veya tazminatsız, Kuran, serbest bırakın diyor, Muhammed Suresi 4. ayet. Burada nerede cariye yapmak, nerede köle yapmak? Kölelik ve cariyelik zaten toplumda vardı ve İslam, bunu kaldırmak istiyor. Diyor ki, esir kadınlarla, kendilerinin rızasını alarak, velilerine haber vererek, mehirlerini ödeyerek, yani, masraflarını karşılayarak, gizli birlikteliğe kalkışmamaları ve iffetli yaşamaları şartıyla, nikâhlanabilirsiniz diyor. (Nisa; 25). Kiminle? Esir durumda olan kadınlarla. Bu pek görülmemiş bir şeydir, filmlerde olur ama diyelim ki denk geldi, esir kampında bir kadınla, orada nöbet tutan bir asker birbirine âşık oldu, ne yapacağız? Öyle esirdir diye, gidip de kadını cariye falan yapamazsın, ilişkiye giremezsin, elini süremezsin! Haysiyeti vardır, onuru vardır, şerefi vardır! Gideceksin, o dört şeyi, yerine getireceksin. Onun rızasını alacaksın; o, yok, olmaz derse olmaz; anne babasının rızasını alacaksın; masraflarını karşılayacaksın. İşte o zaman esir kampından çıkarılır, düğünleri yapılır ve topluma karışırlar. Bunun dışında, kadın savaşta esir düştü, git pazardan kadın satın al, bunların hiçbirinin Kuran’la alakası yoktur! Hiçbirinin!

Altıncısı: Kur’an’da şahitlik ve mirasta kadın ½ yarım görüyor iddiası… Deniliyor ki, Kuran, kadınları yarım görmektedir. Onlara, şahitlikte yarım hak vermektedir, bir erkeğe karşılık, iki kadın istemektedir ve yine mirasta, iki tane erkeğe bir tane kadına vermektedir, dolayısı ile Kuran, kadını, erkeğin yarısı olarak görüyor, kadın erkek eşit görülmüyor deniliyor. Külliyen yanlış! Kuran’da yedi yerde şahitlik konu ediliyor, bunu altısında, şahidin cinsiyeti belirtilmiyor. Mesela birinde diyor ki, zina edildiğini ispat etmek için dört tane şahit getirin. Bu şahitler erkek mi olacak, kadın mı olacak söylemiyor. Bu şahitlerin hepsi erkek de olabilir, hepsi kadın da olabilir. Şahitlik konusunun yedincisinde, diyor ki, iki erkek, bir de kadın şahit olsun. Buradan şu sonucu çıkarıyoruz. Demek ki, bu ayetleri gönderen iradenin, cinsiyetçilik yapmak gibi bir derdi yok. Eğer olsa idi, yedi yerde de ayırım yapması gerekirdi. Neden diğerlerinde cinsiyet bildirmiyor da, yedinci yerde bildiriyor? Yedinci yer, borçlanma ile ilgilidir, borç yazma ile ilgilidir, konu, ekonomik, iktisadi bir konudur. Kadın o dönemde ekonominin, iktisadın içinde değildi. Savaşa çıkmazlar, savaşta ganimet elde etmezler, savaşta ganimet elde etmedikleri için de, adam yerine konulmazlardı; çünkü adam olmanın (insan olmanın) yegâne geçer akçesi, bir atın üstüne binip, kılıç sallayıp ganimet getirmekti; kadınlar savaşa çıkmıyor, tam tersi, savaşta esir alınıyorlardı. Dolayısı ile bu, konunun uzmanı olmayan bir kişi ile konunun uzmanı olan iki kişi şahit olsun demektir. Diyelim ki, bir tane konunun profesörü ile yoldan geçen herhangi üç kişi buna şahit olsun demek gibidir. Böyle dediğimde, profesörü diğer üç kişiye üstün gördüğüm, onları eşit görmediğim anlamına mı gelir; hayır, olay bunu gerektiriyordur, hepsi bu. Konuyu bilenle bilmeyenin eşit olmaması, hak bakımından eşit olmamak değildir, bilmek ve bilmemekle ilgilidir. Miras konusunda da durum böyledir. Kadınlar mirastan hiç pay alamamaktaydılar. Kuran diyor ki, kadınlara da mirastan pay vereceksin, bu ayet üzerine erkekler küplere biniyor. Bu miras işi nasıl olacak, ihtiyacı olana vereceğiz, şeriatın maksadı budur, Kuran’ın ne yapmaya çalıştığı önemlidir. Bakacağız, kimin bu mirasa ihtiyacı varsa ona vereceğiz, kadın daha çok ihtiyaç sahibi ise ona, erkeğinki çoksa ona vereceğiz, cinsiyet ayrımı yapmayacağız. Kuran’da anlatılmak istene tam da budur.

Yedincisi: Peygamberin, altı veya dokuz yaşındaki Ayşe ile evlendiği iddiası… Doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi de budur. Buradan yola çıkılarak deniliyor ki, İslam Peygamberi, çocuk yaşta bir kızla evlenmiştir, yaşı altı idi veya dokuz idi diyorlar. Bu, iki açıdan yanlış; bunu ispat ediyoruz. Bir, matematiksel açıdan: Hz. Ayşe ve ablası Esma, ikisi, Hz. Ebu Bekir’in kızlarıdır. Esma, yüz yaşında, yetmişüçüncü hicri yılda ölmüştür. Yani, Medine’ye geldiklerinde, 100-23=27 yaşındadır. Ayşe, Esma’dan on yaş küçüktür, yani 17 yaşındadır, en az 17 yaşında. İkincisi, o zamanlar Araplar arasında bir gelenek var. Araplar kadınların yaşını, dünyaya geldiklerine göre değil, ay hali gördükleri, regl oldukları yıla göre söylerlerdi. Ayşe, Peygamber benimle evlendiğinde, 6. veya 9. yılımdaydım demesi, Peygamber benimle evlendiğinde, aybaşı hali görmeye başlayalı 6 veya 9 yıl olmuştu demektir. Dolayısı ile Ayşe 12+6=18 veya 12+9=21 yaşında demektir. Peygamber, Ayşe ile evlendiğinde, Ayşe en az 17 veya 21 yaşındadır. Ayşe, genç bir kızdır ve Peygamberden önce de başka biri ile nişanlılık dönemi geçirmiştir. Peygamberlik inince, “Ayşe’nin babası (Ebubekr) dinimizden çıktı” diye Ayşe’nin nişanı bozuluyor, bundan sonra Peygamber ile evleniyor. Yani Ayşe, başından nişanlılık geçmiş bir yetişkindi, çocuk değildi.

Sekizincisi: Muta nikâhına cevaz verildiği iddiası… Kuran’ı Kerim’de geçici nikah diye bir şey yoktur. Dünyada kadim nikâh ne ise, Kuran’da da nikâh odur, yetişkin bir kadın ve bir erkek, çeşitli yollarla (örf, adet, gelenekle) evlenirler. Birlikteliklerini böylece topluma ilan ederler. Bunlar karı kocadır, şu evde yaşarlar, şunlar onların çocuklarıdır, nikâh budur. Geçici nikâh demek, bir kadınla on günlüğüne, onbeş günlüğüne, yirmi günlüğüne, evlenmek, iki kişiyi de buna şahit tutmak demektir. Üç gün sonra gidiyorsun, başka birisi ile iki gün, başka birisi ile iki saat, başka birisi ile yedi gün. Böyle geçici “nikâh”lar yapılıyor. Bu da cahiliye Arapları arasında bir evlenme türüydü, bunlar vardı, İslam bunu kaldırmıştır! Kuran’da böyle bir nikâh söz konu değildir! Eğer eşinle anlaşamıyorsan boşanacaksın, sonra gidip başka birisi ile evleneceksin, ikisiyle, üçüyle aynı anda evli olmayacaksın. Evli olduğunla anlaşamıyorsan boşanacaksın, bu kadar, bu insanlıkta böyle olmuyor mu, Kuran’da bundan başka bir şey yok!

Dokuzuncusu: Kuran’ın kendini teşhir eden kadına, tacizi hak gördüğü iddiası… “O da açık giyinmeseydi” “o da kuyruğunu sallamasaydı” “o da tahrik etmese idi” diyerek, tacize, şiddete ve tecavüze yol veriliyor. Bunun, Kuran’da aslı, astarı yoktur! Kuran’ın bu husustaki söylediği söz şudur: Mümin erkeklere söyle, gözlerini çevirsinler ve bacak aralarına-ferçlerine hâkim olsunlar (Nur; 30). Yani, erkeklere, nefislerine hâkim olsunlar, gözleri öbür tarafa çevirsinler diyor. Önünden kadın çırılçıplak gitse, gözünü çevireceksin ve nefsine hâkim olacaksın, Kuran erkekten bunu istiyor. Kadının böyle dolaşması kendi sorunudur, bu sana, taciz, tecavüz, şiddet hakkı vermez ama kapitalist teşhir de onaylanmaz. Kadının bedeni reklam amacıyla, bedenini metalaştırmak sureti ile araba reklamından, inşaat reklamına, bisküviden çikolataya, her yerde kullanıyor; işte bu, kapitalist teşhirdir. Kapitalistlerin kâr hırsına, kadınlar, kadınlıklarını, bedenlerini alet etmemeli, ettirmemelidirler. Kuran’ı Kerim bu hususta diyor ki, dışarı çıkarken, üzerinize örtü alın, cahiliye dönemi kadınları gibi yürümeyin, konuşurken düzgün konuşun ve gözlerinizi harama bakmaktan sakının. Yani, insanlar hakkında iyi düşünün, her gördüğünüz kadına asılmaya kalkmayın, medeni ve centilmen ilişkiler kurmalısınız. Kadınlarla erkekler bir arada olacaklar ama gayet medeni ve centilmen ilişkiler kuracaklar, Kuran’ın istediği şey budur. Yine Kuran diyor ki, Allah’la ve Peygamberle alay edilirse, alay edilen yerden uzaklaşın, söz değiştirilinceye kadar, orada oturmayın, söz değiştirilirse, tekrar gelip oturabilirsiniz. (Nisa; 140).  Bakın, ne kadar centilmence bir tavır. Fakat IŞİD’ci ne yapıyor, karikatür yaptı diye, Charlie Hebdo dergisini basıp, oradaki 12 kişiyi kurşun yağmuruna tutup öldürüyor. Aman Allah’ım! Kuran’ı Kerim bize, Hz. Yusuf’u örnek gösteriyor. Bırak Hz. Yusuf’un kadını taciz etmesini, kadın Hz. Yusuf’u taciz etti, hatta arkasından gömleğini yırttı, gel diye. Bun rağmen Hz. Yusuf ne yaptı, gözünü çevirdi ve nefsine hâkim oldu. Erkek dediğin budur! Öbürü, erkeklik falan değildir.

Onuncusu: Kuran’ın, kadınlara evlerinde otursunlar dediği iddiası... Bunları çok duydunuz değil mi, her söylediğimde, a evet diyorsunuzdur. Kuran diyormuş ki, kadınlar evlerinde otursunlar, kadının yeri, evidir. Bunun, Kuran’da bir yeri yok! Ne diyor Kuran? Ahzab Suresi 33. Ayet: [Ve karne fî buyûtikunne] evlerinde vakarlı olsunlar. Bunu şöyle çeviriyorlar: evlerinde vakarla otursunlar. Dışarı çıktıklarında örtülerini üzerlerine alsınlar, konuştuklarında düzgün konuşsunlar, yürüdüklerinde düzgün yürüsünler dediğine göre, demek ki kadınlar dışarı çıkacak. Demek ki kadınlar, erkelerle bir arada olacak, demek ki kadınlar, erkeklerle konuşacak, demek ki yollarda yürüyecek. Ama vakarla yürüyecek. Bunların hepsini vakarla yapacak. Vakar, onur ve asalet demektir. Ayette, evlerinde onurlu ve asaletli olsunlar deniyor. Kuran, kapı çalındığında, misafirler geldiğinde, birini karşıladığında, onur ve asaletli olsunlar diyor, otursunlar, dışarı çıkmasınlar demiyor. Kuran’ı Kerim’de böyle bir şey söz konusu değil. Değerli kardeşlerim, sizlere, on tane, Kuran’da kadının yeri ile ilgili olarak doğru bilinen yanlışı anlattım. Bu liste biraz daha uzuyor, yaklaşık yirmibeş tanedir ama ben vaktimiz olmadığından on tanesini anlattım.

***

Soru: Örtünme nedir? Sizin (erkeklerin) saçınız ile benim (kadınların) saçım arasında ne fark var ki benim saçım beni cehenneme götürüyor?

Cevap: Evet, Kuran’ı Kerim, kadınlar dışarı çıktıklarında örtünsünler diyor. Veya mümin kadınlara söyle, örtülerini üzerlerine alsınlar diyor. Bunda maksat nedir? Saçlarını mı örtsünler diyor, saçlarından aşağıyı mı örtsünler diyor? Manto mu alsınlar, simsiyah bir çarşafa mı girsinler diyor? Ne demek isteniyor? Bunların hepsi muğlâktır, yani, kapalı ifadelerdir. Kuran’ı Kerim’in söylediği: mümin kadınlar, dışarı çıkarken, üzerlerine örtülerini alsınlar; üzerlerine bir örtü alarak çıksınlar. Bunu, kendilerini mümin hisseden kadınlar, nasıl algılıyorsa, nasıl hissediyorsa öyle yapacaklar. Mesela, şimdi burada başı örtülü bayanlar da var, başı açık olanlar da var, bana göre, hepsi de örtülüdür. Hepsi de, dışarı çıkarken üzerine bir örtü alarak dışarı çıkmıştır, Kuran da bunu söylüyor. Türkiye’de, baskılar şunlar bunlar çeşitli sebeplerden dolayı geniş bir kitle, İslamiyet’in şartını üç’e indirmiş vaziyette. “İslamiyet’in şartı üçtür, şu üç şeyi yapan kişi kurtulur.” Her yerde bunun aranması, her yerde bunun talep edilmesi gibi bir noktaya gelindi. Size bunu söyleyeceğim. Bir de, Kuran’da şiddetli ceza öngörülen üç şey vardır: öldürmeyeceksin, çalmayacaksın ve iftira atmayacaksın. Bu üçünün, Kuran’da somut cezası var, somut! Cezanın ne olduğu da mühim değil, cezai müeyyide öngörülüyor. Bir de zina etmeye ceza öngörülüyor. Cezai müeyyide öngörülmeyen, bunlar yapılmadığı takdirde cezası söz konusu olmayan ve fakat geniş bir kitle tarafından, nerdeyse diğerlerinden daha önemli bulunan ve İslam’ın şartı gibi algılanan üç şey var. Bir: beş vakit namaz kılacaksın, bunun birini kaçırdığın an “din yıkılır”, öyle inanılıyor. Peki, Kuran’da namaz kılmamanın cezası var mı? Yok. Kılmadığın zaman, geçip gittiği zaman, kazası var mı? Yok. Namazın vakti var mı? Muğlâk. Şekli var mı? Tam açıklanmamış. Buna rağmen, salât kelimesinin geçtiği her yere namaz diyerek, bunun dinin direği olduğu iddia ediliyor. Peygamberimiz, namaz dinin direğidir diye bir şey söylememiştir; salât dinin direğidir diye bir şey söylemiş olabilir. O halde salât nedir? Salât, destekleşmek, dayanışmak, yardımlaşmak demektir. Kuran’da 10 yerde namaz kelimesi geçer. 120 yerde yardımlaşmak dayanışmak anlamında salât geçmektedir (fakat salât, her yerde namaz diye çevrilmiştir). Yapmış olduğum Kuran çevirisinde, salât, zikir, tespih, hamdkelimeleri, güneşin hareketleri ile kullanıldığı yerlerde namaz anlamına gelmektedir, onun dışındaki salât kelimelerinin tamamı, hem ilmi hem mali olarak, yardımlaşma, dayanışma, destekleşme anlamına gelmektedir. Şunlar çok abartılmış vaziyettedir: Bir: beş vakit namaz kılacaksın; iki: saçının tek telini göstermeyeceksin; eğer gösterirsen seksenbin tane cezası vardır diye bir sürü de mitoloji uydurulmuş. Üçüncüsü de: içkiden bir damla almayacaksın “onu aldın mı yandın”. Bu üçünün de Kuran’da kendisi var da, cezası yok, cezası yok. Neden ceza öngörülmemiş? Çünkü eğer insanlar bunu yapacaksa (mesela namaz kılacaksa) gönüllü yapmalıdırlar. Bunlar, kulu ile Allah arasında olan bir şeydir. Sen aradan çekil! İnsanları rahat bırak, kendileri karar versinler. Ama diğer üçü, insan hakları ile ilgilidir. Öldüremezsin, iftira atamazsın ve çalamazsın! Bunları yaptığın zaman cezayı yersin! Çünkü bu, hak hukuk meselesidir, gönle bırakılamaz! Öbürleri gönülledir kardeşim, araya giremezsin! Kuran’ı Kerim’de saçları örtmekle ilgili geçen ifade [humr] kelimesidir, örtünmek anlamına gelir. Örtünmek ama nereyi örtünmek? Arapçada, örtünmekle ilgili 16 tane kelime var. Humrkelimesi, hem omzunu örtmek, hem de, başındaki örtüyü omuzların salmak anlamına geliyor. Kuran’ı Kerim, her iki anlama da gelen bir kelime kullanıyor. Bunu bilerek yapıyor, hem saçı örtmek, hem de omuzu örtmek manasına gelecek bir kelime kullanıyor. Neden? Sebep ne? Sebep: işte orada oturan iki bayanda olduğu gibi, başı açık ve başı örtük yan yana oturabilsin ve birbirlerini dinden dışlamasınlar diye. Şu halde boş yere, sen başını açtın, sen başını örttün, Kuran’da baş örtüsü vardı, yoktu diye tartışıp durmayınız. Birisi çıkar da burada başörtüsü kastediliyor derse, doğrudur; birisi çıkar da, burada omuz kastediliyor derse, o da doğrudur. Kuran, geniş bir alanda yürümemizi istiyor, bunu mesele yapmamamızı istiyor. İster başını ört ister başını aç, asıl mesel nedir; doğru musun, dürüst müsün, yalan söylüyor musun, komşunun dedikodusunu yapıyor musun, kul hakkı yiyor musun! Güzel ahlak sahibi misin, yoldaki taşı kaldırıyor musun? Mesele budur arkadaşlar. Biri bana, Allah’ın zati ve subiti sıfatlarını say diye soru sordu. Bu daha bunları bile sayamaz diye imtihan etmeye kalktı. Bizim dini çevrede bu böyledir, Allah’ın zati sıfatları subiti sıfatları, böyle uğraşıp dururlar. Allah görünmeyen bir varlık, zati sıfatını nerden biliyorsun, gittin sordun mu? Hepimiz Allah’a inanan insanlarız, Onun zatı üzerinde böyle tartışma yapmak boştur. Ben de bana bunu sorana bir ders bir ibret olsun diye, sana cevap vereceğim bak dinle dedim. Allah’ın zati ve subiti sıfatları dörttür. Bir: kırmızı ışıkta geçmeyeceksin! İki: sokağa tükürmeyeceksin! Üç: eve gidince karını dövmeyeceksin! Dört: yanında çalıştırdığın işçinin hakkını yemeyeceksin! Buyur.

Soru: Hz. Peygamber, Hz. Ayşe ile evlenirken 30 yaş farkı var, bu da iki eş için fazla bir yaş farkı değil mi?

Cevap: Ayşe, akıl baliğ, rüşt yaşına gelmiş bir kızdır. Tercihi genç kıza bırakmak ve onun rızasını almak gerekir. Zorla olmadığı takdirde, genç kıza sorulmadan olmadığı takdirde, kızın kendi rıza olduğu takdirde, bu, özgür iradeye girer, buna bir şey diyemeyiz. Ama toplumsal açıdan, bugün olsa mesela, insanlar bunu çok görebilirler. 18 yaşındaki bir kız, 55 yaşındaki bir adamla evleneceğim dese, aramızda aşk var dese, buna bir şey diyemeyiz. Ama toplum bunu çok görecektir, buna katlanabilecek misiniz dense, biz katlanacağız siz karışmayın derlerse, bize de yerimizde oturmak düşer. Peygamberin çok evlilik yapmış olması ile ilgili bir soru vardı, onu da yanıtlayayım. Ahzap Suresinde, Peygamberin evliliklerine müdahale edilmiştir. Denilmiştir ki: Bundan sonra, sana kadınlar helal değildir, başka evlilik yapmayacaksın. (Ahzep; 52) Peygamber de, evlilik yapmayı orada kesmiştir.

Soru: Ben Arapça bilmiyorum. Sanırım, Elmalılı Hamdi Yazır’ın çevirisindeydi, Kuran’da, sizin için göğüsleri diri genç kızlar (huriler) sunacağız denmesi bir çeviri hatası mıdır?

Cevap: Bunu da yanlış çeviriyorlar. Orada (Nebe Suresi 33. Ayet) geçen ifade: [kevâkıbe etrâbâ]’dır. Toprağa doğru sarkan üzümler veya ileriye doğru yönelen şey, demektir. Orada (cennette), birbirlerine özlemle yönelen eşler olacak denmektir. Hani filmlerin sonunda kızla erkek karşılıklı koşarlar, film orada biter ya, işte bu ifade, o karşılıklı koşuşu ifade ediyor. Birbirlerine özlemle yönelen, birbirlerini seven, birbirlerine aşk ile, sadakat ile bağlı eşler olacak diyor. Ne güzel söylüyor. Hepimizin özlemini söylüyor ve aslında bu dünyayı söylüyor. Dervişin fikri ne ise, zikri de o olur. Bunu şöyle düşünerek çeviriyorlar, bakın: ileriye doğru yönelmiş şey nedir? “İleriye doğru!” Kızın dik, tomurcuklanmış memesidir diyor. Adam kafasındakini çevirisine yansıtmış, Allah böyle bir şey söylemiyor. Huri de böyledir. Beyaz giyinen veya sohbet arkadaşı demektir. Onun için Havari denir. İsa’nın havarileri/hurileri yani sohbet arkadaşları vardır hepsi de erkektir. Huri’l-ıyn göz aydınlığı arkadaş/eş demektir. Mutlu çiftlerden bahsediyor. Erkeğe verilecek huriden değil…

 

Article Tags:
· ·
Article Categories:
Konuşma · Videolar

Comments to “İslam’da kadın” üzerine doğru bilinen 10 yanlış

  • Cenabı Hakkın bizlere bir kazanımı olarak gördüğüm İhsan Hocamı dinlemekten büyük bir haz duyuyorum. Bildiklerimi pekiştirmiş ve bilmediklerimi de öğrenmiş oldum.
    Sonsuz şükran duygularımı iletiyorum.

    Mehmet İsmet 23 Mart 2015 18:59 Cevapla
  • İhsan bey sizi ilgi ile takip ediyorum. Kuranı en güzel yorumlayan insanlardan birisiniz. Size teşekkür ediyorum.

    Soner 26 Mart 2015 10:57 Cevapla
  • Sayin Eliacik Bey, bu bilgilerin el kitabi haline getirilip ozellikle okularda ve Universitelerde ogretilmesi gerektigine inaniyorum. Ulu Kurani Kerim Kitabimizin, aciklamalariyla yazilip musluman aleminin Isalm uzerine aydinlanmasi gerektigine inaniyorum. Calismalarinizda basarilar diler ve yuce Allaha sizin icin sagilik ve guvenliginiz icin dua edicem.

    Grace Gregor 7 Kasım 2016 10:09 Cevapla
  • Bu nedir… 😀 İyi güldüm. Bunu çıkıp da Arap ulemanın karşısına götürseniz sizi kovarlar. Kuran’ı açık diliyle okuyup anlamak gayet kolaydır, ki Kuran’da da bunun açık ve kolay olduğu defalarca tekrarlanır. Kitap size ters geliyor diye, kendi dininizi kabul edemediğiniz için ayetleri böyle evirip çevirip kendinize göre bir şey çıkarmanız uzmanlık değil, zekilik değil, aptallıktır.

    Ridvan Rico Aydemir 12 Kasım 2016 14:50 Cevapla
    • GERİ ZEKALISIN SEN NERENLE OKUYORSUN ADAM ARAPÇA BİLİYOR PEKİ SEN??KURANIN NERESINDE 9 YAŞINDA MUHAMMEDLE EVLENMIŞTIR YAZIYOR SÖYLE :)ARTI ADAM YORUMA AÇIK KİTABI TEFSİRİ İLE YORUMLUYOR PROF.İLMİNİ OKUMUŞ AMA SEN DAH TÜRKÇE OKUDUĞUNU ANLAYAMAMIŞSIN KURAN TEFSİRİ İLE YORUMLANIR HER AYETİN BİR İNME SEBEBİ VARDIR YAŞANMIŞLIK VARDIR GERZEK! YA BARI CAHİLSİN SUS YAZMA Allah senın gibilerden kaçmamızı da uyarıyor bılıyorsun dimi okumuşsun ya artı dinin aşırısından kaçın diye ayette var AMA SEN BİLİRSİN OKUMUŞSUN YA:)

      DERYA YALNIZ 17 Kasım 2016 23:24 Cevapla
      • Ana dili arapça olan peygamber soyu Araplar, Emeviler, Suudiler bile “Kuran ne diyor” anlamadıkları için tartışma çıkmış, birbirlerini kesmişler, mezhepler oluşmuş…. Siz de gelmiş “adam arapça biliyor” diye savunuyorsunuz. Siz de az GERİZEKALI değilsiniz hani…

        1600 yıldır ne dediği net anlaşılmayan bir kitap bu. Net olsaydı bugün Sünniler, Şiiler , Aleviler falan birbirini kesmiyor olurdu. Kendi anadilindeki dinini anlamayan gerizekalı arapların peşinden giden asıl süzme gerizekalıdır.

        Teron 12 Aralık 2016 18:30 Cevapla
        • Teron neyi ispat etmeye çalışıyorsun, kendi acziyetini mi? Gel beraber hiç bir şeye inanmayalım diyorsun herkese. Sen çocuk öldüren, hırsızlık yapan, her türlü pisliği yapan insan ile iyi bir insanın sonu aynı olacağını savunuyorsun. Yani senin inancında çocuk’da öldürsen bir iyilik etsen de bir.

          Hitler de sizin inancınıza uymuş ki milyonlarca kişiyi yakıp, gaz odalarında boğmaktan hiç geri durmamış. 50 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olduğu için hiç bir vicdani sorumluluğu olmadığı için pek üzülmemiştir.

          Siz kendi acziyetinize delil arayıp duruyorsunuz. Günahlara öyle batmışsınız ki artık cezalandırılma korkusunu yenmek için hiç bir şeye inanmama gibi bir argümanla ortaya çıkmışsınız.

          Ama ömrün en fazla 50 60 yıl içinde son bulacak. Ondan sonra ne yapacaksın bakalım.

          CEM 27 Aralık 2016 23:42 Cevapla
    • RKafirun suresinde “senin dinin sana, benim dinim bana” der.Bir çok yerde de iftiranın günahından bahseder.Rıdvan kardeşim, yanılıyorsam Allah’tan da senden de bağışlamanızı dilerim, sanırım sen de halkımızın çoğu gibi Kur’an’ı daha hiç okumadın. Bun söylediklerine dayanarak söylüyorum. Bir tarafta Kur’an çevirisi yapabilecek kapasitede bir profesör diğer tarafta belki de sen bile kimden duyduğunu hatırlamadığın kulaktan dolma bir bilgi. Ve yarın öbür tarafta verilecek bir hesap. Ben sabaha kadar tepinsem de, seni öldürsem de fayda yok adın Ridvan, değiştiremem bunu. Keza yarın huzurda Allah’ı haşa nasıl ikna edebilirsin ille de benim bildiğim diye? Açsaydın kitabı dese ne diyebilirsin can kardeşim. Ahiretini yakma riskini gerçekten alack mısın? Yapma kardeşim, oku. Korkma, Kur’an oku İncil oku, Tevrat oku. Onlar da Rabbin hak kitapları. Oku istersen Red Kit oku, bulursan şeytanın kitabını bile oku. Yarın okuduğun için bir damla günah yazılmış olursa Allah şahit olsun, tüm günahlarlarını bana yüklesin seni tertemiz cennetine kabul etsin. Selametle kardeşim. (Sen bilirsin ama sanki İhsan hocanın günahını aldın, hakkını da vermedin. Helallik alamasan da bir özür dilemen sana yakışır bir hareket olur. )

      Murat 24 Kasım 2016 01:58 Cevapla
      • Murat bey, tekrar tekrar sabaha kadarv okuyabilirim. Türkçenin bu kadardüzgün kullanıldığını bu kadar dingin yaklaşıldığını sosyal medyada ilk defa görüyorum. Sanki Buda yada Mevlana konuşuyor gibi. Insanlar özellikle gençler ne konuşmayı nede tartışmayı biliyorlar.artık,genelde küfürü basıp geçiyorlar.Kuran okumadan okudum deyip müslümanlık taslıyprlar. Anlaşılmaz zannediyorlar çünkü herkes kendileri gibi okumaz zannediyorlar.Yaşınızı bilmiyorum ama ben daha gençken (yaşım 32 bu arada) sanki dsha donanımlıydık her konuda. Şimdi bir padişah hayranı olup Atatürk’ü küçümseyenler, küfürü konuşma zannetmeler, hepsi sanki aynı fabrikadan çıkma gibi. Ellerindeki telefondan internete girip doğrusu nedir diye bakmayı bile akıl edemiyorlar. Bizim zamanımızdaki gibi bir ödev için kütüphane kütüphane gezmek zorunda kalsalar okulu bırakacak çok insan vardır. Zaten eğitim sistemimiz içler acısı, bol bol okuyup kendi kendimi geliştireyim diyen görmedim daha. Bize nasıl sevdirdiler acaba okumayı ben hala çntamda bir kitap mutlaka taşıyorum her fırsatta okuyorum ama lise-üniversite gençlerinde parmakla gösterilecek kadar az görüyorum. yarın iş sahibi felan olduklarında nasıl güveniriz acaba yapacakları işe? Allah yurdumuzun yardımcısı olsun. 🙁

        Zehra 24 Kasım 2016 06:38 Cevapla
        • Zehra hanım ben 1300 yılında doğdum, 16 yaşındayken bir arkadaşın evinde koltukta uyuyakalmışız, bi uyandık 700 yıl geçmiş… sonra geldim buraya sizin yazınızı okudum cevap yazayım dedim.

          İnandınız mı anlattıklarıma?
          İnanmadınız mı? NİYE? Bi kontrol etseydiniz Google’dan. Belki doğrudur?

          Bu size saçma geliyor dimi?
          Kuran ‘da 300 yıl uyuyup uyanan adamlar da bana saçma geliyor.
          Anlatabiliyor muyum?
          Saçma olduğunu anlamak için telefondan internete girip araştırmaya da gerek yok.

          Hadi onu boşverin de; siz ilk müslüman olmayı kabul ettiğinizde Kuran’ın hangi ayetini okumuştunuz da etkilenmiştiniz? Sonuçta bi ayet olma zorunda. İnsan durup dururken müslüman olmaz di mi? Yoksa sizin de mi aileniz müslüman diye müslümansınız?
          Durun tahmin edeyim, aileniz ile mezhebiniz de aynı dimi. Bak şu tesadüfe….
          Baktınız mı internetten niye mezhebiniz bu diye?

          Teron 12 Aralık 2016 18:26 Cevapla
      • Türkçe oku, dinden çık. Özeti budur.

        IV. Levent 7 Aralık 2016 13:14 Cevapla
        • Levent neyi ispat etmeye çalışıyorsun, kendi acziyetini mi? Gel beraber hiç bir şeye inanmayalım diyorsun herkese. Sen çocuk öldüren, hırsızlık yapan, her türlü pisliği yapan insan ile iyi bir insanın sonu aynı olacağını savunuyorsun. Yani senin inancında çocuk’da öldürsen bir iyilik etsen de bir.

          Hitler de sizin inancınıza uymuş ki milyonlarca kişiyi yakıp, gaz odalarında boğmaktan hiç geri durmamış. 50 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olduğu için hiç bir vicdani sorumluluğu olmadığı için pek üzülmemiştir.

          Siz kendi acziyetinize delil arayıp duruyorsunuz. Günahlara öyle batmışsınız ki artık cezalandırılma korkusunu yenmek için hiç bir şeye inanmama gibi bir argümanla ortaya çıkmışsınız.

          Ama ömrün en fazla 50 60 yıl içinde son bulacak. Ondan sonra ne yapacaksın bakalım.

          CEM 27 Aralık 2016 23:43 Cevapla
      • Kuran düşünen insan için değildir.
        Düşünen biri olsan şu soruyu sormaz mısın?
        “senin dinin sana, benim dinim bana” diyen bir dinin peygamberinin Mekke’ye girdikten sonra ilk yaptığı şey neydi? Kabe’deki Paganizm heykellerini parçalamak! Başkasının kutsalını yağma edip yok etmek.
        Bu peygamber “Senin dinin sana…” deyip hemen arkasından başka bir dinin en büyük tanrısı Hubal’ın heykelini nasıl parçalar?
        Madem başkalarının inancına saygın var, o zaman o din için önemli olan tanrı heykellerini alıp başka bir yere koyacaksın ki paganlar ibadete devam edebilsinler… İnançlara saygı bunu gerektirir.
        IŞID gibi heykel kırmakla olmaz bu iş.
        Hem inançlarını, ibadethanelerini parçala, sonra “hadi özgürsünüz” de… İslamdaki özgürlük anlayışı bu işte. Sadece Müslümansan “özgürsün”, yoksa “bizden” değilsin.
        Sizin Peygamberinizin bile inançlara saygısı yokken sizden zaten saygı beklemiyor bu dünya. İşte bu yüzden İslam’a ve müslümanlar saygı gösterilmiyor. İşte bu yüzden sadece eğitimsiz, özgürlük nedir bilmeyen ve dünya vizyonu olmayanlar müslümanlığı benimsiyor.
        Saygı görmek için önce sizin saygı göstermiş olmanız gerekirdi.

        Teron 7 Aralık 2016 17:55 Cevapla
    • Arap ulama dediğiniz kesim arap tvlerine çıkıp gece ile gündüz iki ayrı varlıktır diyor, biri çıkmış dünya dönmüyor diyor bunu da saçma sapan bir helikopter örneği ile veriyor, hadi onu geçtim hangi ulemaya inanacaksın, şiilerin ulaması farklı, sunnilerinki farklı söylüyor, peki bunları bi kenara bırakalım kuran ne diyor ”dikkat edin sizi Allah ile aldatmasınlar” yani Allahın kendisi bizi kendi kitabında zaten bu ulemaya karşı zamanında uyarmış, insanları kim Allah ile aldatır? Tabi ki din’i bir araç olarak kullanan din adamları ve siz bizden gidip bunları bu ulemaya karşı söylememizi mi istiyorsunuz, tabi ki kabul etmeyecekler, edemezler, çünkü gerçek müslüman değiller, Allah korkuları yok.

      Zamanında insanlar bu ulema müsveddelerine inanacağına aklını kullanarak kuranı okusaydı tüm gerçekleri en baştan zaten görürlerdi, bunlar sonradan yorum değil, hocanın söyledikleri islamın ilk yıllarında zaten olan şeyler. Dini dejenerasyon emeviler döneminde başlıyor, ve islamı tahrip Hz.Muhammedin ölümünden 250-300 yıl sonra ilk hadis kitaplarının yazılması ile de başlıyor, şimdi sokağa çıksan millete anket yapsan hadis kitaplarını bu halkın %70 i doğru bir kaynak olarak görür ama pratikte dinin tek kaynağı kurandır, bu kuranda zaten yazmasına rağmen müslüman olduğunu iddia eden kitle Allahın ayetlerini yok sayarak hadislere sahip çıkar, hadis kitapları sadece sözdür ve tarih kitabından bir farkı yoktur, zamanında 150 bin hadis içinden sadece 40 tanesinin sahih olduğu tespit edilmiştir.

      Zaten bu millet, araya bu ulemaları soktuğu için bu hale geldi, fetöcüler tanklarla milleti çiğnedi, diğerleri dini vakıf adı altında çocuklara tecavüz etti, bi kısmı gitti devletin her makamına yerleşip hırsızlık yaptı, halbuki 1400 yıl önce Hz.Ömer devlet işinde iken mesaisi bittiğinde yaktığı kandili bile söndürüp kendi malı olanı yakıyordu, o kadar ince düşünceliydi, gerçek islam dünyada en fazla 70-80 yıl genel olarak yaşanmıştır, gerisinin islamla alakası yok, tabi o islamı kendi aklı ile bulan ve yaşayan ne mutlu binler belki milyonlarca müslüman da vardır, buradaki hoca da gerçek islam döneminde olanları yazmış, biraz araştırırsanız bunu çok rahat görebileceğinize inanıyorum, zira körü körüne her ulemaya inanandan sa sizin gibi şüpheci yaklaşıp kafasını kullanan insanlar geç de olsa, eğer gerçekten samimi bir şekilde araştırırlarsa bunu görebiliyor.

      R0CKHAN 25 Kasım 2016 07:19 Cevapla
    • kuran da kesin ve net olarak anlaşılan bir tane ayet var mı? Bi tane var ahzab 37.

      IV. Levent 7 Aralık 2016 13:11 Cevapla
  • Ayse alti ayi gormusse yani alti defa regl olmustur regl normalde bir regl sanirim 3 hafta suruyor matematiksel hesap yapiyorsunuz nasil oluyor acaba

    Servet 24 Kasım 2016 14:50 Cevapla
    • Yıl deniyor, dikkatinizi çekerim.

      nasıl 24 Kasım 2016 20:07 Cevapla
  • Yazıda katılmadığım konu Evrimin İslama aykırı olmadığı demesidir. Evrim den kastedilen maymun-insan olmak ise bunu şiddetle reddediyorum. Ama uyum sağlama kaynaklı evrime (kısıtlı ve takip edilebilir) ben de inanıyorum. Bir kimsenin tüm söylediklerine katılmak imza atmak bana göre değil. Her yazılanı sorgulayıp araştırmak gerek ^ OKU ^ ^ DÜŞÜN ^ emrince…

    FEZ 24 Kasım 2016 17:24 Cevapla
  • İki kere ili dört ettiği keşfedilmiş ve kanıtlanmış ise daha önce bunun doğru olmadığı daha önce kimin tarafından söylenmiş olduğunun veya söylendiği düşünüldüğünün önemi yoktur. Bilimsel gerçek oradadır ve hiçbir şey bunu değiştiremez.
    İnsanların bilimsel gerçeklere ve keşiflere erişimin arttığı günümüz dünyasında, cennet ödülü veya cehennem cezası ile dahi insanları inandırmakta zorlanan, hayata dair bir çok kural koyan ve genellikle tek tanrılı olan dinlerin tamamı kendilerini güncellemek zorunda kalmaktadırlar. Aksi halde zamanla inanılırlığını kaybedeceklerdir.
    Bu güncellemeyi de doğal olarak, Tanrı tarafından indirildiğini iddia ettikleri kitabın yanlış yazdığını veya değiştirildiğini beyanları ile değil, “yanlış anlaşıldığını” veya “yanlış yorumlandığını” iddia ederek gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
    Bu yazı da bu çabanın ürünüdür. Hıristiyanlık bir adım öne geçerek cennet ve cehennemin aslında olmadığını ve insanın Adam ile Havva’dan gelmediği Papa tarafından beyan edilmiştir.
    Doğal olarak yazarın sahip olduğu din bilgisine sahip olmam mümkün değil. Bu nedenle yazmış oldukları makaledeki bilgilerin doğruluğu değerlendirmem de mümkün değil. Sadece şu söylenebilir ki şu ana kadar bildiğimiz herşeye ters olduğu ortadadır. Daha önceki Kuran çevirilerin, gerçekten bu kadar yanlış olduğunun kabulü halinde bu çevirilerin hataen değil kötüniyetle yapıldığı iddia etmek yanlış olmaz. Bence yazarın iddialarının halka açık bir ortamda tartışılması ve insanların bu konudaki gerçekleri öğrenmesinin çok faydalı olacağını düşünüyorum.

    Ozgur Ozkocaer 24 Kasım 2016 18:08 Cevapla
  • son dönemde ciddi bi salakça ateist olma merakı başladı. amerikada 10 yıl önce tantanası yapılan salakça argümanları türk insanı bugün yeni yeni duyuyor, onun gazıyla dini kötülemek havalı bişey falan sanıyor. 10dk ateist olduğunu belirtmese amerikan özentisi ergenlerimiz ishalini tutan çocuk gibi kvıranıyorlar.

    bu argümanlar yıllardır var sayın ergenler. 500 yıl önce de vardı. ihsan eliaçık, yaşar nuri gibi insanlar kurana devrim yapmıyor, bu görüş ve fikirlerin devamı olarak islamın özcü yorumunu güncelliyorlar. kendi dilinizle söylemişsiniz zaten yazar kadar bilemem tabi falan diye. evladım bilmiyorsan neden atıp tutuyorsun? bilgi dağarcığın yok çünkü, “ateist” fikirlerin tepeden inme. bi yerde köşede okuduğun facebook postu ağzıyla konuşuyosun. “vorso o zomon nodon hurhurhur” gibi gazlar yapıyorsun. zaten konuya hakim olsan kendine ateist demez, bu tabirin özentisi olduğun amerikada çoktan demode olduğunu, arkaik ilan edildiğini bilirdin, kendine agnostik, panteist falan derdin.

    hayır islamı özüyle anlatmaya çalışan akademisyenler napsın? yobazların salaklıklarıyla mı uğraşsın sizin gerzek gerzek yobazların argümanlarının aynısını kanıtlamaya çalışmalarınızla mı? yobaz da diyor “küçük yaşta evlenilir islamda var” sen de diyorsun “küçük yaşta evlenilir islamda var”. sonra da salak salak ortada dolaşıyosun ben uygarım sizden zekiyim falan diye. yabancılar sizlere kıçlarıyla gülüyor farkında değilsiniz.

    kunu-ri 25 Kasım 2016 00:31 Cevapla
    • “Son dönemde ciddi bi salakça ateist olma merakı başladı” demişsiniz.
      Biz 2000 yıldır süren aptallığa ne diyelim peki?
      Peygamber kızıl denizi yardı geçti diyorsunuz bu salakça olmuyor, biz “geçemez” deyince mi salak oluyoruz?

      “Bir grup adam bir mağaraya girdi, 300 yıl uyudu ve uyandı” diyince salak olan siz misiniz yoksa “olur mu öyle şey” diyen biz mi?

      Ayette kadını dövün demiyor o “darabe” kelimesinin 17 farklı anlamı var diyorsunuz. Hani Kuran açık ve anlaşılır olarak yollanmıştı? 17 anlamı olan kelime nasıl anlaşılır olur? 17 ayrı anlama çekilen ayet nasıl net olur?

      “Kendi kendiniz ile çelişiyorsunuz” diyen bizler mi “salağız” yoksa siz mi? bir düşünün önce diyeceğim ama düşünmek ve İslam pek örtüşmediğinden vazgeçiyorum.

      Teron 6 Aralık 2016 16:58 Cevapla
      • 2000 değil daha da geriye gidiceksin. insanlı ktarihiyle başlar din tarihi. mağra duvarlarında ilk dini figürler çizilmiştir. 1-2 dinin anti argümanlarından yürüyerek çocuk kandırmaya mı çalışıyosunuz.

        evladım şu olmaz bu olmaz deme bana. daha 20 yıl önce “evrenin hiç başlangıcı olur mu?” diyodunuz. şimdi götüm götüm kabul ediyosunuz. “hiç yoktan bişey var olur mu?” diyodunuz. şimdi de hiç yoktan parçacık var edebilen atomaltı fizik teoremini kullanarak big bang teoremini çürütmeye çalışıyosunuz. ben sana her şeyi yapan, fizik kanunlarını da koyan bi tanrıdan bahsediyorum, sen bana aynı fizik kanunlarıyla olmaz demeye çalışıyosun. mantık biraz!

        “Ayette kadını dövün demiyor o “darabe” kelimesinin 17 farklı anlamı var
        diyorsunuz. Hani Kuran açık ve anlaşılır olarak yollanmıştı? 17 anlamı
        olan kelime nasıl anlaşılır olur? 17 ayrı anlama çekilen ayet nasıl net
        olur?”

        buna dicek bişey bulamadım. 17 farklı anlam mı diyoruz????????????? 17 farklı yerde kullanılır diyoruz. odaya girdim ve ışıkları yaktım. burda ışıkaları ateşe verdim anlamına mı gelir??? anlam kapalılığı mı var demektir?? eşimden ayrıldım desem evliliği bitirdim mi anlıcaksın yoksa eşimi ortadan ikiye ayırdığımı mı??? kelimeler her dilde kullanıldığı yere göre değişiklik gösterir. kafası sizinkiyle aynı işleyen ama tek fark olarak inandığını iddia eden yobazlar sizin gibi işlerine geldiği şekliyle algılıyor. sizin beyniniz daha soyutlamayla düşünemeyen türden. metafor diyince uydurma anlıyosunuz. termodinamik diyince yıkım anlıyosunuz. rica ederim başkalarının ezberleriyle konuşmayı bırakın biraz kendiniz fikir üretin. bi tane de amerikadan ithal olmayan fikir getirin lan bana. valla kuran yakıcam bi tane orijinal çürütlmemiş salakça olmayan bi argüman getir.

        kunu-ri 8 Aralık 2016 03:59 Cevapla
        • Laf salatası yapmaya gerek yok. Müslüman ülkelerin içler acısı acınacak durumuna bakarsan, kaç tane mezhep olduğuna bakarsan zaten kitabın anlaşılmadığını kabak gibi görürsün. İstediğin kadar takla at, bu gerçeğin üstünü örtemezsin.

          Teron 8 Ocak 2017 15:55 Cevapla
    • tüm insanlar adem le havva dan geldiyse; nasıl üremişler, kız ve erkek çocukları birlikte mi olmuşlar?

      IV. Levent 7 Aralık 2016 13:05 Cevapla
    • Adam kuran ayetinin taklidiyle osuruk falan diyor ve kurandakiyle inanc olarak es tutuyor,komik.

      kadir bey 1 Şubat 2017 06:37 Cevapla
  • Allah sizden razı olsun

    Olcay 25 Kasım 2016 07:50 Cevapla
  • buna çocuklar bile güler

    gedeyoz giyamete 26 Kasım 2016 07:48 Cevapla
  • Boşverin ya.. 7 kişinin bir mağaraya girip 300 yıl uyuduğuna inanan insanlar ile neyi tartışabilirsin ki?
    Müslümanlar zaten bilim ve mantığı reddediyor. Var olmayan fantastik güçlere inanıyorlar. Elini yukarı açıp gökyüzündeki olmayan biri ile konuşuyorlar. Aslında bu tıbben ruhsal bir rahatsızlıktır. İnançlarındaki bir ayıbı veya mantıksızlığı gösterdiğinde görmezden geliyorlar. Kelime oyunu ile ayetlerin anlamlarını değiştirip “başka anlamları da var” diyerek kıvırmaya çalışıyorlar. Sıkışınca mucize deyip geçiyorlar. Bu insanlar ile bilimsel tabana dayalı tartışmak mümkün olmaz çünkü onların tabanı bilim değil, inanç. Küçükten böyle yetiştirilmişler. Aileleri müslüman diye müslümanlar, yapacak bişey yok. İnanma sebebleri Kuran’ın inandırıcılığı veya tutarlı olması falan değil, kişinin bilim ve mantığa uzak bir kafaya sahip olması…. Çevreleri müslüman diye müslümanlar.
    Bilimsellikte inanca yer olmaz. Sopalar yılana dönüşmez. Denizler birden ikiye yarılıp insanlara geçit açmaz. Modern dünyada kadın erkek eşittir. 1 erkeğin 2 kadın şahite eşit olduğu bir sistemi savunan insanlar ile anlaşamazsınız. Bu insanlar mantıklı düşünen bireyler olsalardı zaten şu an müslüman olmazlardı. Bir Müslüman ile din tartışılmaz.

    Teron 6 Aralık 2016 16:44 Cevapla
    • Müslümanlar bilim ve mantığı reddediyor diyorsun bilim için ne yaptığını sorsam bugüne kadar hiç birşey dersin. Ne çabuk unutulmuş İbni Sina,Biruni.

      Beyza Taş 10 Ocak 2017 13:43 Cevapla
      • İnandığınız kitap 7 kişi bir mağaraya girip 300 yıl uyuyor diyor hala bilimsellikten bahsediyorsunuz.
        Müslüman insan bilimsel olamaz.
        Eğer bilim yapıyorsa müslüman değildir.
        Demek ki İbni Sina, Biruni gerçek müslüman değilmiş, bundan bu anlaşılır.
        Benim de nüfus cüzdanımda din hanesinde İslam yazıyor ama müslüman
        değilim ben. Yani 1000 sene sonra birisi devlet kayıtlarına bakarsa beni
        müslüman sanacak ama değilim.
        Sizin müslüman sandığınız bilim adamlarının hiçbiri müslüman değil çünkü müslüman insan bilim adamı olmaz. 2+2=4. Bu kadar basit. Bilim ile din aynı bünyede barınamaz.
        Kafir muamelesi görmemek için aklıbaşında bilimadamları sizin duymak istediğiniz şeyleri söylemek zorunda kalıyorlar çünkü İslam’a bilimsel yaklaşırlarsa mantıksızlıklar ortaya çıkar ve sizin gibiler bundan rahatsız olup o bilimadamlarını yok etmek istersiniz. Bu tarihte hep böyle olmuş. Hezarfen gibi bilim adamları uçtu diye sürgüne yollanmış, matbaa bile Osmanlıya 200 yıl geç girmiş. Din her zaman bilimin düşmanı olmuştur çünkü bilim, dinin tutarsızlıklarını ortaya çıkarır ve etki alanının daraltır.

        “Müslüman bilimadamı” demek “köşeli daire” demek gibi birşey, yani oksimorondur.
        Hurafelere, mucizelere, metafizik olaylara inanan insanlar asla gerçek bilim adamı vasıflarına sahip olamazlar.
        Tarihte “müslüman” olduğu iddia edilen az sayıdaki bilim adamlarının da müslüman olmadıkları zaten bilim alanındaki başarılarından bellidir.

        Teron 10 Ocak 2017 15:11 Cevapla
  • üşenmeden o kadar yazmışın ama hesi de saçma

    IV. Levent 7 Aralık 2016 12:59 Cevapla
  • dsadadas

    cxczczx 11 Aralık 2016 21:27 Cevapla
  • Bırak bunları da sen önce bir insan 300 yıl nasıl uyuyup uyanıyor onu anlat. (Kehf 25)
    Mucize deyip geçicen sen şimdi.

    Sen hiç kitap halinde sihirbazlık gösterisi gördün mü?
    Göremezsin çünkü yok. Sihirbazlıkta püf nokta gözle görmektir.
    “Bakın cebimden Fil çıkardım” desem kaçınız inanır görmeden?
    Ama adam kitaba “denizi ikiyey yardım” diye yazmış, siz de okuyup inanmışsınız.
    Gözle görmeden bir mucizeye nasıl inanıyorsunuz? Salak mısınız siz?

    Teron 12 Aralık 2016 18:53 Cevapla
  • Bırak bunları da sen önce bir insan 300 yıl nasıl uyuyup uyanıyor onu anlat. (Kehf 25)
    Mucize deyip geçicen sen şimdi.

    Sen hiç kitap halinde sihirbazlık gösterisi gördün mü?
    Göremezsin çünkü yok. Sihirbazlıkta püf nokta yapılan numarayı gözle görüp izlemektir.
    Ben şimdi “Bakın cebimden Fil çıkardım” desem kaçınız inanır görmeden?

    Ama Hazret kitaba “denizi ikiyey yardım” diye yazmış, siz de okuyup inanmışsınız.
    Gözle görmeden bir mucizeye nasıl inanıyorsunuz? Salak mısınız siz?
    Bu evrende pozitif bilimin açıklayamayacağı, fiziğin izah edemeyeceği hiçbir şey yok.
    Bugün izah edemediklerini yarın edecektir. Bu hep böyle olmuştur.
    Ama siz bu günlük izah edilemeyen herşeyi varolmayan güçlere bağlıyorsunuz. Aynı yerlilerin gök gürültüsünü Tanrıların sinirlenmesi sanması gibi…
    Bu tamamen ne kadar cahil olduğunuz ile, bilimden ne kadar uzak olduğunuz ile ilgili..
    Ne kadar cahilseniz o kadar dindarsınız.

    Teron 12 Aralık 2016 18:53 Cevapla
    • Gözle göremeden bu mucizeye nasıl inanıyoruz? Bir etrafına bak bunca yaratılmış olan şeylere bak her birinin sanatına her birinin ayrıntısına bak bunu bir insan atıyorum bir canlı daha da zorluyorum bir patlama nasıl meydana getirebilir? Her birinin içindeki mucizeyi şuanki nefes almanı okumanı duymanı işitmeni düşünmeni oturmabı kalkmanı her biri tesadüf eseri mi sence ? Bu kadar şeyin bir yaratıcısı olmalı senin takıldığın şey 300 yıl uyuyan kişilerden önce yaratılışın olsun .300 yıl uyuyan insanlardan önce senin yaratılışın bir mucize .Ben etrafıma kendime her şeyimdeki bu büyük mucizeye inandığım için yaratanın yazdığı mükemmel kitaba ve onun dediği bir değil bir milyon mucizeye de inanırım. kör kütük bu yanlış bunu da açıklayın demektense yani yargılamaya bakarsan çıkamazsın işin içinden onun için araştırıp gelirsen hepimiz için daha mantıklı ve güzel olur.

      Mono 4 Ocak 2017 20:35 Cevapla
      • Çok saçma çünkü evrenin yaratılması ile dini kitapların bir ilgisi yok.
        Mesela ben sana dün akşam kutu koladan uzay gemisi yaptım desem, bir mucize oldu desem inanır mısın?
        İspat et, kanıt göster desen aynı senin bana yaptığın gibi şöyle derim.
        “Etrafına bak evren nasıl yaratılmış, gerçek bir mucize di mi?. İşte ben de dün akşam aynı şekilde kutu koladan uzay gemisi yapıp başka bir galaksiye gidip geldim. İşte sana mucize” desem palavra atıyorsun dersin.
        Ama aynı şeyi peygamber söyleyince kabulleniyorsun çünkü çocukluktan beri böyle şartlandırılmışsın.
        Ben de diyorum ki dinleri üreten peygamberlerin hepsi filozof ve dinleri kendileri ürettiler. Evrenin yaratılması ile dinlerin, inançların falan bir ilgisi yok.
        Evrenin oluşum süreci tamamen bilimsel ve fiziksel bir olay.
        Varsayalım evreni bir tanrı yaratmış olsa bile seninle benimle bir iletişim kurması mümkün değil. İnsanlar ile iletişim kuran bir tanrı yok.
        “Tanrı” evreni yarattı ve sonrasına karışmadı. Dinler insanların ürettiği kavramlar. Siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik nedenler sonucu üretilmişler. Zaten dikkatli incelersen hepsi birbirinden esinlenmiştir. İnsanlık tarihini incelersen taa Sümerler zamanından bu dinlerin temelinin atıldığını farklı coğrafyalarda görürsün. Hepsinin biriki sonucu çeşitli zamanlarda dönemin dahileri çıkıp gerekli icadı yapmış, kendini peygamber ilan edip Museviliği Hristiyanlığı Müslümanlığı icat etmiş. Toplumlarına düzen getirmiş. Aynı demokrasiyi bulan antik yunanlılar gibi. onların icat ettiği din biraz daha komik tabi. Zeus meus bize masal gibi geliyor ama inan ki senin inandığın din de öyle.
        O yüzden adamlar 300 yıl bir mağraya girip uyur çünkü önceki dinin söylediği saçma masalı yeni çıkan din inkar ederse o zamanın toplumları ile ters düşer. Bu yüzden Kuran Kehf suresinde saçma olsa da 300 yıl masalını doğrulamak zorunda kalmıştır. Aynı Musa’nın denizleri yarması, asasının yılana dönmesi gibi saçmalıkları da kabul etmek zorunda kaldığı gibi… Yani bilimden haberi olan, fizik kimya biyoloji okumuş insanların inanmayacağı masallardır bunlar. Eğitim seviyenize göre inanır veya inanmazsınız…

        Teron 5 Şubat 2017 20:10 Cevapla
    • 2 yaşına kadar sen neredeydin kendini hatırlayabiliyormusun bence sen kendinide reddetmelisin kendinin üzerindeki ve etrafindaki rahmeti gormelisin

      Fatih 4 Şubat 2017 19:45 Cevapla
  • Teton.levent adli kisiler peygamberimiz1400 yil once ayı ikiya böldü hani varya senin dedelerin ebu leheb ve ebu cehil yalanlamıslardı ama simdi bilim adamlari yeni yeni ay ın yarilmis oldugunu goruyor sizin gibi ateistler bunu goremez allah buyuruyor biz onlarin gozlerine perde indirdik

    cundullah 20 Aralık 2016 11:26 Cevapla
    • Ayın yarıldığı falan yok. Kaynak göster desem gösteremezsin.
      Senin gibi saf insanları teselli etmek için uydurulmuş yalanlar bunlar.
      Hiç bir bilimsel dayanağı yok. Mollaların, hacı hocaların uydurduğu palavralar. Bu cahil mollalar sizin sayenizde itibar görüyor. Onların tek derdi sizin gibilerin inancı üzerinden nemalanmak. Palavralara inanarak yaşamayı seçiyorsan bu senin seçimin, senin hayatın, kimse sana dur demez. Ama “Benim inandığım palavralara sen de inan” dersen o zaman iş değişir, kusura bakma

      Teron 12 Şubat 2017 08:38 Cevapla
  • Al o deniz

    cundullah 20 Aralık 2016 11:30 Cevapla
  • Bir hic olarak var olup bu yazilari nasil yazabildiysem, sizlerde bir hic iken var olup bu yazilani hic olmadan okuyabiliyorsaniz varsiniz demektir.
    Yüksek
    ilim sahibi olan müslüman ve gayri müslümanlar sunu hayret ederek
    söylüyorlar; biz bir virtüel systemin icindeyiz, nasil bir Program
    yokken yazildiktan sonra onu calistiran systemin icinde tiklayip
    calisiyor, bu dedigimiz var olan üniversum icindede öyledir. Gercek olan
    odur, bizler onunla variz. Birseyi matematikce anlayabilmek icin o ilime
    ilk önce sahip <olmak lazim, yani ilk önce o ilimi ögrenmek lazim,
    ancak ondan sonra o ilimin hakkinda tartisabilinir. Bilinmeyen ilimin
    hakkinda ancak teorile´r olusabilir, ama 100 de 100lük tasimaz. 1inci
    siniftaki insan bir professörun anlattigini anlayabilirmi? Net denildigi
    zaman, Ilim sahibi icin gecerlidir, o ilime sahib olmayan icin degildir. O
    yüzden, bir konu hakkinda tartismak isteniyorsa, ya o ilimi iliminle
    (bil yada bilmeden) dinlersin, yada dinlemezsin. Yanliz, bilebildigimiz
    kadar karsi tarafi oldugu gibi kabul ederek konussak insana daha
    yakisani olur. Her olanin olmaya hakki vardir. Yaradilis hakkiyla bir
    esinti vermis gönlüyle yaradilana selam olsun. Bilgisayari bilen Ilim Sahibleri daha iyi bilirlerki, system icinde system vardir. Bunu bilmeyenler bilemez, o yüzden o kisilere bu konuyla ilgili birsey anlatamazsin. Anlatmaya zorlayana ilim sahibi denilemez. Insanlari kirmaci kelimerein kimseye + getirze. Yazilanlari sevsek, ve sevmesekte kirici olmak istenilmeyeni karsi tarafa zormala olur. Bunuda kimse istemez. Kendimize istemedigimizi karsi tarafa zorlamak akil veya mantik isi degildir, dinini savunaninda degildir. Adem SENOL.

    Adem Senol 8 Ocak 2017 13:59 Cevapla
  • … Sizler Telsiz telefonla görüstügünü kabul edip (ama gercek ilimiyle
    bilmeden) biliyor inaniyorsaniz, ozaman sunada inanmak lazim. Bazi
    seyler bilinmedende inanan inanabilir kabul eden kabul edebilir.
    Inanmayanda aynen inanmaz ve kabul etmeyebilir. Ancak gercek ilim
    Sahibleri o telsiz olusunun gercegini bilirler, vesselam.

    Adem Senol 8 Ocak 2017 14:05 Cevapla
  • Allah razi olsun.

    kadir bey 1 Şubat 2017 06:36 Cevapla
  • Ulan kim bilir ülkede kendini alim ilan edip kendi kafasına göre, sadece küçücük beyniyle mantıklı açıdan bakmaya çalışan gerizekalılar var ya!!! Milletin imanıyla oynamaktan korkmuyo musun kendini alim ilan eden cahil herif. Kuranı kerim sadece senin o küçücük beynin ile mantık yürütüp anlayabileceğin birşey mi sanıyorsun gerçekten ?!? Tasavvuf gerek, rabıta gerek, ilim gerek…

    Barış Büyük 4 Şubat 2017 20:41 Cevapla
  • İnançlara saygı konusunda hassas olanlar sadece Müslümanlar değildir.
    Bir ateist “Allah yoktur” dediğinde,
    veya bir Deist “Allah vardır ama dinler insan ürünüdür” dediğinde
    bu beyanları bir müslüman olarak inancınıza hakaret olarak algılamayın.
    Yoksa siz her “Allah vardır” dediğinizde bu da onların inancına hakaret olur.

    Yani Allah vardır veya yoktur demek hakaret değil, sadece inancını belirtmektir.
    Siz nasıl rahatça “vardır” diyorsanız onlar da rahatça “yoktur” diyebilir.
    Sizin dininiz veya ülkenizin yönetim şekli düşünce özgürlüğüne ne kadar izin veriyorsa o kadar medeni bir toplumsunuzdur.

    Ayrıca “bütün dinler insan ürünüdür” diyen kişilerin hepsi Ateist değildir.
    Deist veya agnostik olabilirler, tanrıya inanıp dinlere inanmıyor olabilirler…
    O yüzden dinlere inanmayanları ateist diye etiketlemeyin.

    Teron 11 Şubat 2017 19:08 Cevapla
  • Arapca bilmeden tefsir bilmeden hadis bilmeden yazilmis talihsiz bi yazi. Cunku bunlari bilmeden ayetleri yorumlamak insani cehenneme goturur. Yazi bastan sona sona yanlis. Bazi ornekler vereyim. Havvayi cennette yaratti ayetle sabittir. Sonra dunyaya ikisini birden gonderdi. Kadinlari dovun demiyor kelimeye iyi bakatsaniz ve arapca sozluk bulursaniz darp edin diyor. O ayette gecen vurun kelimesi taha suresinde ya musa asani denize vur cumlesindeki vur krlimesi ile ayni kelimedir 🙂 kadinlar evde vakarla otirsun degildir nerenden uydurdun bilmem ama karne karar kiksinlar yani dursunlar demektir 🙂 atomun kararli yspiya gecmesi cumlesinde oldugu gibi. Ki zaten hz aisenin “bu ayet geldikten sonra sevde evden tabutla cikti” sozu rrsulallahin esi hz sevdenin hic cikmadigini gosterir. Ordaki kelime vakar degildir 🙂 kadin evin icinde vakarla duracakmis cok komiksin Allah disariyi birakti fitne cijar olayini bosverdi evin icinde akrabalarina vakarli olmasini soykedi oylemi 🙂 cok sacma geldigiicin hepsini okumadim cunkuokumaya bile degmez inani dinden cikarir cunku bir ayeti kabul etmemek tum kurani inkar etmek demektir. Ha bu arada ben arabim ve hafizim turkiyede yasiyorum ve arapcayi hic bilmeden kuran hakkinda konusmaniz cok sasirtici cahil cesareti 🙂

    arab genc 17 Şubat 2017 08:17 Cevapla
    • “Arapca bilmeden tefsir bilmeden hadis bilmeden ayetleri yorumlamak insani cehenneme goturur.” buyurmuşsunuz.

      Demek ki sana göre Allah yanlış yapmış çünkü dünyanın sadece %4 Arapça biliyor.
      Geri kalan %96 kuranı okuyup kendi yorumlamaya kalkınca cehenneme gidecek öyle mi?
      Hergün böyle kendi kafanızdan ayet yazıp fetva veriyor musunuz yoksa sadece cuma günleri mi?

      Teron 17 Şubat 2017 13:05 Cevapla
    • Demek Arapça bilmeden Kuran okuyup yorumlarsak cehenneme gidiyoruz öyle mi…
      Dünyada 7 milyar insan var. Arapça bilenlar 0.3 milyar.
      Allah Arapça bilmeyen insanlara Arapça kitap yollamış.
      Senin zihniyetine göre o zaman Allah keşke Kuran’ı Çin’e yollasaymış…
      1.2 milyar Çinli ile en çok konuşulan dil Çince çünkü.
      0.3 milyar Arap ile yola yanlış yerden çıkmış Allah.

      Windows’un orjinali ingilizce, o zaman en iyi İngilizce bilenler kullanır demek kadar aptalca bir iddia. Hintliler o zaman Windowsu yanlış kullanıyorlar öyle mi? Cezası ne acaba sen kesin biliyorsundur.

      Sizin gibi müslümanlık nedir anlayamayan, algı problemi olan o kadar çok “müslüman” var ki.İslam coğrafyasının içinde bulunduğu zavallı durum işte sizin gibilerden kaynaklanıyor.
      Siz kimin cehenneme gideceğine karar vermeyi bırakın da önce kendi işinize, kendi eğitiminize, kendi ibadetinize bakın.

      Ben müslüman olmamama rağmen Kuran’ı senden iyi anladığıma eminim. Tüm insanlığa gönderilmiş kitabı “sadece Arapça bilenler anlar” diyerek kendi himayesine almaya çalışan çöl bedevisi zihniyet burada prim yapmaz.
      Araplara ayrıcalık yaratmaya çalışan bu pislik zihniyetin zavallılığına üzülmekten başka yapacak birşey yok.

      Teron 17 Şubat 2017 13:10 Cevapla
  • Günde 5 vakit minarelerden “Allah vardır” diye bağırdığınızda nasıl başka inançlara hakaret olmuyorsa, “Allah yoktur” diyen ateist fikrini söylediğinde da hakaret olmaz.

    Siz fikrinizi açıklayınca güzel, başkası yapınca kötü mü?
    Bu mu sizin adalet anlayışınız?

    Merhaba yerine “selamun aleykum” diyorsun. Selam verirken bile Allahtan bahsediyorsun.
    Daha ilk çümleden kendi dininin reklamına başlıyorsun ki bu kasten böyle düşünülmüş.
    Hiç tanımadığın insanlara bile din reklamı yapıyorsun ve bu sana normal geliyor.
    Ama başkası sana kendi inancından bahsedince “kafir”, “mürted”, “günahkar” oluyor.

    Ateistler sana “Merhaba” yerine “Olmayan tanrının selamını getirdim ” dese bir düşün ne hissedersin.
    Deistler sana her selamlaşmada “Allah var ama dinler insan ürünü ” dese rahatsız olmaz mısın?
    Her gün 5 kere “Allaaaaaaah yoktuurrr” diye hoparlör ile bütün ülkede bağırsalar ne düşünürsün?

    Biraz tarafsız düşün.
    Bunca yıl beynini yıkamışlar o yüzden tarafsız olabilmen zor.

    Teron 17 Şubat 2017 13:27 Cevapla
  • İhsan Eliaçık, bence senin kalbin kapalı ve aklını kullanmadığın için aklını Allah almış.

    Fatih Kocadag 25 Ağustos 2017 07:16 Cevapla
  • Kur an neden arapça peki benim ciddi anlamda merak ettğim konu. Kur an arapça indiği için arapça kutsal mı???

    Fatma Iliman 25 Ağustos 2017 16:17 Cevapla

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.