Oca 15, 2015
2335 Views
3 1

CNN Türk – Ne Oluyor? | İslamofobi & İfade Özgürlüğü & Işid

Written by

Şirin Payzın ile “Ne Oluyor?” İhsan Eliaçık, Aslı Aydıntaşbaş, Çetiner Çetin, Mehmet Şahin- 15 Ocak 2015

Konuşmanın satırlara dökülen hali;

“İslam dünyasında özelikle son yüzyılda Cemalettin Efgani’ler, Muhammed Abduh’lardan bu yana, daha da gerisine gidersek mutezile kelamından bu yana İslam da yenilik meselesi, Müslümanların içinde yaşadığı çağa nasıl cevap vereceği, tarihin gerisinde nasıl kalmayacağı, yeni çıkan ihtiyaçlar karşısında içtihat kurumunun nasıl çıkacağı tartışması yüz yılardır, yıllardır var.
Benim 2000 yılda çıkmış olan kitabım İslam’ın Yenilikçileri iki cilt halinde, içeriği ise İslam düşünce tarihinde yenilik arayışlarıdır. Bizahati bu tartışmanın içindeyim, kendim yıllardır araştırmalarını yapıyorum. İslam’da yeni arayışlar, reform, rönesans, yenilik fikriyatı, bunu zaten başlatmışız. Bunu yaptığımız için zaten bizi linç ettiler. Bakıyorum, son zamanada konuşanlar “İslam’da bir tartışma lazım, İslam’ın içinde sivil ulema, İslam’ın meselsini masaya yatırmalı, tartışmalı falan diyorlar. Biz bunu yaptık, yaptığımız için bizi neden linç ediyorusunuz? Türkiye’deki zihniyet, özleikle dini çevrelerde, yıllarca Ali Şeriati okurlar, içlerinden bir çıkıp da Ali Şeriati’nin yaptığını yapmaya kalkarsa onu linç ederler. Biz zaten bunu yapıyoruz. Dinlemiyor musunuz söylediklerimizi, bir sürü şey anlatıyoruz, sayfalar dolusu anlatmışım, 22 tane kitap yazmışım, en son yazdığım kitap Demokratik Özgürlükçü İslam.. 2003’te yazdığım kitap Adalet Devleti.. Bunlar IŞİD zihniyetine panzehir olsun diye yazılmış kitaplardır. İslam devleti değil Adalet Devleti.. Olsa olsa bu olur diye yazdığım kitaplar, buradan ilerlenmesi gerekiyor…
Bakın Mehmet Akif, İstiklal Marşı şarimiz bu konuya teşhisi şöyle:
“Dâhildedir darbe… Hariçte değil, hiç de değil.
Dünyada olmaz eskazara bir şey bunu böyle bil
Gökten inmez bir şey bütün yerden taşar.
Kendi ahlakı ile ölür bir millet yahut yaşar”

Burada ne diyor! Bir medeniyet dışarıdan çökertilmez, içten çöker. Ahlakı, siyaseti, hukuku, eğitimi kokuşur, yerlerde sürünür hale gelir. Dışardan bir darbe değil, bir dokunma kalır, gelir dışarıdan bir dokunur ve yıkılır.
Bugün olan o mu?
Tabi, olacak olan da o. Hani övünerek diziyorlar ya 17 tane Türk devleti…Onların hepsi böyle yıkıldı. İçten çöktü. Darbe içtedir diyor, dışta değildir, içeriye bak diyor.
Şimdi şunu soruyorum ve bunun üzerine düşünsünler: Bizi batılılar yaptı, sanki batıdan buraya şiddet ihracat ediyoruz, sanki IŞİD’i batılılar ortaya çıkardı. Dört halifeden üçü suikast ile öldürüldü; Bunu batılılar mı yaptı! 12 İmamdan 7 tanesi zehirlendi, 3’ü katledildi; Bunu modernistler mi yaptı! Kerbela faciasını kim yaptı! Amerikalılar mı!
Bunların hepsi dahildedir yani içtedir. İslam’ ın içinde Kur’an’ın algılanmasına yönelik bir sorun var. Bu sorun öle bir noktaya geldi ki, artık ipin ucu kopmak üzere
Dunya şuna ikna olacak nerdeyse: Kardeşim bunların kitabın da bir sorun var. Bunların Allah’ında bir sorun var. Bunların hakkaten Peygamberi’nde sorun var, acaba! Evet bunlarda bir sorun var noktasına gelmek üzere. Şimdi biz bunlara nasıl cevap vereceğiz! Dil döküyoruz, cevap veriyoruz, içerden birileri çıksın, çıkıyoruz linç ediyorsunuz. ‘Modernist’ diyorsunuz, ‘reformcu’ diyorsunuz, ‘dini bozuyor’ diyorsunuz , ‘yeni bir din icat ediyor’ diyorsunuz.
Mehmet Akif Ersoy söylemiş:
“Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da din-i mübini yeni bir din kurdun.”

Yani Peygamberimiz söyle buyurdu, böyle buyurdu diyerek, binlerce saçma uydurdun, onunla Allah’ın apaçık dinini yıktın da onun yerine yeni bir din kurdun diyor. Şu anda yeni bir din kurulmuş. Bir sürü uydurulmuş hadisler, bir sürü rivayetlerle insanlar dinden kaçıp ya böyle din olmaz olsun deyip ateist olmaya doğru akın akın gidiyor, siz hala rantın, ihalenin üzerinde uyuyun!”

“Burada şöyle bir şey var.
İslam dünyasının yöneticileri, kendilerini sorgulatmamak için suçu sürekli batıya atarlar. Batının yöneticileri de kendi suçlarını örtbas etmek için suçu sürekli dışarıda ki teröre atarlar. Şimdi bu karşılıklı tahterevallidir. Bizim bu oyuna gelmemiz gerekiyor. Fikir adamları ,yazarlar, bu siyasetçilerin tahterevallisinden biraz dışarı çıkıp öze ve derine inmek durumundalar.
Şimdi ben İslam dünyasının sorunu ile ilgileniyorum. Şiddetin İslam dünyasındaki kökleri nedir? Varsa eğer Kur’an’da ki kökü nedir? Acaba Kuran ve Müslümanların inandığı Allah mı kendisine inananları yeryüzünde şiddete yönlendiriyor? Ben bununlailgileniyorum, ciddi ciddi ilgileniyorum. Buna batılıların etkisini de başkaları konuşsun, şu anda burada benim buna vaktim yok.
Dolayısıyla baktığımız zaman, ben sorun kökeninı şurada görüyorum: İslami teoloji açısından tek tipçiliğin, IŞID’ciliğin, selefi radikalciliğin yani dini dünyadan doğan şiddetin panzehri çoğulculuktur. Müslümanların şöyle düşünmesi gerekir: Allah tektir, geri kalan her şey çoktur ve rengarenktir.
Oysa selefi Müslüman şöyle düşünüyor: Allah tek mi! Tek. O zaman din de tek, devlet de tek, önder de tek, lider de tek, bayrak da tek, yorum da tek, görüş de tek, fikir de tek, teşkilat da tek, tek, tek, tek… gidiyor.
Bu tekçilik siyah ve beyaz düşünmeye sebebiyet veriyor. Siyah ve beyaz düşünce olunca kendi dışındakini simsiyah görüyor ve onu yok etmeye yönelik şiddet eğilimleri buradan besleniyor. Şöyle düşünse; Allah tekdir, tek olan sadece Allahtır! O’nun dışında yarattığı dünya ya bakın rengarenk.. Yedi milyar insan birbirine benzemiyor… Bir milyon tür birbirine benzemiyor.. Dağlar, taşlar, ovalar, çiçekler herşey rengarenk kardeşim, Allah tekçiliği sevmiyor. Allah yarattığın da çokluk görmek istiyor. İslam tasavvufunda bu, şu özlü cümle ile ifade edilir; Kesrette vahdet; vahdetde kesret vardır.
Yani biz vahdet aleminde değiliz, kesret alemindeyiz. Allah’tır vahdet aleminde olan. O zaman buradan demokrasi de çıkar, özgürlükçülük de çıkar, hoşgörü de çıkar ve şiddetin panzehiri budur. Vahdet de kesret, kesret de vahdet… Yani Birlikte çokluğu çoklukta birliği görmek. Allah tektir ama yarattığı her şey çokluktur, rengarenktir.
Şimdi bakın, Mısır’da Amerika olmasa Bu tekçi kafa ile bu yönetimler iktidara geldiği zaman emin olun batılılar hiç dokunmasa bile bu tekçi kafalar İslam dünyasına kan ağlatırlar. IŞİD Musul’u ele geçiriyor, ilk yaptığı şey kadınlar örtünecek, namaz kılmayana kırbaç, Alevi, Rafizi’yi kes. Tekçi kafa, tekçi, çoğulcu düşünemiyor.”

“İslam dünyasındaki şiddete batılıların etkisi, bu zaten çok konuşuluyor. Konuşulmayan konu şu: İran’da 1979 da devrim oldu da ne oldu ? Zengin ile yoksul arasın da ki uçurum şah’tan daha beter…
Türkiye’de tek parti iktidara geldi de ne oldu? Namaz kılanların sayısı arttı, hacca gidenlerin sayısı arttı, başörtülü olanların sayısı arttı, geçen yıl zengin ile yoksul arasında ki fark 8 kat, muhafazakar dindar iktidar zamanında…
Bak Mısır da bir süre iktidara geldi de ne oldu ? Hamas iktidara gelse, Cemaat-i İslami iktidar gelse?
IŞİD Musul’u ele geçirdi de ne yaptı? 12 maddelik da bildiri yayınladı, 2. maddesi namaz kılmayanlar kırbaçlanacak, herkes peçe ile dışarı çıkacak, sen iktidara geliyorsun kafa kesiyorsun. Öbürü iktidara geliyor Ankara’da saray yaptırıyor.
Mesele başka bir yerde. İktidara getirmiyorlar, getirmiyorlar.. İktidara geldin de ne oldu? Devrim de yaptın tek başına iktidara da geldin.
İran’da halk devrimi ile Tükiye’de demokratik devrim ile bu halk sizi iktidara getirdi. Ne yaptınız ? En son geldiğin yere bak, saray yaptırıyorsun. Bugün İslam yeryüzünde Suriye, Irak gibi yerlerde kafa keserek, Ankara’da saray yaptırarak katlediliyor. Gelsen ne olacak? Engel oldular, engel oldular. Geldiniz de ne oldu? Ne oluyor .
Yapılan şey şu: İbn-i Teymiyye’nin Es-Siyaset’ü-Şeriyye diye bir kitabı var. Maverdi’nin el-Ahkamu’s-Sultaniyye diye bir kitabı var. Gazâlî’nin Nasihat’ül-Mülûk diye bir kitabı var. Bunları ellerine alıyorlar, demek ki İslam Devleti buymuş diyorlar ve uygulamaya kalıyorlar. Ne yazıyor orada? İbn-i Teymiyye’nin Es-Siyaset’ü-Şeriyye kitabında El-Kaide’nin, IŞİD ‘din Nusra’nın başvuru kitabıdır. Alim olarak onlar İbn-i Teymiyye’yi görürler.
Şeriata dayalı siyaset, devlet nasıl yönetilir? Namaz kılmayanı kırbaçlıyacaksın diyor. Memlûk sultanına yazılmış bir nasihat kitabıdır. Senin görevin yeryüzünde Allah’ın gölgesi olmaktır. Namaz kılamayanları takip edeceksin, ulema ihtilaf etmiştir, üç görüş var diyor; Ya kırbaçlayacaksın, ya cezaevine atacaksın ya da öldüreceksin diyor. IŞİD’ci bunu okuyor ve İslam Devleti’nin bunları yapacağını zannediyor. Ben bunlarla, 2003 yılında yazdığım Adalet Devleti kitabımda, bu kaynaklar ile bırak IŞİD’ciyi, IŞİD’cinin okuduğu kaynaklar ile yüzleştim, bunları tek tek sayfalarca anlattım, Kur’an ile karşılaştırdım, tek tek bunların yanlış olduğunu göstermeye çalıştım. Şimdi başka 3 kişi bir araya gelse, 10 kişi bir başka selefi örgüt kursa ellerine alacakları kitap bu.. Bir kasabayı ele geçirseler uygulayacakları bu, başka bir şey yok.
Bir siyaset felsefesi lazım. Devlet ne yapar, neye karışır? İslam’ın inançlarını ve ritüellerini devlet eli ile uygulatamazsınız. İnsan hakları ile ilgili olan konular ile ilgilenmek zorundasınız.
Sunni kitaplar da aynı. Ben siyasetnamelerden bahsediyorum. Uygulasa şu anda ki uygulama da aynı. Bakın muhafazakar dindar yetişmiş bir öğretmen, Doğubeyazıt’da idi , biraz eline fırsat geçse din bilgisi ahlak külür derslerine giriyor. Din kültürü ahlak bilgisi hocası dışarıdan atanmış, din bilgisi, Hz. Muhammed’in hayattı derslerine gir diye, şimdi böyle dersler konuldu ya zorunlu din dersi. Birazcık eline fırsat geçer geçmez gözüne takılan şey şu; Bu kızların başı niye açık? Bunların başını örtmesi lazım. İdare nedir? Öğrenci nasıl yetiştirilir? İnsanlara hangi dersler verilir? Bu hususta yetersiz, bu hususta kendini yetiştirmemiş.
İran şu anda, İranda ki devrimin simgesi başörtüsü, Türkiyedeki devrimin simgesi de başıaçıklık.. Onlar diyorki başını örteceksin, bunlar diyorki başını açacaksın. Şu memleketlerin halkının çektiğine bak.”

“Bakın 4 Büyük kitabın 4 büyük suçu var.
Dünyada ki hukukun temeli bu, Magna Cartana’nın temeli bu, İnsan hakları bildirgesinin temeli bu, dindarlığın da özü bu.. Bunları yapmayan adam dindardır. Namaz kılmayan, oruç tutmayan, başını açan dinden çıkmış olmaz, şu sayacağım 4 şey, 4 kitabın 4 büyük suçunu işleyen adam dinden çıkmış olur: Öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, iftira atmayacaksın, bir halkı yerinden yuvasından sürmeyeceksin.
Bütün hukukun temeli bu değil mi? IŞİD’ciler Irak da ve Suriye de bunların hepsini yapmadı mı? Yaptı. Din adına bunlar nasıl yapılabilir?
Şimdi siz kalkıyorsunuz kurşun yağmuruna tutup Peygamberle alay etti diye adamı öldürüyorsunuz. Ama Kur’an- Kerim bunlardan daha özgürlükçü.
Kuran-ı Kerim diyor ki: Din ile alay edildiği zaman bulunduğun yerden ayrıl, onlar ile birlikte oturma. Mekke’de En’am süresi 68. ayet. Medine’ye de gelince Hristiyanlar ve Yahudiler alay etmiş ve onlara da Nisa süresi 140. Ayet gelmiş, aynı şeyi söylüyor. Bakın Fransa’dan da özgürlükçü, Avrupa’dan da özgürlükçü, muhafazakarlardan da özgürlükçü, tekbir getirip öldürmek isteyenlerden de özgürlükçü..Dininize, kitabınıza açın bir bakın. Kitabınız da öldürün demiyor, ceza verin bile demiyor. Yanlarından ayrılın diyor.
Türkiye’de ki imam hatiplerde, ilahiyatlarda, cemaat ortamlarında öğretilen, okutulan, yetiştirilen İslam kültürü sorgulanmamış eski İslam kültürünün bir devamıdır. Ve bu kültürün 3 gömlek sonrası IŞİD’dir. Ben de bunu söylüyorum, bunun ne demek olduğunu zamanla anlayacaklar. IŞİD’te katılan gençlerin geçmişlerine bir bakın.
Şimdi bu kültür diyor ki, sorgulanmamış eski İslam kültürü.. Sorgulanmamış eski İslam kültürü demek Peygamberin vefatı ve nuzül sürecin tamamlanmasından sonra İslam tarihi boyunca ve iç savaşlar ortamında oluşmuş, kanlı ihtilaller, saltanatlar ortamında oluşmuş dini kültür demektir. Bu kültür derki; dinden döneni öldüreceksin, namaz kılmayanı kırbaçlayacaksın. Bu kültür derki; dine girmek için sünnet olacaksın. Bunların hiç birinin Kur’an ile alakası yok. Ama eski iç savaşlar ortamında oluştuğu için, birinin diğerine itaat etmemesini dinden dönme olarak görüyor ve bunlara baği muamelsi yapıyor, o siyasetname kitaplarında. Ehl-i bid’at olduğu, sultana kılıç çektiği için hepsi kılıçtan geçirilir,k atli vâcipdir diyor. Bu kanlı bir kültürdür. Bunun direk Kur’an ile alakası yok, bunun ihyadan ziyade inşaya ihtiyacı vardır. İhya demek eski İslam kültürünü diriltmek, günümüze getirmek demektir. İnşa etmek demek de eski İslam kültürünü sorgulayarak, Kuran ile testten geçirerek, doğru mudur, yanlış mı dır, hangi şartlarda oluşmuştur, aslı var mıdır yok mudur diyerek bunu testten geçirme anlamına geliyor.
Şu anada Türkiye’ye baktığınız zaman bu ortamlarda anlatılmış olan kültür şu: Davranışa, amele önem vermez, amel imandan bir cüz değildir der, yani iman ayrıdır amel ayrıdır der. Günük namaz kılarsan bir günlük günahların, cumaya gidersen haftalık günahların, hacca gidersen yıllık günahların, Arafat’a çıkarsen kul hakkı bile affedilir. Kurban kesersen yıllık günahların affedilir. Günde 100 defa sübhâne rabbiyel a’lâ dersen, hulusi kalble La Ilahe Illallah dersen, deniz köpüğün kadar günahın da olsa affolur. Yani öldürsen de, çalsan da, iftira atsan da bunlar ameldir Ameli önemsemiyen, bunlar insanların yaptığı işlerdir. Önemli olan kalpteki imandır ve işlenen ritüeldir; namazdır ve başörtüsüdür diyen bir kültür var. Bu kültür emevî devrinde üretilmiş bir kültürdür. Kerbela’nın üzerini örtmek için, öldürmelerin, iftiraların, çalmaların, korkunç kötü amellerin üzerlerini örtüp kendilerini İslam dünyasına halife olarak kabul ettirebilmek için bu rivayetleri uydurmuşlar. Bunları hadis kitaplarına sokmuşlar. Bu kültür aynı zamanda kadını aşağılayan da bir kültürdür. Erkek namaz kılarken yanından eşek, köpek ve kadın geçerse namazı bozulur, kadına dokunursan abdestin kaçar diyen bir kültür. Bu kültür şu anda dini ortamlarda, ilahiyatlarda, imam hatiplerde okutuluyor. Bu kültürün 3 gömlek sonrası IŞİD’tir. İktidara geldiği zaman şunu yapacaktır; Kadınlar başlarını örtüyor mu, örtmüyor mu takip edin bakayım, insanlar içki içiyor mu içmiyor mu? İnsanlar namaz kılıyor mu, kılmıyor mu takip edin bakayım diyen bir icraat…
Bunun yerine, insanların öldürüp öldürmediği, çalıp çalmadığı, iftira atıp atmadığı, bir halkı yerinden sürüp sürmediği önemlidir. İnsan hakları ile ilgili cezalar var Kuran’da.
Kuran’da namaz kılmamanın cezası yok, başını örtmemenin cezası yok, buna karşın içki içmenin de cezası yok, bunlar var da cezası yok. Öldürmenin, iftira atmanın ve çalmanın cezası var. Cezanın ne olduğu sorun değil; ama cezası var. İnsan hakları ile ilgili konular da ceza var. İnanç ile ilgili, ritüeller ile ilgili, inanıp inanmamak ile ilgili, Allaha inanmamanın bile cezası yok. İnanıp inanma ma ile ilgili yani ritüeli yerine getirip getirmeme ile ilgili bir ceza yok
Bu kültür iktidara geldiği zaman, Kuran’a bakıyor, başörtüsü var. Herkes başörtüsü takacak! Kuran’a bakıyor namaz var o zaman herkes namaz kılacak! IŞİD Musul’u ele geçirince 12 maddelik bir bildiri yayınladı 2’ci 3 ‘cü maddesi bunlar başka bir şey bilmiyor.
Cehalet, taassub ve hırs, bu üçü bir araya gelince dini hayat çekilmez bir cehenneme dönüşüyor.
Yazmış olduğum kitapta (Demokratik özgürlükçü İslam) Kur’an da şiddet savaş ve cihat başlıklı bir makale var. Kuran’da savaş ayetleri haritası diye makale var. Kitapta bu IŞİD’cilerin kullandığı savaş ile ilgili bütün ayetleri tek tek çıkardım, 20 sayfayı bulan uzunca bir makaledir. Bunların hepsini tek tek çürüttüm, okumak isteyen var ise, bunları dert edenler var ise biz bunlara panzehirlerini yazmışız.
Kuran-ı Kerim’de savunma; kendini savunma, saldırıya uğradığında ocağını, yuvasını, anasını, babasını, işini,gücünü savunma dışında saldırıya ve savaşa izin yoktur.”

“Allahın vasıflarına haiz bir lider dedi bir AKP milletvekiliRecep Tayyip Erdoğan için. Başka bir milletvekili çıktı dedi ki her Cuma cami de akrabayı koruyun kolayın diyor Cenab-ı Hakk, bende akrabalarımı koruyor kolluyorum devlet de işe aldım dedi. Başka bir ilahiyatçı çıktı dedi ki hırsızlık ile yolsuzluk bir değildir.
Şimdi bu iktidara sayfa sayfa destek ilanı veren dini guruplara sesleniyorum. Bunun ile ilgili tek bir bildiriniz var mı? Bunlar ile ilgili, bu sözler ile ilgili tek bir bildiri görmedim ben, eğer yayınlayan var ise göndersin özür dileyeceğim. İktidarı desteklemeye gelince sayfa sayfa gazetelere ilan veriyorsunuz, Sivil Dayanışma Platformu bilmem ne diye. Bunlar ile ilgili neden konuşmuyorsunuz? Mealcilik yapanlar, yıllarca Kur’an Kursları işletenler, cemaat ortamlarında Kuran okutanlar bunlar doğru mu? Bunlar ile ilgili niye tek bir cümle söylemiyorsunuz? Nasıl oluyor da hırsızlık ile yolsuzluk bir olmuyor? Yolsuzluk hırsızlıktan daha tehlikelidir. Nerdeyse rüşvet sevaptır diyecekler. Nasıl oluyorda ayet akrabayı kayırın kolayın diyor? Hayır, öyle demiyor. Allahsize iyiliği, adaleti, gariplere, kimsesizlere vermeyi emreder. Akrabalar değil! Garipler, kimsesizler…
‘Allah’ın vasıflarına sahip bir liderden’ Recep Tayip Erdoğan’dan, otur yerine edepsiz diye bir söz duydun mu? Veya Diyanet İşleri Başkanı’ndan otur yerine edepsiz, seni ihraç ediyoruz diye bir söz duydun mu? Bakara-makara diyene otur yerine edepsiz diyeni duydun mu? Bakara-makara dedi balkona çıktı adam, ellerini kaldırdılar yanın da. Bakara-makara diyerek dalga geçti adam, sen gidiyorsun Fransa’daki dalga geçen karikatürist ile uğraşıyorsun. Başka mahalleye gelince katliama bile onay verecek sempati besliyorsun, kendi mahallenden olunca bakara-makara diyen balkonlara çıkarılmadı mı bu memlekette.
Ben beklerim ki Diyanet İşleri Başkanı’ndan, Cumhurbaşkanından, Başbakandan bunları söyleyenlere otur yerine diyen bir çift laf duymadım. Cumhurbaşkanı bunu çok kullanıyor, Ananın da al git demiyi biliyor ama, ona da otur yerine edepsiz diyecek . İyide garibana kızmayı biliyorsun. Kendi milletvekilin sana Allah’ın vaizlerine vasıf haiz lider dedi. Hiçbir cemaatden protesto görmedim. Liderin kendisi otur yerine demedi ama gariban fukaraya ananı al git dedi.
Düşünce adamlarının, fikir adamlarının iktidara mesafeli durması lazım. Alimlerin iktidar sofrasından uzak durmazı lazım, İslam kültüründen ki gelenek de budur ve iktidar sahibi eleştirilmesi lazım.
İktidar sahibi kimdir? Bir vergi toplayan, iki silah kullanma tekelini elinde bulundurandır. Ben vergi veriyorsam, 20 yaşındaki çocuğumu onun emrine gönderiyorsam savaşmak için, onu eleştiririm, eleştirmezsem bu entelektüel namusuma, fikri namusuma uymaz.
Şimdi İslam alimi hırsızlık ile yolsuzluk bir değildir diyor. Şu ana kadar kitaplarını okuduğum alimler varsa, ne kadar fikirlerini okuduğum varsa bir kaçı müstesna hepsi muktedire biat etmiş vaziyette. O ne söylerse ona kafa sallıyorlar. Evet efendimci olmuşlar. Bir de imam-ı azam der dururlar. İmam-ı azam muktedire biat etmediği için cezaevinden cesedi çıkmış, imamın yolundan gidiyor olamazsınız.
Ne oluyor biliyor musunuz? İktidar, muktedir bizden olunca akan sular duruyor. Şimdi bu değişsin yerine Kılıçdaroğlu muktedir olsun, bak bunlar nasıl muhalefet edecekler. Ama bu yanlış. İktidarda kim varsa hangi mezhepden, hani dinden hangi mahalleden olduğuna bakmaksızın, özelikle düşünce adamlarının, tüccarların, siyaset adamlarının tavrını anlarım ama fikir adamalarının, eli kalem tutanların bizden dahi olsa eleştirilmesi lazım.
Ben size düşüncemi söyleyeyim nerde olduğumu görün; Eğer başımız da (bütün cemaatler dinlesin) Hz Ebu Bekir dahi olsa ben eleştirirdim. Neden? Vergi topluyor ve silah kullanma yetkisi elinde bulunduruyor. Eleştiriye en fazla bunların ihtiyacı var. Eleştirmeseniz tiran olurlar, diktatör olurlar.”

“Toplumda ne varsa çıksın ortaya, herkes çıksın konuşsun eğer toplum akli selim ise doğruyu bulacaktır. Bakın (Zümer süresi 18. Ayet) Kuran’da düşünce özgürlüğünün teminatı diyor ki ‘Onlar sözü dinlerler ve güzel olana uyarlar.’ Herkes söylemeli, herkes konuşmalı, en saçma fikir dahi söylenmeli, söylenmeli ki saçmalığı ortaya çıksın.
Üzerinde yaşadığımız ülke günde 5 vakit ezan okunan, halkının %99 Müslüman olduğu söylenen, cumhuriyetin kurucusu Atatürk hakkında koruma kanunu olan bir ülke.. O zaman bu memlekette ezan, Allah, peygamber, Müslümanlık ve Atatürk gerektiğinde şok eleştirilerle eleştirilemediği sürece burada ifade özgürlüğü yok demektir. Bu kadar açık. Şimdi biz bunu nasıl sağlayacağız, memleketi buna doğru nasıl ilerleteceğiz?
Başbakan ‘hiç kimseyi peygambere hakaret ettirmeyiz’ dedi. Tamam Ahmet Davutoğlu olarak ben bunu anlıyorum, onun duygusunuda paylaşıyorum ama bir başbakan olarak böyle değil de bence şöyle söylemesi gerekirdi: Peygamberi eleştirenler veya peygamber ile alay edenlerin can güvenliği bizim teminatımız altındadır! Özgürlükçü bir ülkenin başbakanı böyle söylemesi gerekirdi. Bu sağlandığı zaman memleket mesafe katetmiş demektir.
Kutsallar eleştirilmediği zaman ki kutsalın başında din geliyordur. Atatürkten daha kutsaldır. Kutsal, manevi kutsal , bin yıllık tarih, onbin yıllık tarih, kutsal eleştirilir ise kutsal ile dalga geçildiğinde, alay edildiğinde, peygamber Medine’de en güçlü olduğu halde, kendisi davaları görme makamında olduğu halde kendi çapında yerel bir otorite olduğu halde yanından uzaklaşmış, yanında oturmamış ve herhangi bir ceza öngörmemişse, burada muazzam bir özgürlükçülük mesajı yok mu? Hemde kutsalın içinden. Ben insanlara bunu hatırlatıyorum uyan uyar uymayan uymaz. Kitap da yazılı olan şey bu.”

“Cumhuriyet Gazetesi İslam’a hakaret etmek, Peygamberi aşağılamak, İslam dinini yerlerde süründürmek için falan o karikatürü basmak istiyor değil bence, niyet o değil, bassa bile niyet o değil.
Müslümanların inançlarına, itikatlarına, peygamberlerine şok eleştirilere hazır olmaları gerekir. Bunu karşılayacak mangal gibi bir yüreğe ve karşılamaya hazır olmaları gerekir. Kuran-ı Kerim’in emri budur. Kuran-ı Kerim sizin dininiz ile alay edildiğinde söz değişene kadar oradan uzaklaşın diyor. Bir ceza verin demiyor. Hele hele ödürün hiç demiyor.
Peki o peygambere hakaretse, Peygambere hakaretin turlu turlu yorumu var. Peygamber 30 erkek gücündeydi, idrarını bir kadına içirdi ve kadın şifa buldu diye hadis kitaplarında geçenler peygambere hakaret olmuyor mu ? Bunları hocalar çıkıyor televizyonlarda bir karış sakalıyla anlatıyor, onları neden protesto etmiyorsunuz? Onlara karşı niye bir çift söz söylemiyorsunuz?
Batıda ki peygamber karikatürü eleştirilerinin kaynağı biz de ki hadis kitaplarıdır. Adam karikatür çizdi Danimark’da konusu ne idi, peygamber çadır da oturuyor, önüne gelen kadınla yatıyor sabaha kadar. Sen zaten hadis kitabında diyorsun ki peygamber 30 erkek gücündeydi, rivayetler var adam bunu almış tiyatro yapmış niye kızıyorsun? Senin kaynağın ile yüzleşmemişsin.
Sen bu kaynak ile dünyanın önüne çıkamasın. Bu sorgulanmamış eski İslam kültürü ile Avrupa’nın karşısına çıkamayız. Dünya’ya İslam’ı anlatamayız. Bunlarla önce yüzleşmemiz lazım, bunları bizim temizlememiz lazım, adamlar buradan besleniyor. Neyi eleştiriyorsun? Ben şimdi bakıyorum acaba neyi eleştiriyor. Benim bildiğim erdemli, insan güzeli bir peygamberi niye eleştirsin? Niye eleştiriyor acaba ben şaşırıyorum? Deşiyorum, deşiyorum… Gitmiş yalan yanlış rivayetlerle işte peygamber bu diye böyle anlatılıyor. Ona karşı çıkıyorum diyor, ona kızıyorum diyor.
Bir de bu tur eleştirileri ben faydalı buluyorum. Siyasetçiler faydalı bulmayabilir. Benim mantığım siyasetçilerden farklı işiyor. Benim mantığım bir düşünce adamının mantığı gibi işliyor. Ben dini alanın tartışılması olmaktan çıkarılması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü bir ülke de kutsal ile perdelenmiş, tartışılmaz hale getirilmiş alan tartışılabilirse o ülkede her şey tartışılabilir hale gelir. İktidar da tartışılır. Fikirler de tartışılır. Görüşler de tartışılır, her şey tartışla bilir hale gelir. Dini alan orda da öylece kutsallık perdesine bürünmüş bir şekilde durursa, tartışılmaz ise siz istediğiniz alanları tartışın orada bir tartışma olmadığı için ilerleme kaydedilmez. Avrupa da reform, rönesans hareketleri dini alanda yapılan tartışmalar ile başlamıştır. 1789 Fransa devriminden 300 yıl önce kiliselerde ve dini alanda tartışmalar başlamış dini alanda ki tartışmaların içersinden giderek bir özgürlük kardeşlik ve eşitlik devrimi doğmuştur. İslam dünyası da böyle olacaktır. Tartışma dini alandan başlamalıdır. Dine karşı şok eleştirilere dindarlar sakin olmalı, kitaplarına yönelmeli, bilim ile, bilgi ile ve irfanla cevap vermelidir. Şiddetle, silahla ve öfkeyle değil.”

Article Categories:
TV Programı · Videolar

Comments to CNN Türk – Ne Oluyor? | İslamofobi & İfade Özgürlüğü & Işid

  • kurbanolayım senin gibi müslümana…alevikökenli bir solcu olarak unu yazıyorum…can kurban güzel düşüncelerine…can kurban insana duyduğun muhabbete…hürmetler sevgili üstad…

    yavuz 2 Mayıs 2015 14:13 Cevapla
  • Bir deist olarak düşüncelerinizi beğeniyorum.

    Alper Çadıroğlu 3 Mayıs 2015 02:39 Cevapla
  • KİM, KİMİN YÜZÜNE TÜKÜRSÜN?
    Kuran, Allah’ın kitabadır diyenler mi? Demeyenlerin yüzüne tükürsün? Yoksa Kuran Allah’ın değil, beşerin kitabıdır diyenler mi? Demeyenlerin yüzüne tükürsün?
    İŞTE KURAN, İŞTE KURAN’TAN AYETLER.
    Allah ver Resülüne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır”.( Kuran: Maide33)
    “ Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse yollarını bırakın. Doğrusu Allah bağışlar merhamet eder”.( Tevbe 5)
    “Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran’da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim vardır? yaptığınız alışverişe sevinin; bu başarıdır.”(Tevbe: 111).
    “ Allah, kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler. İyi kadınlar gönülden boyun eğerler. Ve Allah’ın korumalarını emir ettiğini kocalarının bulunmadığı zamanda koruyanlardır. Serkeş kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa, aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir. Büyüktür”. (Kuran: nisa 34) “
    “Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: ‘Eşini bırakma, Allah’tan sakın’ diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik,ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah’ın buyruğu yerine gelecektir”. ( Kuran: Ahzap:37)
    “Zina eden kadınlarınız için, dört tanık getirin. Onlar tanıklık ederse, Allah o kadına doğru yol gösterinceye kadar onu evden dışarı çıkamayın..”(Kuran nisa15)
    Şamil Yücel.
    Emekli Binbaşı.

    şamil 6 Mayıs 2015 01:58 Cevapla

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.