21 Kasım 2011 Pazartesi

“EY İMAN EDENLER! İMAN EDİN!” (YENİ)

Kur’an’da “Ey iman edenler, iman edin…” (Nisa; 4/136) diye bir ayet var.
Acaba bununla ne denmek isteniyor?
Perşembe geceleri kimi camilerde yapıldığı gibi tecdid-i imana veya tecdid-i nikaha mı çağırılıyoruz?
“Aşk ile bir daha” deyip Kelime-i Şahedet virdine, “Şevk ile bir daha” deyup tevbe-i nasuha mı çağırılıyoruz?
Bizden Kelime-i Tevhid’i tekraren “dil ile ikrar” edip durmamız mı isteniyor?
Bunu anlamak için “Ey İman edenler, iman edin…” ayetinin geçtiği yerden, beş ayet öncesini bakmak yeterli.
Bakın, neymiş iman edenlere “iman edin” çağrısı yapmak.
Bırakın, Kur’an kendini açıklasın…

***

Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İyi dinleyin; önceki çağlarda kitap verilenlere de, size de, “Allah’ın öfkesini çekmekten sakının!” diye tavsiye etmişizdir. Buna rağmen inkar ederseniz, biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve övülmeye layık olan O’dur.  Evet, göklerde ve yerdeki her şey Allah’ındır. Güvenip dayanmak için de Allah yeterlidir.  İsterse sizleri bitirir de ey insan oğlu, yerinize başkalarını getirir! Allah’ın buna da gücü yeter. Kim dünya sevabı isterse, bilsin ki hem dünya sevabı, hem ahiret Allah’ın katındadır. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi görüyor. Ey iman edenler! Bizzat kendinizin, anne-babanızın veya akrabalarınızın zülfü yârine dokunsa da adalet ve eşitlikten şaşmayın, zengin  fakir ayrımı yapmayın. Hepsinden öncelikli olan Allah’tır. Adaletten uzaklaşıp da nefsinize uymayın. Eğer eğilir, bükülür veya savsaklarsanız, Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.  (Nisa; 4/131-135)
Görüldüğü gibi “Ey iman edenler! İman edin!” demeden önceki bu beş ayet, iman etmenin aslında “güvenmek” demek olduğunu tefsir ediyor.
“Allah’a inanır fakat güvenmez” tiplere sesleniyor.
Şöyle ki;
Sırayla gidelim.
1-Önce asas mesele (hem de üç kez) tekrar üstüne tekrarla vurgulanıyor: “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır…”
Bu, aynı zamanda Kelime-i Şahadet’in ilk cümlesi (A’raf; 158) olan “Lehu’l-Mülk” (Gökte ve yerde Mülk Allah’ındır) ifadesinin bir diğer söylenişidir.
Lehu’l-Mülk Kur’an’da bir kaç şekilde geçer: 1- Lehu’l-Mülk (Mülk O’nundur). 2- O’nundur (Lehu) . 3- Allah’ındır (Li’llahi). Buradaki “Li/Le  harf-i cer’i sahiplik ifade eder ve bir şeyin sahibinin (mülkiyetinin) kime ait olduğunu gösterir.
“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır (Li’lllahi)”, gökyüzünde ve yeryüzünde ve bu ikisi arasında ne varsa (yağmur, su, ateş, toprak, hayvanlar, kuşlar, maden ocakları, bitkiler, ekinler, denizler, ırmaklar, ormanlar vs.) yani insanlar için değer ifade eden tüm üretim araçları, rızık ve rızık kaynakları O’nundur, O’na aittir, O’nun mülkiyetindedir demektir…
2-Sonra yapılması istenen geliyor: “Güvenip dayanmak için Allah yeter” (Kefa billahi vekila).
Vekil, tevekkül kökünden gelir. Bir şeyi vekil tutmak, ona güvenmek, dayanmak demektir.  Bu durumda tevekkül Kur’an’da “güven” ilkesidir.
Yani Allah’a güvenin; Yağmurun yağacağına, nebatın biteceğine, güneşin doğacağına, gece ve gündüzün birbiri ardınca geleceğine, kışın biteceğine, yazın geleceğine, canlıların üreyeceğine, ekinlerin yeşereceğine, pınarların kuramayacağına, tüm rızık ve rızık kaynaklarının tükenmeyeceğine güvenin…
Doğanın üreteceğine güvenin. Hem de sizden daha fazla üreteceğine güvenin. Kimse hiç bir şey yapmasa doğanın sizin için kişi başına (800 dolarlık) değer ürettiğine, bunun hiç bitmeyeceğine, kefilinin Allah  olduğuna güvenin…
Güvenin, güvensizlik yapıp da kendinize biriktirmeyin, nefsiniz için yığmayın, “Yarın ne olacağım?” diye endişelenmeyin. Kendiniz için biriktirdiğiniz her şey başkasından çalıntı olup, eşitliği bozmakta, dengesizliğe yol açmaktadır. Oysa Allah, mülkünü, nüfusa göre “takdir”  ederek eşitçe paylaştırmış, herkese “kısmetini” ayırarak “nasibini” ulaştıracak şekilde yaratmıştır…
3-Sonra uyarı geliyor: “Kim dünya sevabı isterse, bilsin ki hem dünya sevabı, hem ahiret Allah’ın katındadır.”
“Dünya sevabı” Kur’an literatürü içinde dünya nimeti/malı/mülkü anlamında kullanılır. “Dünya hayatı” tabiri de öyledir. “Kim dünya hayatını isterse…” veya “Dünya hayatına meyletmek…” tabirleri dünya malı anlamındadır. Yoksa bir gezegen olarak dünya hayatı kastediliyor değildir.
İslam kültüründe “Ehl-i dünya” tabiri dünya adlı gezegende yaşayanlar demek değildir. Dünyanın içinde fakat dünya malına meyledenler, onu güvence olarak gördükleri için boyuna mal toplayanlar, mülk yığanlar, para biriktirenler ve onunla şımaranlar, bunların sağladığı eğlence ve zevke kendini kaptıranlar demektir.
Mal” kelimesi de Arapça’da meyl kökünden gelir. Meyledilen şey, gönlün kaydığı, peşine düştüğü şey demektir ki bundan dolayı mal denmiştir.
4-Sonra öğütler geliyor: “Kendinizin, anne-babanızın veya akrabalarınızın zülfü yârine dokunsa da adalet ve eşitlikten şaşmayın, zengin  fakir ayrımı yapmayın. Hepsinden öncelikli olan Allah’tır. Adaletten uzaklaşıp da nefsinize uymayın. Eğer eğilir, bükülür veya savsaklarsanız…”
Bağlamdan kopmadan yorumlarasak, yani Allah’a inandığını söyleyip de güvensizlik içinde olmayın. “Yarın ne olacağım” endişesi içinde kurulmuş, takdir edilmiş, kısmeti ve nasibi herkese ayırılmış adalet ve eşitlik (gıst) dengesini bozmayın. Dünya sevabını (malını) güvence olarak görüp, kendinizi ve çevrenizi güvence altına almak gerekçesiyle biriktirmeye ve yığmaya kalkmayın. Adaletten ve eşitlikten şaşmayın. Zengin fakir ayırımı yapmayın. Kendinizin, anne-babanızın ve akrabalarınızın çıkarına uymasa da biriktirmeyin, insanların hakkını kendinize yontmayın…
***
Bütün bunlar dendikten sonra sarsıcı uyarı geliyor: “Ey iman edenler! İman edin!”  Yani “Ey iman edenler! Güvenin!
Yani Allah inanıp da güvenmeyenlerden olmayın.
Allah’a inanıp Mamon’a (mala, mülke, servete, paraya) güvenenlerden olmayın.
İt var kopuk var” diyerek mal biriktireceğinize “dost” biriktirin.
Üzerinde Allah’ın eli olan cemaate, kardeşliğe, arkadaşlığa, dostluğa güvenin…
Allah’ın yarattığı doğaya, rızka, rızık kaynaklarına güvenin…
Allah’ın güçlerine (melaike) güvenin. Onlar her iş için iner ve çıkarlar. Bir çoçuk ana rahmine düştüğünde, gökten bir damla yağmur fazla yağar, yerden bir tutam ekin fazla biter, Allah’ın güçlerine (melaike) güvenin…
Allah’ın Elçilerine ve onlar yoluyla gelen Kitaplarına güvenin. Onlar size adaleti, doğruluğu, dürüstlüğü, kardeşliği, hakça paylaşımı, böylece Allah’a güvenmenin ne demek olduğunu öğretirler, yaşarlar ve gösterirler. Elçilere, Kitaplara güvenin…
Geleceğe, yarınlara (ahiret) güvenin. Hiçbiriniz terkedilmeyecek ve rızıksız bırakılmayacak. Gökten yağmur yağacak, yerden nebat bitecek, kış uzamayacak, güneş her gün aynı yerden doğacak, canlılar üreyecek, dereler akacak, pınarlar fışkıracak, güvenin…
Mor dağlar yeşerecek, koyun kuzu oynaşacak, sütler kaymak tutacak, güvenin…
Gökte ve yerde olan her şey Allah’ındır, güvenin…
Rızıksız bırakılmayacaksınız, vekil olarak Allah yeter, güvenin…
Güvenin de Allah’ın mülküne çit çevirerek, oraya buraya ihtirasla sahiplenerek  adaletsizlik ve eşitsizlik yaratmayın, güvenin…
Doğaya, doğal olana dönün. Birbirinize yaptığınız gibi aç, çıplak ve susuz bırakılmayacak, güneşin sıcağında yanmayacaksanız, doğal olan güvenli olandır, güvenin…
Allah’a, güçlerine (melaike), doğal olana/fıtrata çağıran (resul), güven/tevekkül telkin eden bildirilerine (Kitab), aydınlık yarınlara ve sonsuz geleceğe (ahiret) güvenmezseniz ne mi olur?
“Ey inananlar, güvenin!” (Nisa; 4; 136) dendikten sonra ki bölümde de onlar anlatılıyor.
“İnanır fakat güvenmez” bu tiplere Kur’an “münafıklar” diyor.
Öncesini ben anlattım, sonrasını da siz okuyun.

29 yorum:

  1. hocam peki ayeti neden "ey güvenenler, iman edin!" diye düşünmüyoruz? güvenmeden iman olmaz ki?

    YanıtlaSil
  2. "Sol Peygamber" Merhaba, Hoş geldin.
    "Mülk Allah'ın", her şey Allh'ın. Biz insanlar da, onun varlıklarındanız.
    Varlıkların bir kısmı canlı, bir kısmı "cansız"dır. Canlı varlıklar içerisinde de bitkileri ve hayvanları bir yana kor isek geriye insanlar kalır. "Allahın sözleri" de insanlaradır. Çünkü Allah diğer "yaratıklarına" insanlığa yüklediği görev ve sorumlulukları yüklememiştir. İnsanlar dışındaki diğer yaratıkların sadece verilen "görevleri" yaptıklarını, inisiyatif kullanmadıklarını anlıyoruz. oysa insanlar inisiyatif kullandıkları için onlara "suç ve ceza"ların getirildiğini, günah ve sevaplarla eşleştirilerek ceza ve mükafatların verildiğini anlıyoruz. (Kedi-fare oyunu değil tabii bu.) Büyük "güç" Allah ve inisiyatif onun elinde. Bir tek "gücünün yetmediği" taraf insanlar ve insanlar arasındaki ilişkiler. Bunları "sözle", "telkinle" ve "kötekle" düzene sokmaya çalışıyor. "Yola" girenler ve "yolda" yürüyenler cennete, "yola" girmeyenler ve "yolda" yürümeyenler ise cehenneme. "Yola" girmeyip insanları "cehennem azabı" çektiren kulları, cennet sefası sürerken bu dünya da, "güçsüzlüğünü" ilan ediyor. Bazı insanlar da buradan kalkıp durumdan vazife çıkararak "onun gücünü" kullanarak "cezalandırmalar" yapıyorlar.
    Şimdi soruyorum;ey her şeye kadir,"gücü yeten" Allah, niye bizi üç-beş kişinin (%1) iki dudağı arasından dökülen sözlerin altında cehennem azabı yaşatıyorsun? Oysa bizim ellerimiz "armut toplamayacak" kadar boş.
    Saygılar Eliaçık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama hangi Allah adında bir kitap yazmak gerek sanırım.

      Sil
    2. dünya müminin cehennemi,kafirin cennetidir....

      Sil
    3. hocam buraya kadar çok güzel mülkiyet Allahın. peki ayrıntılarına kadar açıklanan miras hukuku ne demek oluyor..miras olarak bölüşülmesi gereken toplanmış olandan dolayı meydana gelmiyormu...bence mal edinmek toplamak belli ölçüler içerisinde o kadarda yasak kavramında değil..oradada bizi aydınlatırtsanız seviniriz...

      Sil
  3. Yine mükemmel bir yazı olmuş hocam.Allah bizlere hakkıyla inanmayı ve güvenmeyi nasip etsin.

    YanıtlaSil
  4. elinize, emeğinize sağlık yine çok güzel bir yazı olmuş hocam''Ey iman edenler GÜVENİN''

    YanıtlaSil
  5. ne diyim, bir ayet ancak bu kadar güzel açıklanır...

    YanıtlaSil
  6. ey (ALLAH'ın varlığına dair bilgiye)güvenenler (Allah'ın bu kitaptaki söylediklerinin doğru olduğuna da )güvenin ( ona göre yaşayın.) demek diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  7. yüreğine sağlık hocam

    YanıtlaSil
  8. Sevgili İhsan Bey, İslamiyet ile ilgili aklıma takılan bazı sorular var, onları yazdığım bloğun linkini size gönderiyorum. Cevaplarsanız sevinirim.
    http://merakli2kedi.wordpress.com/2011/11/23/kurannin-anlattiklari-allah-ve-hz-muhammed/

    YanıtlaSil
  9. Allah razi olsun
    Güvenmeyi unutan bizlere Güvenmeyi ve dolayisi ile Allah'ı hatırlattığınız için

    YanıtlaSil
  10. ''Kelimeler' gerçeğin beceriksiz avcıları' M&K.KAHRAMAN

    Türk; Öğün, çalış, güven. M.K. ATATÜRK

    Tefekkür...

    YanıtlaSil
  11. Sa Veli Bey,
    Naçizane, cevabınızı yorumunuzun sonunda yazmışsınız zaten. Ellerimiz armut toplamayacak kadar boş. Yani boş. Bir şey yapmıyoruz yani. Oysa bir şeyler yapabilir ve bunun karşılığında dünyamızı da cennet haline getirebiliriz. Varedilme gayemiz bu değil mi? Allah (cc) her kötüye hesabını anında soracak ise bize ne gerek vardı, kaldı ki hangimiz masumuz? Allah bize muhtaç değil ki, bizler O'na muhtacız. Bizler kendimizi O'na beğendirmek zorundayız. O bizi beğenmek zorunda değil. Beğendirmek için ise ellerimiz boş olmamalı. O'na götürecek bir şeyler olmalı avuçlarımızda. Selametle kardeşim. sa.

    YanıtlaSil
  12. Sayın Eliaçık,mülkiyet ve paylaşım konusundaki tüm açıklamalarınıza ve düşüncelerinize katılıyorum. Ancak siz ve sizin gibi düşünen bizlerin sayısının az olduğunu görüyor ve buna çok üzülüyorum.
    Kuranı okumayan, bu konulara kafa yormayan toplumun büyük bir çoğunluğu böyle düşünmüyor veya belli bir alt yapıları olmadığından olsa gerek ne kadar anlatırsak anlatalım bir türlü, ihtiyaçtan artanın tamamının infak yoluyla paylaşılması gerekliliğini kabullenmiyorlar veya kabullenemiyorlar.
    Okumayan, araştırmayan, sorgulamayan bu toplumda ve müslüman olsun olmasın diğer toplumlarda gerekli bilinçlenme, kabullenme ve eşitlenmeyi sağlayıcı paylaşma uygulaması nasıl gerçekleşecek.
    Ayrıca bu paylaşım uygulamasının nasıl ve ne şekilde yapılacağı, teoriden pratiğe geçişin nasıl olacağı konusununda proje niteliğindeki düşünce ve önerilerinize de ihtiyaç var diye düşünüyorum.
    Bu konulara da açıklık getiriseniz memnun olurum.
    S.Yıldırım Saygı

    YanıtlaSil
  13. hocammm ne diyeyim bilmiyorum ateizimden çok kişiyi döndürdün bunu biliyorum RABBİM sana ömürler versin RABBİM san sağlıklar versin RABBİM seni başımızdan eksik etmesin RABBİM yolunu ışıklarla donatsın RABBİM senden razı olsun ben senden razı oldum..

    YanıtlaSil
  14. Allah SİZ' den razı olsun. Sizin yazılarınızı takip ederek gerçek İSLAM'ı öğrendik. Şu bozuk olan Emevi yapısından kurtuldum.

    YanıtlaSil
  15. hocam sizi yeni yeni tanımaya başladım eğer bundan önceki ve bundan sonraki makalelerinizde sorularımın cevabını bulabilir isem size minnetdar kalacam saygılar

    YanıtlaSil
  16. Selamun aleykum...Bozuk islami anlayışımıza etki eden faktörleri 3M formülü ile özetlemeniz çok mühimdi...sizi okuduğumdan beri bu söyleminizi aklımdan çıkarmıyorum...diyordunuz ki:1-Mal
    2-Mucize
    3-Mevzu Hadisler...
    Müslümanlar mal ile olan imtihanını kaybetti.Mucizelere sığınıp dini kabına sığılmaz bir hale getirdi..ve Müslümanlar mevzuuyu dinin özüymüş gibi alıp onunla amel etti...Sahih islamın bağrına kamçı olan 3M...
    Allah razı olsun hocam...selam ve dua ile...

    YanıtlaSil
  17. yazılanlar doğru ve olması gereken de bu tamam. islam'ın sosyal adalet ve eşitlik anlayışı da bu.
    ama bu bütün mamon'ların paylaşıldığı bu kapitalist düzende, çalışmadan evde oturarak ve Yalnızca Allah'a sığınarak rızık beklemek de meşru gibi görünüyor o zaman. ben yarın işimden istifa edip evde oturmaya başlasam aç kalacağım maalesef bu sistemde. bunu değiştirmek o kadar zor ki şu anda.

    YanıtlaSil
  18. ''Yalnızca Allah'a sığınarak rızık beklemek de meşru gibi görünüyor o zaman. ben yarın işimden istifa edip evde oturmaya başlasam aç kalacağım maalesef bu sistemde.''

    Açlıktan ne anladığınıza bağlı olarak değişir.

    YanıtlaSil
  19. Aynı fikirde değilim. Mekkeliler kafir değildi, müşrikti. Yani ALLAH'ı biliyorlar ancak ona putlarla ortak koşuyorlardı. Dolayısıyla bence burada "İman ediyorsunuz ama adam akıllı iman edin" anlamı var.

    YanıtlaSil
  20. son yoruma katılıyorum.
    Adam akıllı iman

    YanıtlaSil
  21. ey iman edenler iman ediniz:ebu hureyre ye(ra)efendimiz vefat ettiğinde sormuşlar hep yanındaydın ne öğrendin ebu hureyre (ra) da 2 şey öğrendim birini size verdim diğerini verirsem benim kellemi alırsınız diyor.
    şimdi: öncelikle bizler efendimizin inanmış olduğu ALLAHA inanmadığımız sürece gerçekten iman etmiş olurmuyuz.HZ MUHAMMDED (SAV)hirada ALLAHI mı buldu yoksa bulduğuna ALLAH mı dedi.MEVLANA CELALEDDİN RUMİ HZ eğer kuranı kerimi geçmiş ümmetlerin hadiseleri olarak okursanız vay halinize diyor bu çerçevedende bakabilirmiyiz

    YanıtlaSil
  22. Ihsan hocam kuran mealinizi piyasada bulamiyoruz insanlara ulastirmak icin sitenizde yayinlarmisiniz

    YanıtlaSil
  23. sayın hocam teşekkürler...

    YanıtlaSil
  24. Çok güzel bir yazı olmuş. Etkilendim ve soluksuz okudum.

    YanıtlaSil
  25. Açıklama gerçen den güzel olmuş.
    Burda ey iman edenler iman edin demekle sakın israiloğulları gibi yahudileşmeyin diyor.
    Şu anda ümmeti MUHAMMED yahudileşmiş bir durmda.
    ALLAH Ümmeti MUHAMMEDİ sıratı mustakime, doğru yola, nimet verdiklerinin yoluna ulaştırsın; gazaba uğramış ve sapıtmışların yoluna degil. AMİN.

    YanıtlaSil
  26. Hocam açlıktan susuzluktan ölenlerin rızkı nerede? Ecelleri geldiği için mi ölüyorlar? Hocam açlıktan ölen varsa; nasıl biriktirmeyelim? Karşı çıkmış olmak için değil; gerçekten bu soruların cevabını merak ettiğimden soruyorum.

    YanıtlaSil