25 Ekim 2010 Pazartesi

HIRSIZ KİMDİR?

Başlıktaki  kelime size neyi çağrıştırıyor?


İlk duyduğunuzda zihninizde beliren fotoğraf nedir?


Beliren fotoğrafı zihninizde tutun…


Fotoğraf karesine iyice bakın, yakından, daha yakından bakın.


Fotoğrafta gördüğünüz zengin mi yoksul mu?


Yoksul değil mi?


“Hırsızın elini kesin” (Maide; 5/38) veya “Çalmayacaksın” (Çıkış; 19/15) buyruklarını duyduğunuzda oluşan fotoğraf da aynı değil mi?


Zenginin malını çalan yoksul için söyleniyor sanki.


Peki, neden?


Neden “hırsız” dendiğinde hep yoksul akla geliyor da zengin gelmiyor?


Neden?


Niçin?


***


Kur’an, “hırsızlık” (sirgat) kelimesini 6 yerde kullanır.


Bunların hiçbirinde de “zenginin malını çalan yoksul” vurgusunu göremeyiz.


Yani hitap ihtiyaçlarını bile karşılayamayan yoksullara değil; ihtiyaç fazlası içinde yüzen zenginleredir.


Şöyle ki:


İlk olarak hırsızlık kavramı şehrin (Mekke) cin, kehanet ve büyü işleriyle uğraşarak zenginleşmiş olanların yaptıklarının “kulak hırsızlığı” (istirega’s-sem’a) olduğu söylenirken geçer. Bunlar, görünmez güçlerden  yani gök cisimleri, yıldızlar, cinler, periler, ifritlerden  güya bilgi alarak/çalarak halk üzerinde nüfuz sağlayanlardı. Bunların yaptıklarına karşılık alevli bir ateşten başka bir şeyle karşılaşmayacakları söylenir (Hicr; 18).


İkinci olarak Yusuf’un kardeşlerine Mısır’da “hırsız” dendiği söylenirken geçer. Halbuki onlar hırsızlık yapmamışlardı. Bu, zenginlerin (saray çevresinin) ithamı olarak aktarılır.  (Yusuf; 70,73,81).


Üçüncü olarak Mekke’nin fethi günü Peygambere gelen kadınların “hırsızlık yapmayacaklarına” dair sözün de yer aldığı biat (tabi olma) olayı anlatılırken geçer. Bunlar, daha çok Kabe’ye getirilen malları iç edip üleşerek (çalarak) halk üzerinde nüfuz sağlayan erkekler ve onların karılarıydı. Önce erkekler sonra kadınlar sırayla gelip biat ettiler.  İçlerinde Ebu Süfyan’ın karısı Hind de vardı. “Şerefi develerinin sırtında” olan, şehrin en büyük “bahçe sahibi” Ebu Süfyan ve karısı bir daha “hırsızlık yapmayacaklarına” dair biat etti! (Mümtehine; 12). Bu ayetlerin yer aldığı sure nuzül sırasına göre sondan yedinci suredir…


Dördüncü olarak bundan böyle hırsızlık eden erkek ve kadınların “ellerinin kesileceği” söylenirken geçer (Maide; 38). Bu ayetlerin yer aldığı sure de (Maide) nuzül sırasına göre sondan ikinci suredir…


“Hırsızlık” kelimesinin Kur’an’da geçtiği yerler işte bunlardır.


***


Görüldüğü gibi “hırsızlık” daha çok bilgi, iktidar ve servet sahiplerinin davranışı olarak ele alınıyor.


Çünkü…


Kahinler ve mecnunlar gizli güçlerden (yıldızlardan, cinlerden) bilgi çalarak (kulak hırsızlığı yaparak) otorite oluştururlar.  Bununla halk üzerinde hegemonya kurarlar. Kurdukları bu hegemonya hırsızlık yaparak kurulmuş bir hegemonyadır.


O devirde kâhinlerin ve mecnunların yaptığını bugün “Bu bana bendeki bir bilgi sayesinde verildi” diyenler yapıyor. Bunlar, bilgiyi tekellerine alarak halktan saklarlar. Halkın bu bilgilere ulaşmasına istemezler. Bu bilgi sayesinde halkın kendilerine sürekli muhtaç durumda kalmasını isterler. Bilgiyi güç elde etme aracı olarak kullanırlar.


“Kulak hırsızlığı” işitmeye/bilmeye dayalı hırsızlık türüdür. İnsanların bilmediği şeylere muttali olan kulak hırsızı, böylece, önemli bir konum elde etmiş olur. Kendindeki bu bilgi sayesinde insanları kendine muhtaç duruma düşürür ve onlar üzerinde emredici ve hegemonya kurucu bir pozisyon elde eder.


Nasıl ki kâhin ve mecnun yıldızlardan ve cinlerden güya başkalarının sahip olamayacağı bilgiler aldığını söyler ve bununla üzerimizde otorite ve hegemonya kurmak ister, işte öyle, bugün de, bir bilim adamı insan anatomisinden (tıp), yeraltından  (jeoloji), gökyüzünden (astronomi), bitkilerden (botanik), hayvanlardan (zooloji), minerallerden (kimya) vs. “yeri ve göğü dinleyerek” bilgi edinir ve bizi onunla kendine muhtaç eder ve bunu hegemonyaya dönüştürerek üzerimizde otoriteleşir.


Din adamı da bunu kutsal bilgiyi elde ederek/tekeline alarak yapar. Bu nedenledir ki peygamberler onlara hep “Hırsız yuvası yaptınız” (Tevrat: Yeramya; 7/11), “Haydut inine çevirdiniz” (İncil: Luka; 19/46), “Halkın mallarını haksızca/hırsızca yiyorsunuz” (Kur’an: Tevbe; 34) diyerek “kral çıplak” deme misyonu üslenirler.


Bunlar hep kulak hırsızlarını uyarmak içindir.


Olayın saf ilim, Tanrı’ya ve insanlığa hizmet olması için, bilginin tekelleşmemesi, güç temerküzü, otoriteleşme, servet yığma ve iktidar (ele geçirme ve sürdürme) aracı olarak kullanılmaktan vazgeçilmesi  gerekir.


Aksi halde yapılan ayette geçtiği gibi “kulak hırsızlığı”dır.


Yani herkeste olmayanı ele geçirip, herkes üzerinde hegemonya aracı olarak kullanmaya kalkma...


***


Bilgideki “kulak hırsızlığı”, emek söz konusu olunca “mülkiyet hırsızlığı” olur.


Çünkü Kur’an’ın bakışına göre yerde ve gökte olan her şeyin mülkiyeti Allah’a aittir. Ne gökten bilgi çalarak “kulak harsızlığı”, ne yerden rızık ve rızık kaynakları devşirerek “mülkiyet hırsızlığı”, ne de insanlardan itaat devşirerek “iktidar hırsızlığı” yapamazsınız.


Bilgi, servet ve iktidar bütünüyle Allah’a (halka) aittir.


Bizim hakkımız olan şey sadece emeğimizdir. (Necm; 39). Kendi bedenimizin bile sahibi değiliz. Çünkü kendimizi yaratmak için hiçbir emek sarfetmiş değiliz. Ancak emek/alınteri (sa’y/kesb) dökerek elde ettiğimiz şey bizimdir.


Hatta emeğimizle kazandığımızın bile hepsi bizim değildir. Kur’an der ki: “Erkeklerin kazandığından bir pay vardır. Kadınların da kazandığından bir pay vardır.” (Nisa: 32). Yani kazandığımızın hepsi de bizim değil; ondan sadece “pay” (havaic-i asliye) var.


Gerisi kimin?: “Onların mallarında malum bir hak vardır.” (Meâric: 24).


“Malum hak” ne?: “Onların mallarında yoksulların ve mahrumların hakkı vardır.” (Zâriyat: 19).


Yoksulun ve mahrumun hakkını vermeyip de kendine saklayana, yığana ve biriktirine yani “kenz” edene “zengin” diyorlar. Bu durumda zengin bilgiyi depolayan, malı yığan ve iktidarı temerküz eden olduğundan “hırsız” durumuna düşmüş oluyor.


Onun için Tevrat’ın Yeramyası Rabb’in adı anılan yere (tapınağa) din adamları “kenz” merkezine  çevirdikleri için “Hırsız mağarası” diyor (Yeramya; 7/11)…


İncil’de İsa aynı gerekçeyle yine aynı deyimi kullanıyor: “Haydut ini” (Luka; 19/46)…


Kur’an da bunun nasıl olduğunu tefsir ediyor: “Halkın mallarını haksızca/hırsızca yiyerek… Altını ve gümüşü kenz ederek …” (Tevbe; 34) Kenz: Biriktirmek, yığmak, kendine hazine yapmak demek.


Demek ki “kişisel zenginlik” bir toplum için felakettir.


Toplumsal zenginlik olacak; aradığın her şeyi bulacak ve ona ulaşabileceksin.


Böylesi herkesin ulaşabileceği toplumsal zenginlikler, birinin veya bir gurubun/kesimin/zümrenin elinde dönüp dolanan kişisel zenginliğe dönüşmeyecek.


İşte bunu sağlamak için kurulacak düzene “Adalet devleti; Ortak iyinin iktidarı” diyoruz…


***


Hz. İsa’nın İncil’deki mesellerini çok severim.


Biraz da oradan devam edelim.


Zengine hırsız durumuna düştüğünü ve fakat bunu kendisinin bile fark etmediğini bakın nasıl anlatıyor:


“Birisi onun yanına gelerek O’na: ‘Ey iyi hocam! Sonsuz yaşama erişmem için ben ne iyilik yapayım?’ diye sordu. O da ona: ‘Niçin bana iyi diyorsun? Bir’den; yani Tanrı’dan başka iyi yoktur. (‘Bana efendim deme ‘Efendi’ Allah’tır’ hadisine ne kadar da benziyor! İ.E)


Ama eğer yaşama girmek istersen, buyrukları tut, dedi. O da O’na: ‘Hangilerini?’ dediğinde, İsa: Bunları; ‘Öldürmeyeceksin, zina etmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan tanıklık yapmayacaksın, Annene, babana saygılı olacak ve komşunu da kendin gibi seveceksin’ dedi.


O da ona: ‘Tüm bunları çocukluğumdan beri tutuyorum; daha ne eksiğim var? dedi. İsa ona: ‘Eğer kamil olmak istiyorsan, gidip neyin varsa sat ve yoksullara ver. Bununla gökte hazineye sahip olacaksın ve gel bana katıl, dedi.


Adam bu sözü duyunca hızla uzaklaştı; çünkü zengindi.


İsa öğrencilerine: “Gerçekten size diyorum  ki zengin kişi ‘Göklerin Egemenliğine’ güçlükle girer. Ve yine size diyorum ki zenginin Tanrı’nın Egemenliğine girmesinden, devenin iğne deliğinden geçmesi daha kolaydır.” (Matta; 18/16-24).


Tefsiri: Zengin kişi diyor ki: “Bunları çocukluğumdan beri yapıyorum zaten.” İsa da diyor ki: “Yaptığını sanıyorsun. Sen bir şeyin farkında değilsin. “Çalmayacaksın” emrini üzerine alınmıyorsun. Bunun, zenginin malını yoksulun çalması olarak anlıyorsun. Oysa sen yoksulun hakkı sana geçtiği için (‘Hırsız olmuşsun haberin yok’ demenin kibarcası!) zengin olmuşsun. Git onları yoksullara ver, öyle gel. Yoksa ne dediğimi anlayamazsın. Bu kadar malla cennete (Göklerin Egemenliğine) giremezsin. Deve iğne deliğinden geçerse sen de cennete girersin…”


Tevili: Bugün de aynısı denmiyor mu?: “Çocukluğumdan beri cumaları hiç kaçırmam... Dedem de namaz kılardı… Zekatımı hiç aksatmam, kırkta bir mutlaka veririm... Çevremde hayırsever zengin olarak bilinirim…” İyi de nasıl zengin oldun? İhtiyacından fazla mal sen de ne geziyor? 20 yılda katlar, yatlar almışsın, araziler kapatmışsın, apartmanlar dikmişsin, hesabına hazineler yığmışsın, yanında çalıştırdığın işçiler hala kirada? Git, onları ver. Onlar sana “emek hırsızlığı” yaptığın için geçti. Kazandığından sana bir “pay” vardır, hakkın sadece odur. Aksi halde deve iğne deliğinden geçerse sen de “Göklerin Egemenliğine” (Cennete) girersin, dedenin namazıyla veya “elinin kiri” kırkta birle övünerek değil…


***


Kur’an’da şöyle yazılıdır: “Onlar (din adamları/yöneticiler) yalandan dolandan medet umarlar (semmâûne  li’l-kezb) hırsızlıkla/yolsuzlukla yiyicilik (ekkâlûne  li’s-suht) yaparlar (Maide; 42).


Tevrat’da şöyle yazılıdır: “Yöneticileri asilerle hırsızların işbirlikçisi; hepsi rüşveti seviyor, hediye peşine düşmüş.” (Yeşaya; 1-23)


Kime “hırsız” deniyor dikkat ediniz.


İncil’de şöyle yazılıdır:Bundan iyice emin olun: Koyunların ağılına kapıdan girmeyip de başka yerden giren hırsız ve soyguncudur. (Yuhanna; 10/1).


Yani bilgi, servet veya itaat devşirerek zengin olanlar hırsızdır.


Halkın malını haksızca/hırsızca/arsızca yiyenler koyun ağılına kapıdan değil; başka yerlerden girenlerdir. Asıl  hırsız ve soyguncu bunlardır.


Koyun ağılına (yeryüzü) başka yollardan (rızık ve rızık kaynaklarını ele geçirerek, toprağa çit çevirerek, doğal kaynaklara el koyarak, üretim araçlarını (agvât) kendine sermaye yaparak) girip; bunlar üzerinden servet yığanlar ve bunları Allah yolunda (yoksullar, muhtaçlar, kimsesizler, çaresizler, yolu kesilmişler, boyunduruk altındakiler için) infak etmeyenler hırsız ve soyguncudur…


Koyun ağılına (bilgi) başka yollardan (cincilik, falcılık, üfürükçülük; spekülasyon, borsa oyunları, bilgi tekeli oluşturarak) girip; bunlar üzerinden güç ve hegemonya devşirenler  hırsız ve soyguncudur…


Koyun ağılına (kamuya) başka yollardan (yolsuzluk, faiz, rüşvet, nitelikli dolandırıcılık, iltimas, torpil, peşkeş, ihale üçkağıtları, yetki nüfuzu, söğüşleme) ile girip; bundan servet yığanlar hırsız ve soyguncudur…


Koyun ağılına (din) başka yollardan (hediye, bağış, yardım paralarını iç ederek, cemaat/tarikat paralarını zimmetine geçirerek, din kitapları basarak, tefsir yazarak, ayin/proğram düzenleyerek) girip; bunlardan servet yığanlar hırsız ve soyguncudur…


Koyun ağılına (fabrika) başka yollardan (asgari ücretle işçi çalıştırarak, emeği sermayeye eşit görmeyerek, ücret ve emek hırsızlığı yaparak) girip; bundan servet yığanlar hırsız ve soyguncudur…


Velhasıl bilgiyi, iktidarı ve serveti; kulak, itaat ve emek hırsızlığı yaparak otorite, iktidar ve servet yığma aracı haline getirenlerin  alayı hırsız ve soyguncudur!


Bunların yuvalandığı mekanlar ister devlet, ister tapınak, ister cemaat, ister tarikat, ister örgüt, ister fabrika, ister şirket, ister borsa, ister banka olsun İncil’in tabiri ile “haydut ini”, Tevrat’ın tabiri ile “hırsızlar mağarası”dır. Bunlara Kur’an’ın tabiri ile de “aşağılık maymunlar” ve “domuzlar” denir…


***


İşte bunların “elleri kesilmeli”dir!


Yere ve göğe uzanan elleri…


Toprağa, suya, ırmağa, ekine uzanan elleri…


Yeryüzünün rızık ve rızık kaynaklarına uzanan elleri…


Doğal gaza, petrole, uranyuma, yağmur ormanlarına uzanan elleri…


Emeğe, alınterine, çalışmaya, ekmeğe, sofraya uzanan elleri…


Aça, yoksula, kimsesize, garibana uzanan elleri…


Bir milyar insanı aç bırakan o elleri (eyd)…


Kurdukları küresel ve yerel düzenleri (yedâ) …


Evet, elleri (eydiyehum)  kesilmeli. Yani ahtapot gibi her yana uzanan elleri; kurdukları sömürü düzenleri (yedâ Ebu Lehep) son bulmalı…


Aksi halde hırsızlık bitmez, soygun sona ermez…


Banka soyana hırsız ve soyguncu diyoruz.


Peki, banka kuran ne oluyor?

33 yorum:

  1. Kentsel dönüşüm dedikleri başka tür hırsızlıkd değil midir? Adam 50 sene önce ev yapmış. devlet elektrik bağlamış,su bağlamış. Ama tapu vermemiş, emlak vergisini almış, çöp vergisini almış Sonra birgün hadi gidin biz buaralara değerli konutlar yapacağız, diyorlar. Sonra gecekondu yaparken bana mı sordun diyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tapu sahibi, alın teri ile arsa almış ev almış insanlar da bahsettiğin tüm vergileri ödüyor. Gecekondu diken ise, kamu arazisine el koymuş olmuyor mu?

      Sil
  2. hocam harikasınız, her yazınız bizi daha da aydınlatıyor. yazmaya devam edin bizde sizden istifade etmeye devam edelim. sizin sayenizde islama bakış açım değişti. allah sizden razı olsun.

    YanıtlaSil
  3. vallaha da billaha da ''yoksul'' belirmedi benim zihnimdeki fotoğrafta. Kalantor bir banka hortumcusu, ya da işçilerinin emeğini sömüren bir patron gördüm sadece. Yazıda saydıklarınızı da yerleştirdim aynı fotoğrafın içine tam oldu tablo:)

    YanıtlaSil
  4. Serhat Hocazade26 Ekim 2010 23:17

    "...- gider ibrahim peygambere der ki herif
    kargalar gördüm
    gübreden kalkıp
    dallara konup
    ezanlar okuyorlar.
    bir adam gördüm
    oturmuş derenin başına;
    yol vermiyor aksın
    içiyor tekmil suyunu
    geyikler gördüm;
    kaçıp gitmezler,
    koşarlar peşinden avcının
    vur,diye ille bizi...
    ibrahim peygamber der ki herife :
    o kargalar gördün ki
    imamlar,hocalardır.
    gübredir mekanları,
    okurlar ezanları...
    düvellerdir dereyi içen adam;
    halkın kanını içer,
    doymazlar,içer içer,
    bırakmazlar ki aksın
    dere bildiği gibi.
    gördüğün geyikler günahlarımızdır;
    koşarlar avcılara.
    avcılar: para..."

    YanıtlaSil
  5. üstad yine harika bir yazı olmuş.insanın sokağa çıkıp boğazını yıtarcasına lailahe illallah . lehül mülk diye bağırası geliyor.yüce rabbim yolunu açık etsin.dilek y bacı o fotoğraf bende de oluştu.rabbim yar ve yardımcımız olsun.sağlıcakla

    YanıtlaSil
  6. Fesih ALTUNTAŞ27 Ekim 2010 19:36

    Tecessüs-şantaj-cimrilik-fırsatçılık-nüfuz kullanmak-biriktirmek-rızasını alarak birilerinin hakkını gasp etmek -...- = HIRSIZLIK,
    Hırsız olmayan kalmadı gibi,
    Hırsızlık kavramını hiç bu kadar geniş açıdan düşünmemiştim.
    Allah sizlere uzun ömür versin Abuzer Hocam(affınıza sığınıyorum içimden böyle geldi yazdım)

    YanıtlaSil
  7. abdullah guler27 Ekim 2010 20:12

    ALLAH SİZden razı olsun. Sizin gibi kardeşlerim olduğu için gerçekten çok şükrediyorum rabbime. ALLAH yolunuzu dimağınızı zihninizi açsın yardımını sizden esirgemesin. Selametle kalın.

    YanıtlaSil
  8. hocam ağzına sağlık burdan yargıçlara duruşma esnasında efendim diye hitap eden avukat arkadaşlar efendi Allah'tır akıllı olunuz

    YanıtlaSil
  9. ertan yazıcı28 Ekim 2010 02:14

    selamün aleyküm,

    sayın eliaçığın en içten ve direkt yazdığı yazılardan harika bir makale. devlette dahil yapılan hırsızlık için yorum da aklıma bilgi hırsızlığında "güvenlik bahanesi" "vatan bahanesi" ile sistemi eline geçirenlerin dinleme ve video yapma özel hak ve hürriyetlerinin arşivlenip şantaj ve zamanı gelince servis edilmesi bu sayede kazanılan, şan şöhret servet makam mevki etiketler, toplum ve devlet güvenliği bahanesi arkasına saklanarak, kullanılması aynı hırsızlığa girermi acaba. suç işlemiş suçunu çekmiş bir şahıs için bile suçu ortaya çıkartırken ispat için kullandıkları bundan dolayı ceza almış ve cezasını çekmiş bireye, aynı stratejik ve belki yüz kızartıcı bilgileri kulak hırsızlığı (dinleme) yaparak makam mevki servet şöhret ve bahaneler arkasına saklanarak kullanmakta acaba aynı şeye girermi?

    YanıtlaSil
  10. İslam hukuku içerisinde müeyyide açısından tartışmalı da olsa "Hadd-i Sirkat" dediğimizde hırsızlık ile onun cezasını anlarız.Hırsızlık; fiilen bir ferdin başkasına ait olan bir 'şey'i gayr-ı meşru yolla elde etmeye çalışmasıdır.Maide suresinde geçen 'Sarik ile sarikat" erkek ile kadın hırsız 'Nekalen' terimi ile bir cezai müeyyide ile karşı karşıya bırakılanlar demektir.Şahsınız da bunları bilecek kadar literatüre vakıfsınız diye düşünüyorum.
    Bu gerçeğe rağmen dinin bütün nasslarını "Mal-mülk" merkezinde okumanızın bir sonucu olarak burada da zımnen yoksul'un hırsız olamayacağını,aksine senginin hırsız olacağını ifade etmek gibi bir garabet örneği sergiliyorsunuz.Bunu temellendirmek için de 'Hırsız' kelimesini bağlamından kopararak,değişik ayetlerden derlediğiniz anlam örgüsünü, yorumsalcı bir yaklaşımla da pekiştirerek,kelimeye zulmediyorsunuz.Kelimenin sizin değindiğiniz manada anlamlar ihtiva edebileceği mümkün.Ne var ki;Maide suresi 38.ayet bağlamı içerisinde fiilen bir suçu(hırsızlık) resmetmektedir.Hele Yusuf(a.s)un kardeşi hakkında yaptığınız "...Halbuki onlar hırsızlık yapmamışlardı. Bu, zenginlerin (saray çevresinin) ithamı olarak aktarılır. (Yusuf; 70,73,81)." bu yorum Kur'an'ın ilgili bölümünde geçen ; "Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf'a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın...

    YanıtlaSil
  11. Sayın Eliaçık sayenizde kalbim islama ısındı ben hiç bu açıdan bakmamıştım adeta islamı bizlere sevdirdiniz

    YanıtlaSil
  12. islam değil devrim diyorum. islam islam islam diye diye iktidara gelenleri görüyoruz işte. eğer samimimi iseniz insanlığın kurtuluşu adına islam ve müslümanlık kaygısını bile bir yana bırakıp kendinizi feda edersiniz. ebubekirin bedenimi öyle büyütki kimse cehennemde yanmasın demesi gibi sıddıkça bir yaklaşımla devrime hizmet edelim devrime adayalım özümüzü. ne dersiniZ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdiklarinizin icerigine katilmakla bereber,Hz.Ebubekir`e atfedilen sözün Kur´an-i Kerim ile kesinlikle örtüsmedigini hatirlatmak isterim.Sahabenin böyle bir sözü söylemesi mümkün degil.Kur´ana baktiginizda,Allah´in (c.c.) kimi nicin cehennem´e koyacagini cok acik ve net belirtmesi ve bu konuda va´dinin (sözünün olmasi) delil olarak yeter.Hasa Ebubekir r.a insanlari Rabbimizden fazla sevmiyordu.Adil olmak yada Adalet Hak ettigi seyi hak sahibine vermektir.Elestri olarak degilde,farkli bir tespit olarak algilarsaniz sevinirim.

      Sil
  13. Sn Eliaçık islamı bizlere sevdirdiniz.

    YanıtlaSil
  14. Sayın hocam belki yeri burası değil ancak bir şey söylemek istiyorum bir söyleşinizde islamda baş örtüsü vardı ancak varolan şeklini dekolteleri kapmak olarak yenilik getirdiğinden bahsetmişiniz ancak nur suresiyle aynı dönemde gelen sanırım ahzap suresinde ayırdedilmek kötü yola düşmüş kadınlardan ayrılmak anlamında kullanıldığını görüyoruz yani nur suresinin gerekçesini ahzab suresinde buluyoruz bu konuyu biraz irdeler misiniz ? saygılar

    YanıtlaSil
  15. Hırsızın elini kesin emrinin doğru yorumu bu olmak gerekir herhalde
    Hayret bu basit ve doğru yorumu bile, hukukçu olduğum halde bu güne düşünmemiş olmak ne utandırıcı ,şahsım için
    victor hügonun janvaljanın hırsızlığı insanlığa ait bir hikaye oysa
    hepimiz kendimize müslümamışız meğer.
    hırsızın elikesilir emrinı.. bunu yorumlayamamak
    nasıl oluyorda bunu ihsan bey yazınca doğruluyoruz
    gözümüz ve aklımız çok iyi boyanmış yüzyıllarca
    ya da biz düşünmeyi bilmeyen okumuş aptallarmışız
    islam 1400 yıldır saltanat süren kralların elinde
    bu zülme kızanın katli vacip olmuş kimi zaman islamadına
    cihad belki ,egemenlere karşı ezilen sınıfların mücadelesinin islamcası

    YanıtlaSil
  16. Allah sizden razı olsun, İhsan Bey,
    Bu yazı bana "The Kite Runner" filmindeki bir repliği hatırlattı. Baba ve 7-8 yaşlarıdaki çocuğu arasındaki konuşma şu şekildedir:
    B- Baban günah hakkında ne düşünüyor bilmek istermisin?
    Ç- Evet
    B- O zaman anlatayım. Önce şunu hemen anla: O sakallı şapşallardan kayda değer hiçbirşey öğrenemezsin.
    Ç- Mollaları mı diyorsun?
    B- O kendini beğenmiş maymunların sakalına tüküreyim. O ibadet için bıraktıkları sakallarını tarayıp anlamadıkları bir dilde yazılmış kitabı ezberlemekten başka birşey yapmazlar. Sadece bir tek günah var. O da HIRSIZLIK. Tüm diğer günahlar, hırsızlığın çeşitleridir. Anladın mı Emir?
    Ç- Hayır baba can
    B- Bir adamı öldürdüğünde; bir hayat çalmış olursun. Karısının koca hakkını, çocuklarının baba hakkını çalmış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeği bilme hakkını çalarsın. Çalmaktan daha alçakça bir hareket yoktur........... Diye devam eder.
    Saygılar...

    YanıtlaSil
  17. Açıkcası sizi tanımıyordum..Nette gezinirken kurban kesmekle ilgili yazınızı okudum.Tam da benim düşündüğüm gibiydi.Sonrası sizi ve yazılarınızı merak ettim.Henüz şöyle bir göz atmama rağmen gerçekten sorguladığım şeylerin cevabını bulabileceğim, dinimizi korkutarak değil sevdirerek ve içselleştirerek öğrenebileceğim konusunda size güvendim.Saygılar...Sizi ve düşüncelerinizi tanımaya devam edicem..

    YanıtlaSil
  18. 15 dk önce sizinle karşılaştım. bi haberde... yazdıklarınızı okudum ve dondum kaldım. bir ilahiyatçıdan beklenmeyecek sözler. henüz sizi tanımıyorum hiç bi kitabınızı okumadım. isminizi ilk kez duydum ve şu an kendime kızıyorum. neden daha önce öğrenmedim diye. bize gerçek dini öğretmeye çalıştığınız için, dinin korkuyla değil ancak sevgiyle var olacağını kanıtlamaya çalıştığıız için, Yüce Allah'ı ceza veren yakan yıkan bir Tanrı değil de sevgiyi bilgiyi düşünceyi öğütleyen bir Tanrı olduğunu anlattığınız için minnettarım. cesaretinizede hayranım. bazı dinciler( İslam'ı hep işlerine geldiği gibi anlayanlar) size çok kızacak. ama olsun. yarın ilk işim kitapçıları gezip kitaplarıızı almak, sizi daha yakından tanımaya çalışmak... şu an o kadar mutluyum ki bunu tarif edemem. dinimizi gerektiği gibi anlatmaya çalışan bir ilahiyatçı... şükürler olsun Allah'a...

    YanıtlaSil
  19. ihsan bey, son cümleniz aklıma ünlü marksist -şair ve tiyatrocu- B. Brecht'in bir sözünü aklıma düşürdü:' Bankaların hergün insanaları soyduğu yerde, bir bankayı soymanın lafı mıolur?'
    Zannımca Brecht, banka soyulmasına odaklanmasan, bankaların hergün kanunilik kisvesne bürünerek insanların ceplerini boşaltmasına fevaran ediyor!

    YanıtlaSil
  20. ilk efa gelen arkadaşlar.hoş geldiniz sarsılmaya ve şok geçirmeye hazırmısınız.rabbim yolumuzu açık eylesin.yılgınılık yok sn eliaçıkın açtığı yoldan kararlılıkla ilerleyeceğiz

    YanıtlaSil
  21. ali hasözdemir22 Kasım 2010 18:39

    İhsan Bey, bir düzeltme için yazıyorum. "Çalmayacaksın" Çıkış 19/15 değil 20/15 olacak bilgilerinize...
    Sizi ilgi ve beğeni ile izliyorum, takip ediyorum. bakış açınız çok güzel, sadece ifade ederken bazen tenakuza düşüyorsunuz (t.v. de başörtüsü konusu...) Allah yardımcınız olsun, Allah hakkı/hakikati olduğu gibi dosdoğru şekliyle göstersin...

    YanıtlaSil
  22. Güzel anektod....

    YanıtlaSil
  23. ...Hani insan kendi düşüncelerinin desteklendiği ortak bir düşünce arar ya ve uzun bir aradan sonra öyle bir düşünceyi taşıyan bir adam çıkar karşısına işte benimde karşıma siz çıktınız.....bir kaç tv programında sizi izledim..işte budur dedim kendime...ben sosyalist düşünceye eğimli bir insanım ve hep islam diniyle sosyalist düşünceyi bağdaştırmaya çalışıyordum..ama dini bilgim şu an için elvermiyor du...bu yüzden sizi takip edeceğim......saygılar sunuyorum......

    YanıtlaSil
  24. ellah u ekber.

    YanıtlaSil
  25. Dostoyevski,"insacıklar"romanının müsveddelerini dönemin en meşhur münkkidi Bielinski'ye götürdüğünde,Bielinski okuduğunda,"Çocuk sen ne yaptığının farkındamısın?"Daha sonra Ondan yeni bir Gogol doğuyor diye bahseder.İhsan Bey,kardeşim sen ne yaptığının farkındamısın?İyiki varsın kardeşim, birisinin bunları söylemesi lazım.Mevla yar ve yardımcın olsun.selam ve muhabbetle!

    YanıtlaSil
  26. Ehli Beyt Dostu29 Aralık 2010 12:37

    Ne desem bilemiyorm. Maşallah da maşallah. Allah yüreğine, dimağına güç kuvvet versin. Sanki Rabbim özel ilham ile İhsan hocamıza zamane müslümanları Kitabullahı doğru anlasınlar diye bildiriyor da ayetlerden doğru bir şekilde faydalanmamıza İhsan Eliaçık hocamızı vesile eyliyor. Hak razı olsun....
    ehlibeytinyolu@hotmail.com

    YanıtlaSil
  27. Tasavvuf ehli , batıda ve doğuda egemenlerin elinde bir sömürü aracı oluduğunda dinler...hakikati haykırdıkları için çok çekmişlerdi, Sandığınız gibi değil...peygamberlerin insanlara en çok vurguladıkları hakikat,4 kitap ve daha niceleri deruni anlamları barındırır, hırsızın aslında zenginler ve mal yığanlar olduğunu söylemek te cesaret ister her dönemde.
    Muhyiddin arabi,Hallacı mansur,Şeyh bedrettin,Mevlana rumi,Hace bektaş.Yunus emre, yakın zamanlarda ise Hikmet kıvılcımlı ve daha isimleri bilinen bilinmeyen niceleri ...Kuran 'ın gerçek hikmetini halka anlattıkları için afaroz edilmediler mi şeytanın,hırsızın sofrasından beslenen mollar tarafından.
    Kafirin anlamı da bu değilmi hakikati bilmeyen...istediğin kadar namaz kıl ,münafık bildiği hakikati örten değil mi ,ne kadar oruç tutarsan tut..hacca gidersen git...
    Peygamberin vasiyeti ,ancak bu cesur girişimlerle hayata geçebilir...gündüz gibi ışıl ışıl bir din...bir kadının kalbinde Allah korkusundan başka bir korku duymadan gecenin bir yarısı Mekke den Medineye gitmesi...Dini tekeline aldığını zanneden münafıkların düzeninde mümkün mü?.
    İhsan hocayı kutluyorum...bize hakikati bir kere daha cesaretle haykırdığı için.

    YanıtlaSil
  28. Ufkumu aydinlatiyorsunuz.Lütfen devam edin

    YanıtlaSil
  29. hırsızla sömürgen farklı şeyler.

    YanıtlaSil
  30. Bizlere ilham kaynağı olduğunuz için teşekkürler

    YanıtlaSil