20 Eylül 2010 Pazartesi

GECENİN VE GÜNDÜZÜN GÜÇLERİ

“Rabbin, senin ve beraberindekilerin uykusuz geceler geçirdiğini biliyor. Gecenin ve gündüzün ölçüsünü/gücünü koyan Allah’tır. Bu konuda epeyce zorlanacağınızı bildiği için size lütuf ile muamelede bulunuyor. Artık Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun. İçinizden hastaların olacağını, Allah’ın fazlından aramaya koyulanların bulunacağını, yeryüzünde sefere çıkacakların olabileceğini bilmektedir. O halde Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun... Salâtı ikame edin, zekatı verin. Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için ne hayır yaparsanız, karşılığını Allah katında daha büyük olarak bulursunuz. Daima Allah’tan bağışlanma dileyin. Allah çok bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır.” (Müzzemmil; 20).

***

Bu fragman (parça, bölüm, pasaj) Kur’an’ın iniş sırasında üçüncü sırasında yer alan Müzzemmil suresinin son ayetidir.

“Yaşayan Kur”an” perspektifinden bakılınca günümüze yönelik esaslı mesajlar içeriyor.

Yazıya “gecenin ve gündüzün güçleri” başlığını koymamın sebebi, ayette  gecenin ve gündüzün takdir edildiği/içine güç verici/kadir kılıcı dinamikler yerleştirildiğinin söylemesine dayanıyor.

Gece ve gündüz insana nasıl güç verir?

İçine yerleştirilen dinamikler nelerdir?

Mu’min insan, gecenin sonunda ve gündüzün bitiminde nasıl daha güçlü/kâdir hale gelir?

O günkü Mekke ortamında Peygamberimizin etrafında toplananların sayısı daha iki elin parmağını geçmemişken “gecenin ve gündüzün güçlerinden” yararlanmalarını istemenin manası nedir?

Dahası bu ayetler bugün için ne anlama geliyor?

Hangi derde deva, hangi hastalığı şifadır?

Bütün bunların cevabını yazının bitiminde anlamış olacağız.

Ama önce bazı “faideli bilgiler”…

***

Birinci surede (Alak; 6-14) şehre hakim olanların zenginlik ihtirası (istiğna) içinde oldukları,  bundan kaynaklanan bir azgınlık (tuğyan) yaşadıkları ve bunun sonucu olarak da yasak/dayatma/hegemonyaya (nehy) yöneldikleri tespit edilmiş ve hareket bunlara “Kella! (Hayır) diyerek başlamıştı.

İkinci surede (Kalem; 17-35) “Bahçe sahipleri” hedef gösterilmiş ve ezilenin ve yoksulun yanında olunduğu deklare edilmişti. “Mal ve oğul (köle, cariye, maraba) sahiplerine” asla itaat etmemesi, onlarla asla uzlaşmaması öğütlenmiş,  onlara ölüm hatırlatarak ölmeden önce ölme (eşitlenmeden önce eşit hale gelme) çağrısı yapılmış, bu çağrının onları “aslandan kaçan yaban eşekleri gibi” ürküttüğü söylenmişti…

İşte bunun ardından Müzzemmil suresi gelerek bu “gözleriyle devirecek gibi bakan” yaban eşeklerine karşı nasıl bir yol yöntem izleneceği ve onlarla uzlaşmadan nasıl mücadele edileceği gösteriliyor: Gecenin ve gündüzün güçleriyle donanarak…

Bunun günümüzdeki sorusu şudur: Nasıl alternatif olacağız? Müslümanlar nasıl güçlenecek?

***

“Büyük işi yüklenen” demek olan Müzzemmil suresi işte bunu anlatıyor.

Sure ilk pasajda (1-9) peygambere gece yarılarında kalmasını, Kur’an’ı düşüne düşüne (tertil) ile okumasını, gündüzün onu “zorlu bir uğraşın” beklediğini, Rabbini asla unutmamasını, bütün varlığı ile O’na yönelmesini, O’nun doğunun ve batının Rabbi olduğu, O’ndan başka bir ilah (otorite) olamayacağı, bunun için “gecenin” ruh dinginliği ve sağlıklı okuma için gayet elverişli bir zaman olduğu hatırlatılıyor.

İkinci pasajda (10-14) aleyhine söylenenler katlanması, onlardan kopması, “nimet sahiplerine” az mühlet vermesi, onların yediklerinin bir gün boğazlarına düğümleneceği, o gün büyük bir sarsıntı geçirecekleri, kum yığınına dönen dağlar gibi savrulacakları haber veriliyor.

Üçüncü pasajda (15-19) bunun tarihten örneği verilerek “Firavun” anlatılıyor. Firavun’un elçiye isyan ettiği, fakat kıskıvrak yakalanmaktan kurtulamadığı, bunların da sonunun böyle olacağı, “çocukların saçlarını ağırtan bir günün” elbet geleceği, o gün göğün paramparça olacağı (büyük bir devrimle yıkılacakları) ve Allah’ın vadinin gerçekleşeceği müjdeleniyor.

Bunların ardından yazının girişindeki o fragman (pasaj, bölüm) geliyor.

“Gecenin ve gündüzün güçlerini” anlatan bu bölüm o günlerde daha bir avuç olan ezilen, kimsesiz, yoksul ve çaresizlerin bütün bunları nasıl başaracağı, gerekli gücü nereden bulacakları gösteriliyor.

Ayette “gecenin ve gündüzün takdirinden” bahsedilmesi, gecenin ve gündüzün kudreti/takdiri/gücü/ölçüsü anlamına geliyor. Peygamberin etrafında yavaş yavaş toplanmaya başlayanlara “nimet sahiplerine” karşı gecenin ve gündüzün güçleri ile donanmaları isteniyor.

Gecenin güçleri: Gece yarılarında kalkmak, Kur’an’ı düşüne düşüne okumak, salât, istiğfâr… Gündüzün güçleri: Allah’ın fazlından aramak, yolculuklara çıkmak, çalışmak, paylaşmak, bölüşmek, yardımlaşmak (zekat, karz-ı hasen, hayr)…

Peygamberimiz o dönemlerde (Mekke dönemi ) sabah ve akşam olmak üzere iki vakit namaz kılmaktadır.

Salât burada geniş anlamıyla kullanılıyor ve Allah’a içten yöneliş ve O’nunla kuvvetli manevi bağ kurmak anlamında kullanılıyor. Salât bunu sağlayacaktır. Sonra geceleri yalnız veya topluca bir araya gelerek inen Kur’an ayetlerini tetkik etmeleri, yönlendirmeler üzerinde düşünmeleri, ne yapacaklarını planlamaları isteniyor. Yaptıkları yanlış varsa onları konuşmaları, kişisel olarak temiz kalmaları, pisliklere bulaşmamaları, bulaşmışlarsa derhal hatalarını kabul etmeleri (istiğfar), yanlışta ısrar etmemeleri, bu “büyük işin” hata kaldırmayacağı, en büyük güçlerinin “pisliğe bulaşmamak” (temiz ve dürüst yaşamak) ve “elbiselerini temiz tutmak” (güzel ahlak) olacağı hatırlatılıyor.

İşte bunlar “gecenin güçleri” oluyor.

Büyük işi yüklenen kişiye bireysel güç ve donanım kazandırıyor ve gündüzün “zorlu uğraşı” için yıkılmaz bir irade veriyor.

***

“Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun” diye iki defa söylenen ifade ilk bakışta çeviri proplemi nedeniyle anlaşılmaz gibi duruyor. Fakat biraz yakından bakınca bunun daha sonra gündüzün güçleri olarak ifade edilen Allah’ın fazlından aramak (çalışmak, rızık temini), fazlalaşanı vermek (zekat), güzel borç (karz-ı hasen) ve karşılıksız yardım (hayr) ile ilgili olduğu görülür.

Ayette geçen ibare (sin ile) “îsâr”dır. Sözlükte birinin işini kolaylaştırmak için ona yardım ederek varlıklı kılmak, maldâr yapmak getirmek” demektir. Bir de (peltek se ile) “isâr” var. Türkçe’de bu ayrımı gösterecek bir harf olmadığı için ikisi de aynı (se) ile okunuyor. Bu da varlıklı kılmanın öncesini ifade ediyor. Yani kendisi ihtiyaç sahibi olduğu halde kardeşinin ihtiyacını gidermek, ona kolaylık sağlamak için onu kendi nefsine tercih ederek vermek, varlıklılaştırmak, bu maksatla cömert davranmak” demek. Haşr 9. ayette böyle geçer.

Demek ki “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun” diye iki defa tekraren gelen ifade gecenin gücü olup, kişiyi gündüze hazırlayan esaslı bir dinamik oluyor. Yani Kur’an’ı ezbere, anlamadan, papağan gibi tekrar ederek, teberrüken (sevap kazanma kastıyla) değil; “isâr” yapmak için, kardeşinin işini kolaylaştırmak, yardımlaşmak, paylaşmak, “büyük işi” ve “zorlu uğraşı” kolay kılmak, yükün altından birlikte kalkmak için okuyun, buna çok ihtiyacınız olacak demek istiyor. Aksi halde gündüzün büyük işinin ve zorlu uğraşının altından kalkamaz, yalnız kalır, tek tek ezilirsiniz, varlığınızı, zenginliğinizi birbirinize aktarın, birbirinize sahip çıkın, bu işin altından başka kalkamazsınız demeye getiriyor. Zaten “Kerim” Kur’an sizi buna çağırıyor, adı bile bunu söylüyor, kalkıp bunu hafız ezberine çevirmeyin diyor.

Sonra bu “isâr”ın nasıl olacağı yine tekraren tefsir ediliyor. Aynı ayette üç defa peşpeşe “zekat”, “karz-ı hasen” ve “hayr” dan bahsediliyor.

Daha üçüncü surede zekattan bahsedilmesi şaşırtıcıdır. Halbuki çoğu dindar zekatın devlet kurulduktan sonra alınacağını ve daha çok Medine’de geçtiğini sanır. Oysa Mekke’de “Nimet sahiplerine” itirazla birlikte alternatif bir oluşum olarak kendi aralarında dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma içine girmeleri emrediliyor. Bundan dolayı da zekattan, karz-ı hasenden ve hayırdan bahsediliyor.

Karz-ı hasen terim olarak karşılığı veya geri ödemesi Allah’tan beklenerek yapılan her türden harcamaya denir. Zekat’ın hemen ardından tekraren Karz-ı hasen’den bahsedilmesi konuya ne denli önem verildiğini gösterir.

Adeta denmek istenmektedir ki:  Allah’a borç verecek yok mu? Karşılığı kat kat fazlasıyla ödenecektir. Eğer Allah’a borç vermek istiyorsanız fakirlere, muhtaçlara, darda kalanlara, ağır borç altında inleyenlere el uzatın. Bol bol hayır yapın, Allah yolunda harcayın, malınızı istif etmeyin, infak edin, paylaşın. Mezara götüremeyeceğiniz her şeyi hayattayken insanlarla bölüşün, yığıp biriktirmeyin. İşte bu Allah’a borç vermektir. Bu şekilde Allah’tan alacaklı olarak huzura gelirseniz karşılığını kat kat geri alırsınız. Keza hastaya ilâç, susuza su, aça yemek verirseniz Allah’a vermiş olursunuz. Bu tür yerlerde “Allah” kelimesinin geçtiği her yere “insanlık” (en-Nâs) kelimesini koyun pek bir şeyin değişmediğini görecekseniz (A. Şeriati). Bu da gösteriyor ki daha ilk mesajlarda Allah kendini açın ve yoksulun yerine koyarak konuşmaktadır…

Hayr ise “kendi özgür kararınla ötekine mal vermek, infak etmek” demek oluyor. Kavramın kök anlamında “serbestlik, seçme hakkı ile mal, servet” manasının bulunması bu manaya gelmektedir. Nitekim  “hayırlarda yarışmak”,  “hayır yapmak”, “birisine hayrı dokunmak”, “babasına bile hayrı yok”, “hayır çarşısı”, “hayır kurumu” vb. Türkçedeki tüm “hayr” ile ilgili deyimler “ötekine mal vermek” anlamındadır.

İşte bunlar da “gündüzün güçleri” oluyor.

***

Hz. Peygamber “şehrin zenginlikten şımarmış ileri gelenlerine” yani “Bahçe sahiplerine” yani “nimet sahiplerine” yani “Mal ve oğul sahiplerine” yani “sütun (gökdelen) sahiplerine” böyle karşı koymuştur.

Dönüp kendi içinden yeniden bunların çıkmasına asla izin vermemiştir.

Mü’minlerin bireysel gücü gecenin, toplumsal gücü gündüzün güçlerinde saklıdır.

“Bahçe sahiplerine” özenerek, onların arasına katılıp yeni bahçe sahibi olarak alternatif olamazsınız.

Kur’an peygambere (ve bize tabi) “Onların mal ve oğulları seni imrendirmesin” der (Tövbe; 55,85) Çünkü o güç değil; güç kardeşlik, paylaşma, dayanışma yani “isâr” dadır. Ezilenlerin, yoksulların ve çaresizlerin gücü içlerinden yeni “mal ve oğul sahipleri çıkarmak” değil; paylaşmak, bölüşmek, birbirine aktarmak, yükü kolaylaştırmaktır.

Zaten çaresiziler, neyi paylaşacaklar mı diyorsunuz?

Hele bir çanakta balınız (kardeşlik, paylaşım) olsun arı Bağdat’dan gelecektir.

Demek ki…

Eğer tanrısı mamon, tabusu da mülkiyet olan çağın egemen paradigmalarına alternatif olmak istiyorsanız, yol haritası Müzzemmil suresi.

Bankaların boyunduruğuna girmiş olan milyonlar, bu boyunduruktan nasıl kurtulacak?

Bir “fekku ragabe”(boyunduruklar kırılsın, kölelere özgürlük!) sesi lazım.

Bir alternatif lazım.

Faizsiz finans kurumları mı?

Geç.

Alternatif gecenin ve gündüzün güçlerinde…

Gecenin güçleriyle donandıktan sonra, her yerde, her mahallede mantar gibi “infak fonları”, “karz-hasen” kurumları veya “hayr havuzları” oluşturacaksınız.

Yerel “Ahi loncaları” gibi guruplar halinde, varoşlardan şehirlerin merkezine doğru bankaların etrafını bir ağ gibi saracaksınız.

Ezilenlerin, kredi kartı kölelerinin, boyunduruk altına girmişlerin gücü buradadır.

Bankalara teslim olmayacak, kendi aranızda “isâr”ı yükseltecek, “Kur’an’dan kolaylaştırıcı olanı okuyacaksınız”.

Şehrin zenginlikten şımarmış ileri gelenlerini, aslan görmüş yaban eşeği gibi ürkütecek, gözleriyle devirecek gibi baktıracak “ağır söz” ve “zorlu uğraş” budur.

Evet, bu işin altından ancak “büyük işi yüklenen” (Müzemmil) kişiler kalkabilir.

Evet, çağın tanrısı ve tabusuna karşı söylenecek söz, “ağır bir sözdür” (kavlen sakila).

Bu ağır sözü duyunca “gözleriyle devirecek gibi” bakanlar, “aslan görmüş yaban eşeği gibi” kaçanlar olacaktır.

Bunu herkes kaldıramaz. İçinde hardal tanesi kadar mamon ve mülkiyet tutkusu bulunanlar bunu taşıyamaz. Hz. İsa’nın “Üzerinde hırka hariç her şeyini infak et, öyle gel, yoksa beni anlayamazsın” sözünün ne anlama geldiği sanırım anlaşılıyor. Veya Peygamberimizin “Kendine zırh hazırla, belalar sel gibi yağacak” demesinin…

Evet, bu yol “zorlu bir uğraş” isteyen uzun bir yoldur. (sebhan tavilâ).

Her birimiz bir müzzemmil olmalıyız.

“Altenatif nedir?” diye soruyorsanız gecenin ve gündüzün güçlerini gecenin yarısında, ortasında veya sonunda kalkarak tekrak tekrar okuyun. Yol haritası orada…

Önce ruh ve irade lazım.

O kendi model ve formülünü yaratacaktır.

Ruh ve irade işte orada.

Gecenin ve gündüzün güçlerinde…

http://ihsaneliacik.org/?p=1535

44 yorum:

  1. ertan yazıcı20 Eylül 2010 21:16

    bir önceki yazınız ile bu yazıya bakarak yorumladım düşündüm, harika bir yazı güzel özetleme. bir önceki evet'çi "aslan görmüş yaban eşşeklerini" reddederken, hayır diyerek hayırcı "aslan görmüş yaban eşşeklerini" kayırıyordunuz, ama burada biraz toparlamışsınız. hala fekku ragabe.

    YanıtlaSil
  2. Şimdi diyecekler ki "Aaaaaa hocam siz ne diyorsunuz, şimdi gece ibadet edeceğiz, gündüz kalkıp hayra uğraşacağız, dünya değişecek öyle mi? Zaman o zaman değil hoca, dünyanın bir düzeni var v.s. v.s." Bilmiyorlar ki o düzenin kurulmasına izin veren de, onu yıkmaya gücü yetecek olan da Allahtır. O düzenin yıkılması için onların içine girmeye, kurumlarına yerleşmeye, sızmalara, kaçmalara, mekanizmaya içindne dahil olmaya ihtiyaç yok. Gece ve gündüz ibadet ve taatla Allah'ın rahmetini celbedersek Allah da o düzenleri bir anda bir nefeste yıkar. Ama siz Allah'a değil de, sisteme sızma stratejilerinize yüklerseniz fail olmayı, etek boyunuz kısaldıkça kısalır.

    YanıtlaSil
  3. Ali Kaya DOĞAN21 Eylül 2010 02:13

    “Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.”( Zuhruf-32)

    Sayın İhsan Eliaçık servet ve nimet düşmanlığı bizi arzuladığımız yere götürmez. Fakirlik edebiyatı ve fakirliği kutsama yapmaktasınız.

    Oysa yazınızda geçen ayetleri şu şekilde de anlamak mümkün: yatırım yapın, işçi çalıştırın, iş sahası açın, üretin, israf etmeden tüketin, tembelleşmeyin, insana çalıştığından başkası yoktur.

    Kur’an açısından şunların hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur:
    (Mücahitlikten müteahitliğe(!), Abdestli kapitalizm(!),
    Kalvinistler(!) (çalışan/kazanan müslümanlara),
    ben iktidarları hedef alırım(!), müslüman jipe binebilir mi?!,
    türbanlı jipe biner mi? Vs,vs…(Başörtülüler üniversiteye giremez anlayışı ile türbanlılar jipe biner mi anlayışı nasıl da örtüşüyor)

    Yazınızda şunu gözardı etmişsiniz; kıyasladığınız iki grup arasındaki fark İMAN ‘dır. Elbette ki imansız zenginlik zülüm üretir. Ama imanlı zenginlik ve servet (sizin abdestli diye tiye aldığınız) rahmettir, nimettir. Selamlar..

    YanıtlaSil
  4. Ali Kaya Dogan
    kardes,ihsan abiyi fakirligi kutsamakla itham etmis, ama ben yazıyı öyle anlamadım,burda iki taife arasını bulmak gerek. günümüzde gerçekten birinci taife servet sahipleri,teref derecesindeler (israf -tebzir sacıp savurma - ve teref ,teref bu işin en son haddi) fakiri gözetmiyor,serveti kendine şiar edinmiş vs.

    Elbette ki Allah kulu,önce kendisi için kul sonra yeryüzünü inşa etmesi için yarattı.ve aynı şekilde bir garibanın ekmek kapısı olmakda-rızkına vesile olmakda -Allah cc bir okadar hoşuna gider.

    Önemli olan aradaki dengelerin korunması, konuların bir birine karıştırılmaması,eğer fakirligi kutasmış derseniz kimisi de sizlere,sizde senginligi kutsuyorsunuz diyecek.

    Elma ıle armudu bir birine karıştırmamak lazım...

    YanıtlaSil
  5. Dün gece düşünmüştüm: Ben dosdoğru yaşamaya çalışırken, duyduğum, gördüğüm bu garabet bu yamukluk nedir, nasıl başa çıkacağız bunlarla diye...
    Sabah gündüzün ışığında karar vermiştim: Öncelikle ben ve çevremdeki erdemli olmaya çalışan yoldaşlarım doğruluk ekseninden ayrılmayacak ve her daim merkezimizde kalacaktık.
    Sonra, bu halimizi yaygınlaştıracak ve paylaşacaktık. Karınca misali. Mesela: Acilen bir hayır kurumuna üye olup onun mahalle temsilciliğini alacak ve kendi bölgemizdeki yoksullara, ihtiyaç sahiplerine yardım edecektik.

    YanıtlaSil
  6. Bu yazıdan ben, bazı kişilerin aksine, kesinlikle bir servet düşmanlığı çıkarmadım. Yoklukta eşitlik hiç çıkarmadım.
    Gürül gürül bir ''varlıkta eşitlik'' ilkesi anlatılmış burada.

    Son derece pratik ve uygulanabilir bir çözüm.

    Açgözlüler, gözünü hırs bürümüşler hiç kandırmasınlar kendilerini ''zekat veriyoruz yeter'' diye.Sizin onca varsıllığınıza rağmen, elinizin ulaşabildiği yerde bir tek muhtaç ve çaresiz kalmışsa işinizi tam yapmamışsınız demektir.

    Bana göre Müslümanlık budur. İslam budur. Allah sevgisi ve ibadet budur. Bu yoksa gerisi jimnastiktir. Nefsini teselli ve tatmindir. Bunları da göremiyorsanız vah sizin okuduğunuz kitaba, vah sizin bir aylık aç kalmalarınıza.

    YanıtlaSil
  7. Alemlerin Rabbine Hamd olsun. Aynı düşünce tarzında olduğumuz yaratılış da eş dinde kardeşlerimizin varlığı sevinç kaynağımızdır.
    Rahman ve Rahim olan Allahıma and olsun ki yakın çevremde aç ve açıktaki insanlar ile her şeyimi paylaşırım. Çünkü Mülkün sahibi "O" dur.

    YanıtlaSil
  8. Değerli İhsan Bey kardeşim.

    Güzel şeyler söylüyorsunuz. Yardımlaşmayı, paylaşmayı, maddeye esir olmamayı, dünya ikbaline yönelmemeyi tavsiye ediyorsunuz. Bunların hepisi güzel şeyler. Fakat bunlar nasıl hayata geçirilecek. Bana öyle geliyor ki teoride ve soyutta kalıyorsunuz. İşin pratiğini yeterince açıklamıyorsunuz. Fikirleriniz nasıl hayata geçirilecek. İstemekle olmuyor. Yol yordam lazım. Herkese aş, iş, ekmek lazım. Kimse para vermeden bakkaldan bir ekmek alamıyor, kahvede bir çay içemiyor. Sizin bahsettiğiniz ülkü ve ideallerin, inancın yaşaması için uygun bir ortam ve çevre lazım. Alternatif bir cemiyet ve onun kurumlarının nasıl teşkil edileceği üzerinde düşünmeniz lazım. İşte müslümanlar bunu gerçekleştiremediği için maalesef hazır toplumun ve düzenin geçerli kaide ve kurallarıyla yaşıyor. Bir çocuğunuz olsa okula göndermiyecek misiniz? Öğüt ve tavsiyelerin gücü çarşının, okulun, dairelerin, sokağın, bürokrasinin gücünü kırabilecek mi? Yoksa bunlarla karşılaşınca hepsi tuzla buz mu olacak. Bakıyorum ki bu düzeni beğenmiyenler, buna küfür düzeni diyenler bu düzenin kendilerine verdiği diploma ve ünvanlarla yeri gelince övünmekten ve bunlara sahip olmayanları küçümsemekten geri kalmıyorlar. Din alimi olmakla değil isminin altına prof. dr. yazmakla değerli olduklarını sanıyorlar. Hani sen bu düzeni reddetmiştin.

    YanıtlaSil
  9. Size de diyorum ki alternatif kurumlarınız var mı. alternatif okullarınız, iş yerleriniz, gettonuz varmı? Alternatif diplomalar verebiliyor musunuz. İnsanların şekli şeylere ihtiyacı vardır. İmanları her şeye yeter demeyin. Said Nursi bile bu ihtiyacı görmüş müritlerine Risaleyi Nur dersinden mezun alternatif diplomalar vermişti. Yoksa suyun akışına karşı gelemezsiniz. Avazınızı duyan bir avuç genç ve yoksul kimse olur. Sizin bu söylemleriniz bunların kulaklarına hoş gelir. ötesine gitmez.Varlıklı kimseleri, zenginleri kazanmak istemiyor musunuz? Sorumsuz olan ve düşüncesi henüz gelişmeyen gençlerin ve kaybedecek bir şeyi olmayanların desteği bir şeyi değiştirmez. Kendi ekmeğini henüz kazanmayan kimselerce dünyayı değiştirmek kolaydır. Biz de bir zamanlar kafamızda dünyayı değiştirecek fikirler taşıyorduk, herşeye gücümüz yeter sanıyorduk. Ama kazın ayağı öyle değil. Hiç kimseye cemiyetin havasına, gidişine uyun, rahat yaşayın, keyfinize bakın demek istemiyorum. Demek stediğim hayalleri bırakıp gerçekleri görmek ve attığımız adımdan sonra pişman olmamaktır. Müslüman akıllı ve fikirlidir. Gerçeği görmeden dünyayı değiştirmek mümkün değildir. İnsan ve toplum ancak tanınarak ve onları idare eden kanunlara uyarak değişir.Her istediğimizi yapamayız.

    YanıtlaSil
  10. Bu güzel tespitleri bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.Allah razı olsun. İhsan Hocam uzun süredir yazılarınızı takip ediyorum. ufkumuzu açıyorsunuz. Ancak
    bütün iyi niyetiyle o büyük işlerin kenarında tutmaya çalışanları, ''simon, bahçe sahibi'' gibi sıfatlarla anlatmak iyi niyetlileri incitecektir. Bunun gayretullaha da dokunacağını gözardı etmemek lazım.

    YanıtlaSil
  11. Efendimiz de hayatın kanunlarını anlıyor ve onlara uyuyordu. Savaşlardan adam kazanmaya kadar her şeyde rasyonel ve gerçekçi davranıyordu. Misaller vermeye gerek yok. Çok iyi biliyorsunuz. Lütfen güzel fikirlerinizle fildişi kuleden inin ve uygulanabilir şeyler üzerinde fikir geliştirin. Yoksa bir zamanlar İhsan Eliaçık diye bir zat vardı derler bir müddet sonra unuturlar. Cahil cühelaya değil akıllı ve fikirli adamlara hitap edin ve onları kazanmaya, etkilemeye çalışın. Dünyayı değiştirecek şey fikirlerdir. Bir fikir atom bombasından daha tehlikelidir, daha yararlıdır, daha zararlıdır.Eleştirdiğim için bana kızma. Hakktan aşka bir şey aramıyorum..Selam ve saygılarımla aziz kardeşim.

    YanıtlaSil
  12. Değerli İhsan Bey kardeşim.

    Güzel şeyler söylüyorsunuz. Yardımlaşmayı, paylaşmayı, maddeye esir olmamayı, dünya ikbaline yönelmemeyi tavsiye ediyorsunuz. Bunların hepisi güzel şeyler. Fakat bunlar nasıl hayata geçirilecek. Bana öyle geliyor ki teoride ve soyutta kalıyorsunuz. İşin pratiğini yeterince açıklamıyorsunuz. Fikirleriniz nasıl hayata geçirilecek. İstemekle olmuyor. Yol yordam lazım. Herkese aş, iş, ekmek lazım. Kimse para vermeden bakkaldan bir ekmek alamıyor, kahvede bir çay içemiyor. Sizin bahsettiğiniz ülkü ve ideallerin, inancın yaşaması için uygun bir ortam ve çevre lazım. Alternatif bir cemiyet ve onun kurumlarının nasıl teşkil edileceği üzerinde düşünmeniz lazım. İşte müslümanlar bunu gerçekleştiremediği için maalesef hazır toplumun ve düzenin geçerli kaide ve kurallarıyla yaşıyor. Bir çocuğunuz olsa okula göndermiyecek misiniz? Öğüt ve tavsiyelerin gücü çarşının, okulun, dairelerin, sokağın, bürokrasinin gücünü kırabilecek mi? Yoksa bunlarla karşılaşınca hepsi tuzla buz mu olacak. Bakıyorum ki bu düzeni beğenmiyenler, buna küfür düzeni diyenler bu düzenin kendilerine verdiği diploma ve ünvanlarla yeri gelince övünmekten ve bunlara sahip olmayanları küçümsemekten geri kalmıyorlar. Din alimi olmakla değil isminin altına prof. dr. yazmakla değerli olduklarını sanıyorlar. Hani sen bu düzeni reddetmiştin.

    YanıtlaSil
  13. Size de diyorum ki alternatif kurumlarınız var mı. alternatif okullarınız, iş yerleriniz, gettonuz varmı? Alternatif diplomalar verebiliyor musunuz. İnsanların şekli şeylere ihtiyacı vardır. İmanları her şeye yeter demeyin. Said Nursi bile bu ihtiyacı görmüş müritlerine Risaleyi Nur dersinden mezun alternatif diplomalar vermişti. Yoksa suyun akışına karşı gelemezsiniz. Avazınızı duyan bir avuç genç ve yoksul kimse olur. Sizin bu söylemleriniz bunların kulaklarına hoş gelir. ötesine gitmez.Varlıklı kimseleri, zenginleri kazanmak istemiyor musunuz? Sorumsuz olan ve düşüncesi henüz gelişmeyen gençlerin ve kaybedecek bir şeyi olmayanların desteği bir şeyi değiştirmez. Kendi ekmeğini henüz kazanmayan kimselerce dünyayı değiştirmek kolaydır. Biz de bir zamanlar kafamızda dünyayı değiştirecek fikirler taşıyorduk, herşeye gücümüz yeter sanıyorduk. Ama kazın ayağı öyle değil. Hiç kimseye cemiyetin havasına, gidişine uyun, rahat yaşayın, keyfinize bakın demek istemiyorum. Demek stediğim hayalleri bırakıp gerçekleri görmek ve attığımız adımdan sonra pişman olmamaktır. Müslüman akıllı ve fikirlidir. Gerçeği görmeden dünyayı değiştirmek mümkün değildir. İnsan ve toplum ancak tanınarak ve onları idare eden kanunlara uyarak değişir.Her istediğimizi yapamayız.

    YanıtlaSil
  14. Efendimiz de hayatın kanunlarını anlıyor ve onlara uyuyordu. Savaşlardan adam kazanmaya kadar her şeyde rasyonel ve gerçekçi davranıyordu. Misaller vermeye gerek yok. Çok iyi biliyorsunuz. Lütfen güzel fikirlerinizle fildişi kuleden inin ve uygulanabilir şeyler üzerinde fikir geliştirin. Yoksa bir zamanlar İhsan Eliaçık diye bir zat vardı derler bir müddet sonra unuturlar. Cahil cühelaya değil akıllı ve fikirli adamlara hitap edin ve onları kazanmaya, etkilemeye çalışın. Dünyayı değiştirecek şey fikirlerdir. Bir fikir atom bombasından daha tehlikelidir, daha yararlıdır, daha zararlıdır.Eleştirdiğim için bana kızma. Hakktan aşka bir şey aramıyorum..Selam ve saygılarımla aziz kardeşim.

    YanıtlaSil
  15. Ali Kaya Dogan kardeş;
    Zuhruf süresinde ki ayeti baglamından kopararak anlamaya çalışmak Kur'an ın bütünlügünü zedelemektedir. Ve ''Rabbinin rahmeti toplayıp yıgdıklarından daha hayırlıdır'', son cümlesi bize birşeyler söylemelidir.
    Servet konusunda dikkat etmemiz gereken önemli husus servetin miktarı degil, servetin nasıl ve hangi yollarla edinildigi olmalıdır.
    Kur'an ın indigi dönemi ve sosyo -ekonomik yapıyı göz önünde bulundurmak, KurAn ın ulaşmak istedigi insanlık durmunu dikkate almak ve ikisi arasındaki merhaleleri kendi zamanımızda mutlaklaştırmamayı iyi anlamalıyız kanısındayım.
    Eger insanlar Haktan gelene uyup hevalarına uymamış olsalardı, gene aynı insanlar birbirlerinin hak ettiklerine el uzatmazdı diye inanıyorum.
    Servet düşmanlıgı, fakirlik edebiyatı vb. yaklaşımlar bana göre 'düşük' olarak niteledigim argümanlardır. Yükselmek lazım...
    Bizi ilgilendirenin Hak, hak, varoluşa yükledigimiz gerçeklik, maddeye yüklenen anlam olmalıdır.
    Mutlak eşitlik yada mutlak adalet, bunların tanımını yapmak bile mümkün olmayabilir, ama genede bunların yolunda gitmek ve feda olmaya deger...
    ''Önemli olan dogruyu bulmak degildir, asıl önemli olan dogruyu aramakdır'' diye bir söz vardı, aklımda kaldıgı kadariyle. Gerçegi arzulamak, belkide ruhun işi bu olmalı...

    YanıtlaSil
  16. Sevgili Ali Kaya Aydoğan,

    Bizim islamcı kesimlerin zenginliği hazmedemedikleri bal gibi ortada. İşçi çalıştırıyorlar ama hakkını yiyorlar. Belediyenin taşeron şirketlerine bakman yeterli, belediye'nin kelle başı 2000 üzeri brüt verdiği işçileri 640 liraya çalıştıryor ve bu belirlenmiş hakkın kalan kısmını cukka yapıyorlar. Ama aynı işi yapan kadrolu işçi 1800 liraya yakın net maaş alıyor. Güverte personel alım ihalesinden haberin var mı. Bir şirket hiç bir meta ve değer üretmeden belediyeye işçi satıyor. İşçiden kar ediyor. İşçinin hak edilmiş parasını gasp ediyor. Dışarıdan bakıp konuşuyorsunuz. Belediyenin bir halk eğitim organizasyonunda üniversite mezunu insanların aylık 1000 liraya çalıştırıldıklarını, haftada 40 saat çalıştıklarını ve yazın işten çıkarılıp ekimde tekrar işe alındığını biliyor musun? Yoksa bu haksızlığa sesinizi çıkartmıyor musunuz? O şirket sahibinin eşi jip ebiniyor, üzerinden para kazandığı öğretmen kredi kartı batağında... Çünkü maaşlarını da 2 ay gecikme ile yatırıyorlardı. Uyanın artık...

    YanıtlaSil
  17. Kaleminize, kalbinize, vicdanınıza sağlık. Yazılarınızı okudukça göğsümün orta yer isancıyor.Yüze kitaptan ne kadar uzağız , ve ondan habersiziz. Ezbere, mış gibi bir dindarlığımız var.

    YanıtlaSil
  18. Allah'ın "seçtiği" kul yoktur. Allah'ı seçen kul vardır. Allah'ın sesine kulak veren, düşünen, anlayan, seven ve o'nu seçen. bir sandık seçimi değildir bu. bir yaşama tercihidir. bir tavır alıştır. her an gerçekleşen yüce bir harekete katılma bilinci ve eylemidir. tek bir Allah demek tek bir sınıf demektir. tek bir Allah demek tek bir halk demektir. tek bir Allah demek hiç bir tanrı demektir. açık ve apaçıktır. hiç şüphe yoktur. sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir toplumsal düzen Allah'ın tamamladığı ve bizlere emrettiği dinin kendisidir. ibadetlerimiz ise böylesi bir toplumsal düzene-harekete ruh kazandıracak olan özgürleşme eylemleridir. bu topraklarda aklımızı ve kalbimizi kaplamış olan "küf" ne kadar "eski" olursa olsun, Allah inananların yanındadır. Bu çırpınma boşuna, gerçekleşmekte olan O'dur. Allah bizleri iyiden, doğrudan, haktan ve halktan ayırmasın.

    YanıtlaSil
  19. çözüm gayet açık.Allahın iradesini yeryüzünde temsil eden, onun isimleriyle insanlara adeletle hükmeden ümmeti teşekkül etmek. sınıf ve ırk üstünlüğünün olmadığı ümmeti...gece eğitimi de onun çalışması...

    YanıtlaSil
  20. 3 yaşındaki çocuklar oyuncaklarını asla paylaşmazlar.. aslında ellerinin uzandığı hiçbirşeyi paylaşmazlar. bu onlardaki akıl yetmezliğinin bir tecellisidir. mülkün insana ettiğini hiçbişey etmemiştir insana. 3 yaşındaki çocuğa ceviriyor acımadan.

    YanıtlaSil
  21. comün yaşam bir ütopya sanırdım...
    geçenlerde volkan konak a ''kazancınızı ne yapıyorsunuz''dediklerinde şu yanıtı verdi.
    !!!Biz akraba ve yakın arkadaşlarımızla comün şeklinde yaşar ve kazancımızı paylaşırız.Benim etrafımda orkestram dahil kimsenin kart ve kredi borcu yoktur!!! dedi....
    şok oldum...adamların Das Kapitalden aldığı ruhu biz Kurandan alamıyoruz....şaka gibi...
    çözüm önerilerine gelince....
    borç ahlakını yeniden inşa etmekle işe başlanabilir...
    yakında millet sakız parası için bile bankaya seğirtecek....
    mesela M.islamoğlunun dediği gibi,hiç ihtiyacımız yokken borç alıp vadesinden önce iade edelim...
    sırf birbirimize olan güvenimizi ve yardımlaşma duygularını yeniden inşa etmek için...
    emin evim türünden yapılanmalar da yaygınlaşabilir...
    ama....
    galiba en büyük etkeni unutuyoruz....
    biz birbirimizi sevmiyoruz ki....
    yanyana gelmeye bile tahammül edemiyoruz...
    hatta aynı Allaha bile inanmıyoruz...
    algılarımız çok farklı...kuranın ilk muhatablarında bu uçurum olmadığı için
    ortak bir yaşamı başarmış olabilirler..
    bizim önce bunu aşmamız lazım...
    fikirlerini okuyup senin yanında durabilecek kaç müslüman bulabilirsin...
    ben sadece''kabir azabı yok'' dedim diye tekfiri yedim...
    sen ekonomik cennetin formülünü bulsan dahi kendini dinleteceğine emin misin?
    sağırlar arkalarını dönüp kaçarken sen onlara işittirebilir misin?
    KELLA!!!...................ama duyan birileri olacaktır az da olsa:):)

    YanıtlaSil
  22. Müslümanların kendilerini ve dünyayı yeniden inşaa etmesinin temellerinden bahsetmiş olduğunuz yazınız baştan sona Tevhid ve Kulluk(adalet) temelli bir dünya nizamından bahsetmektesiniz. Resulün şahitliğinde sunulan bu düşünce ağır ağır Kur’an okumaktan, Namazı gereği gibi kılmaktan geçmekte ve beslenme kaynağını oradan almaktadır.. Bu düşünce sadece ilahi kaynaklı olup tüm beşeri sistemlere itiraz eden bir düzendir. Böylesine açık delillere rağmen günümüz dünyasında insanlığın gücü elinde bulunduranların çıkarı için oluşturdukları sistemlere hala net bakış elde edememeleri oldukça şaşırtıcıdır. Bunun en büyük sebebi okuyup yazanların gereği gibi şahitler olamaması olsa gerek. Allah sizlerden razı olsun bizleri şahitlerden kılsın.(M.Furkan)

    YanıtlaSil
  23. İhsan bey elinize, aklınıza sağlık, Allah yolunuzu açık etsin...

    YanıtlaSil
  24. ihsan bey elene sağlık.Yazılarını okudukça ve yorumları gördükçe yalnız olmadığımızı ,her geçen gün sınıfsız islam toplumu için ümidim gittikçe artıyor.rabia bacı yazının altına binlerce kez imza atarım.rabbim hepimizin yardımcısı olsun.yolumuz çok uzun ve oldukça da çok zorludur.yılgınlık yok.

    YanıtlaSil
  25. sn eliaçık YAZILARINIZLA İSLAMA ve MÜSLÜMANLARA zarar verdiğinizin farkında mısınız? sizin yaptığınız HAKKI BATILA KARIŞTIRMAK ve HAKKI gizlemektir. yazılarınızda İSLAMdan çok SOSYO-EKONOMİK FİKİRLER var.Olsun ama BUNU İSLAMI ANLATIRKEN yapmayın.İSLAMI FİKİRLERİNİZE alet etmeyin.Dini yorumluyorum diye kendi egonuzdan kopan düşünceleri kabullendirmek için İSLAMI kullanmayın. İNFAK edin ZEKAT verin Dünyaya kalben bağlanmayın BUNLAR en cahil KİŞİLER tarafından bile bilinen hususlardır.bunları söyledikten sonra AMAÇTAN SAPMAYIN. bunlar da herkes tarafından bilinen kabul edilen hususlardır. ele aldığınız konuların en başında İNFAK geliyor.şimdi nefis ve kuran açısından baktığımızda İNFAKtan daha büyük olan şeyi söyleyim:CİHAT Allah yolunda canını verme.ÇÜNKÜ CAN MALDAN daha kıymetlidir.biraz da CİHATTAN bahsedin.Ya da dediğime gelin.FİKİRLERİNİZİ İSLAMLA karıştırmayın LÜTFEN İSLAMı heva ve heveslerinize uydurmaya çalışmayın.Allah hidayet versin.selamlar.

    YanıtlaSil
  26. kendi hevalarını din edinenlerden olmamak için kuranın ayetlerini ÇARPITMAMAK gerek.hele kendi ideolojilerini KURANI ve ayetlerini kullanarak yaymaya çalışmak Kuran ve Allah ile aldatmaktır.siz SOSYO-EKONOMİK modelinizi KURAN ile irtibatlandırmadan anlatın isteyen faydalansın.fakat kuranın dünya ve ahireti yani HERŞEYİ kapsayan ayetlerini SOSYO-EKONOMİK bakış açınıza hapsetmeyin.Kuranın mesajını veriyor görüntüsü içinde kendi mesajınızı veriyorsunuz.Kuranın infak sosyal yardımlaşma zekat gibi TEMEL MESAJLARINA EVET fakat olayı bu mecraından çıkararak dünyevi bir modele hapsetmenize HAYIR.hakkı batıl ile karıştırmayın.Hevasını din edinenler gibi kendisini ve tabi olanları yanlış yollara iletmeyin.Allahtan herkes için hidayet dilerim.

    YanıtlaSil
  27. İhsan Bey kardeşim,

    Akşam sizi izledim. İkide bir kahkahalar atan o adamların içinde bulunmanız hiç hoşuma gitmedi. Her lafa gülüp duruyorlardı. İslam ciddiyet ve vakardır. Sizi de kendilerine bensetmeye çalıştılar. Sakın bi daha böyle adamların arasına katılmayın. Sizin derdiniz ne onların ki ne!... Onlar sanki işin şakasındaydılar. Mazlumun, mağdurun, yoksulun derdiyle yüreği yanan sizin gibi bir adamı anlamaktan çok uzaktılar. Bir komünist,bir solcu, bir dinsiz olsaydı sizin dile getirdiğiniz dertlere karşı ağlardı, gülmezdi. Güleriz ağlanacak halimize. İslam ve muhafazakarlık ve dindarlık büyük bir ahlaktır. Bir tek sahneyi akşam görünce seyretmekten içim sıkıldı ve tamamınına bakmaya dayanamadım. Bilmem yanılıyor muyum? Allahın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun aziz kardeşim!

    YanıtlaSil
  28. abdullah guler25 Eylül 2010 23:58

    ALLAH EKBERRRR

    ALLAH Sizler gibilerin sayısını artırsın. YILLARDIR EVET BÖYLE HABERCİLER NİYE ÇIKMIYOR DİYE DÜŞÜNÜYORDUM

    32 farzlarda 52 farzlarda islamın şartlarına nicin bu infakı koymadılar diye düşünürdüm. EVET SİSTEMİN FİRAVUNLARI hep infak konusunu geri plana attırarak insanaları kendilerine kul olmasını zayıf düşmesini isteyerek daha iyh yönetmeyi arzulamıştır.
    Muhammed sav. ve dostlarının yaptığı malda canda amelde paylaşma organik yapısını kurmalı ama bu iman ve gönül birlikteliğiyle komili olmalı. kominst sistem gibi devlet dayatmasıyla olmamalı.

    ALLAH Emeklerinizi boşa çıkarmasın önümüze çıkan engelleri aşmamızı nasip etsin.

    YanıtlaSil
  29. "mal-mülk" ve elde edilen gelirin bir kısmının sürekli bir şekilde dağıtılması hususunda devamlı bir şekilde bizi uyarmanızı rica ediyorum kendi adıma.

    insan günlük hayatta unuta-biliyor. kazandığının bir kısmını sürekli ( (mesela ayda bir yahut 2 ayda bir) dağıtması, ihtiyaç sahiplerine vermesi gerektiğini hiçbir zaman unutmamalı.

    her zaman mülk yazılarınıza devam... durmak yok yola devam ihsan hocam...

    YanıtlaSil
  30. CUMA ÖZÜSAN KARDEŞİME AYNEN KATILIYORUM. SAYIN İHSAN BEY, SİZ HER NE KADAR BUNLARI BİR FIRSAT BİLSENİZDE, BU TARZ LAUBALİ VAZİYETLER BU ELMAS HAKİKATLERİ CAM KIRIKLARI MESABESİNE İNDİRİR.
    SAYGILAR

    YanıtlaSil
  31. Pazar artıklarını toplayan kadının dıramını çok mükemmel bir şekilde dile getiren Tarık'ın çok ciddi konuları anlatan ve insanlığın yarasına parmak basıldığı bir proğramda nasıl sulu ciddiyetsiz olduğunu anlayamıyorum, Bu dinin, ciddi dert edinmiş kişilere çok ihtiyacı var. Kafa denginin en güzel ve faydalı konuğu olarak İhsan hocayı konut ettiği için teşekkür ediyorum. popilimz yerine dert edinen gözyaşlarına ortak olan acıları paylaşan proğramlar diliyorum. Bunun tv ekranlarında mümkün olmadığını bildiğim halde. Çünkü o ekranlar da "la ilahe" ve "adalet" temelli inançların anlatılması mümküm görünmüyor. Selam ve saygılarımla...

    YanıtlaSil
  32. Rabia sivas kardeşin yazdıklarından çok etkilendim ve duygularıma tercüman olmuş,yüreğine sağlık.Hocam size zaten diyecek sözüm yok.Yaptığnız tebliğ nebevi bir tebliğdir,görevinizi yaptığınıza,yapma gayretinize şahidim.Bizler de uyramaya çalışalım,bir kişiden nolur demeyelim,tekfir edilsek bile kınayacakların kınamasından korkmayalım.Selam ve dua ile.....

    YanıtlaSil
  33. Türkiye nüfusunun en zengin %20lik kesimi, en yoksul %20lik kesiminin 9,5 katı kadar gelire sahiptir. Farz edelim ki bu en zengin %20liğin elinde 40 lira var; en yoksul %20liğin elinde ise yaklaşık 4 lira olduğu anlamına geliyor. Bu %20lik en zengin kesimin eksiksiz bir şekilde gelirlerinin kırkta birini zekat verdiklerini varsayalım. Sonuçta zenginlerin elinde 39 lira, yoksulların elinde 5 lira kalır. Hiç yoktan iyidir elbette diyebilirsiniz; fakat bu uygulamayı tek başına sosyal adaleti yerine getirecek bir uygulama olarak yutturmaya kalkmak ya cehalettir ya art niyettir.

    YanıtlaSil
  34. Yasin Tahtalı24 Ekim 2010 03:32

    bazılarını anlamakta zorlanıyorum, ama anlamaya da kalkmamam gerekiyor galiba. maddi zenginliğin kaynağı bellidir, hem de net olarak, emek sömürüsü, bu inkar etmek ne imana, ne insafa, ne vicdana sığar, hiç kimse savunma yapmasın, bugün kendini müslüman zanneden onbinlerce patron devletin belirlediği asgari ücret seviyesinden işçi çalıştırıyor. ramazan/kurban bayramlarında erzak dağıtarak kendince zekat verdiğini iddaa ediyor, veya ülkede yüzbinlerce insan açlık sınırında yaşarken bilmem kaçbin dolar harcayarak hacca gidiyor... oysaki gerçekten müslümansa bu kişiler, çevresindeki aç bir aileye verse bu parayı daha hayırlı bir iş yapmış olacaktır. düşünün hac ziyaretleri için arabistan da 7 yıldızlı oteller yapmışlar. altın kaplamalı otel dizynları falan. ve buralarda günlük konaklamalar binli dolarlar seviyesinde, orada hacca gidenlerin müslümanlıkla yakından uzaktan ilgisi olmadığı gayet açıktır. yani bugün sermaye tarafında olmak nasıl bir müslümanlıktır, anlamıyorum. şunu iyi bilin Allah'ın esasında hiçbirimizin imanına ihtiyacı yok, ama ezilenlerin müşgül durumda olanların yardımımıza ihtiyacı var. maalesef İslamiyet bugün sermayenin sömürü düzenin bir kalkanı olarak kullanılıyor. tekrar ifade ediyorum, sosyalizme sırtını dönen hiç bir kime İslamiyete inandığını söylemesin, esas Sosyalizm İslamiyetin hedeflediği amaç ettiği eşitliği ve özgürlüğü insanlara sunuyor, gerçek bir Müslüman bugünkü koşullarda sosyalist programlara destek vermek zorundadır, yoksa kendisini...

    YanıtlaSil
  35. muhteşem...
    sözün bittiği anı yaşıyorum
    az çok kıyısından köşesinden bildiklerim harika bir anlatımla ancak böyle büsbütün kusursuz ifade edilebilirdi
    müteşekkirliğimi nasıl ifade edebilirim bilemiyorum
    yazmaya ancak yazının tümünü okuduktan sonra gözümden akan yaşlar dinince başlayabildim
    hayatımda yepyeni bir sayfa açtınız ihsan eliaçık
    binlerce kere teşekkürler...

    YanıtlaSil
  36. Vur deyince öldürmenin, kurunun yanında yaşları yakmanın en iyi örnekleri bu yazılar. Her kuran okuyup meal çıkaran malesef fetva verecek makama ulaşamıyor. Yazar güzel sözlerle ve edebiyatı ile bişeyler anlatıyor ama sanki; yabani otları ayıklayıp yolarken yararlı ekinlerden bazılarını da koparıyor. Dikkatli olmak lazım. Herkes edbiyat yapıyor şu zamanda..

    YanıtlaSil
  37. :))) tersinden okumuşsun herşeyi...

    YanıtlaSil
  38. mahmut yılmaz2 Ocak 2011 02:21

    hamd alemlerin RABBİNE selat ve selam ALLAH RESÜLÜNE,MUTAHHAR EHLİBEYTİNE olsun. güzel söze ne denir? maşallah,barekallah kıymetli ihsan hocama ufkumuzu,idrakimizi,zihnimizi aydınlattığı için tebrik ve takdirlerimizi sunarız. peygamber(saa)in yanındaki fakir sahabeler geldi bir an aklıma... onlar hiç ayrılmamışlar,hep yakından takib etmişler,adeta gölgesi olmuşlar ALLAH RESÜLÜNÜN(SAA). ammar bin yaser,mikdad bin esved,bilali habeşi, ebu zerr el gifari,zeyd bin harise,musab bin umeyr, abdullah bin mektum ve ali bin ebu talib......HEPSİNEDE SELAM OLSUN. saydığım isimlerin yegane özelliği fakir ( ama muhtaç olmayan) olmaları idi. dünyaya küs , ahirete barışık insanlar.itibarlı,onurlu,şerefli,bir o kadarda asil. ömürleri ebu sufyanla ,muaviyeyle mücadele etmek olmuş.bu zamanın alilerini,ammarlarını,ebu zerlerini,musablarını görmek isteyenler ihsan hoca ve onun gibi düşünenlere baksın. tebrikler,tebrikler,tebrikler.AMASYADA isminizi ve fikrinizi yaşatmak temennisi ile hepinizi garibanların,fakirlerin,RABBİNE emanet ediyorum.

    YanıtlaSil
  39. Baska bir yorumcunun dedigi gibi hic anlamamissiniz gercekten. Bu cok normal. O kadar uzun suredir musluman dunyada saltanat ve zenginlik kutsaniyorki tersbirsey soyleyen garip kaliyor.

    İslam'a gore kisisel zenginlik kotu degil ancak bu zenginligi paylasmamak kotudur. Ne kadar paylasacagiz sorusu geliyor akabinde. İhsan Eliacik diyorki ac yatan varken, sokakta yatan varken paylasim maksimum olmali. Bunu bence bu sozlerin muhataplari anliyorlar ama yapmak cok cok zor. Bu nedenle topu taca atma cabalari basliyor.

    İhsan Eliacik diyorki kapitalizmle mucadele İslami zengin cikartmak veya finans kurumlari kurmak degil, zenginligi ve yardimi yaymak, halka indirmek.

    Bunun nasil yapilacagina da İhsan Eliacik degil, zenginlerimiz kafa yorsa biraz ? Nasil olur ?

    Katiliyorum yeni is yerleri acmak, fabrikalar kurmak hep iyi seyler. Bunlar bir de genis katilimli ortakliklarla, vakiflarla yapilirsa zenginlik yayilir.

    O zamanda İslam olupda havuzlu villada yasamak gibi bir durum azalir. Kendi borclu iken vefat eden bir peygamberin ummeti nasil kendine en luks tuketim urunlerini hak gorur anlayamiyorum ? Buna jeep, pahali elbiseler, luks lokantalar vb her turlu luks tuketim urunlerini katabilirsiniz. Cok para kazanabilirsiniz ama Muslumansaniz, orneginiz Hz.Muhammed Mustafa (SAV) ise o parayi kapitalistler gibi yiyemezsiniz. Hele hele her yer ac insan doluyken. Yerim diyen varsa İhsan Eliacik'da uyari gorevini yapiyor. Dogrusunu yapiyor.

    Peygamberin getirdigi İslam tekrar tum yonleriyle, tum gucuyle ortaya cikmadan bu zillet devam edecek, jeepde kullansaniz, en pahali esarplari da taksaniz.

    İslami arastirin, Ebu Cehil ne kadar muhafazakardi, neydi derdi arastirin ? Kafir, put, mulk ne demek gercek manada ogrenin, sonra tekrar okuyun bu yazilari.

    İhsan Hocama'da kucuk bir elestiri, Hocam bu kavramlari sosyalizm vb diyenlere lutfen sosyalizmi konusarak cevap vermeyin. Sizi anlayan anliyor, ancak ne sosyalizmi ne kapitalizmi bilmeyen insanlar, sizi İslam disi konusuyor diye dusunuyor. Avam beni ilgilendirmez demiyorsunuzdur ama gene de lutfen dikkat. Uzaklasin bu Marx, sosyalizm vb terminolojilerinden size zorla sorsalar bile. Bunu soran solcu ise niyeti zaten kotu, musluman ise biraz bilincsiz. İslam aciklanmak icin sadece Kuran'a dayansa yeter. Yoksa fenis halk kitlelerine sizi yanlis takdim edecekler. Bu kadar calisiyorsunuz, yaziyorsunuz, ancak sizi nazara yanlis verip sonuc almanizi engelleyecekler. Sizin gibi bir beyin marjinalize olmamali.

    YanıtlaSil
  40. senin gibi arkadaslara makale okumak yasaklanmali:)

    katlettin güzelim makaleyi

    YanıtlaSil
  41. senin gibi arkadaslara makale okumak yasaklanmali:)

    katlettin güzelim makaleyi

    YanıtlaSil
  42. Müşrikler ve onların bu zamanda ki çadgaşları hangi kılıfa girerseniz girin hep aynısınız dünyevisiniz,malperestsiniz dün mekkede ki çagdaşlarınız biz hanifiz diyorlardı siz müminiz diyorsunuz al birini vur ötekine.Firavun olmak firavun destekçisi yada özentisi olmak sizin varyasyonlarınız bunlar ama sizi her türde tanıyoruz hatta bu sayfada bile hangi zihniyetlerde türediginizi biliyoruz.Hocam size de Selam olsun Mert kardeşimin eleştirisine bende katılıyorum sosyalist marjinal kavramlardan uzak durun Allah hepimizle beraber bir insan anlamasa bile bizi.

    YanıtlaSil
  43. KUR'AN OKUMAK, ÖĞREN VE ÖĞRETTİR. İLAHİYAT ÖĞRETMENLİĞİ YAPMAK BÖYLE İŞTE. AKLINA SAĞLIK SEVGİLİ HOCAM

    YanıtlaSil
  44. Kendimi çaresiz hissettiğim birçok konuda bana yol gösteren bir yazı. Programlarınızı da takip ediyorum. Çok açık ve net anlatıyorsunuz. İnanın bana, artık her şey daha anlamlı, daha akılcı. Çok teşekkür ederim. Hakkınızı helal edin. Keşke bi de, Yaşayan Kuran'ı sitenizden okuyabilsek..

    YanıtlaSil