16 Mart 2009 Pazartesi

BAŞÖRTÜSÜ AFORİZMALARI

İster “türban” deyin, ister “başörtüsü”…
İster “yemeni” deyin, ister “yaşmak”…
İster “Türban ayrı başörtüsü ayrı” deyin, ister “Bu ikisi aynı şey”…
İster “Kur’an’da başörtüsü yok” deyin, ister “Başörtüsü Allah’ın emri”…
Bütün bu iddia ve savunmaların artık bir anlamı kalmadı.
Çünkü…
“Bu dünyanın direği yok, merhameti yüreği yok, klavuzun gereği yok,

yolun sonu görünüyor…”


***


Saçını, tek teli görünmemecesine sıkı sıkıya örtüp, altından kot pantolonla (hatta göbeği görünerek) dolaşan türbanlı kızları görünce şaşırmayın.


Keza “Laiklik elden gidiyor siz tutturmuş asfalt istiyorsunuz!” diyen belediye başkanlarına hayret etmeyin.


Çünkü…


Türban “türban” olmaktan…


Başörtüsü “başörtüsü” olmaktan…


Laiklik “laiklik” olmaktan çıktı artık.


Artık bunlar ne sosyal, ne siyasal, ne tarihi, ne de dini kavramlar değil.


Bunların hepsi artık birer “psikoloji” kavramı…


Pisikologları ve pisikiyastristleri ilgilendiriyor.


Bu nedenle de bunların ne olduğuna dair sağlıklı hiç bir tartışma yapılamaz; boştur, saçmadır, abestir…


Böylesi süreçlerden sonra normalleşme epey zaman alabilir. Toplumsal psikolojinin tedavi edilmesi uzasa da sonunda olup bitenler “Neydi o günler” diye hayretler içinde kalınarak ve yaptıklarına inanılamayarak anlatılır hale gelinir. Ama bu arada epeyce de kurban verilir. Bir kuşak, iki kuşak hatta üç kuşak…


Tarihe bakın hep öyle oldu, bu da öyle olacak.


***


Evlendiğimde eşim başörtüsü mağduruydu. Mezun olduğu okuldan diplomasını zar zor almıştı. Geçen yirmi yıl boyunca yazdığım yazılar ve konuşmalar nedeniyle mahkemelerde çok hesaplar verdim. 28 şubatta 30’u aşkın davada ciltler dolusu savunmalar yaptım.


Çocuklarımız böylesi bir aile ortamında büyüdü.


Şu an iki kızım üniversite kapısında ve yine aynı dert…


Onlar anne ve babalarını hep “yaşam ve haysiyet” kavgası içinde görerek büyüdüler.


Kimbilir ruhlarında ne fırtınalar esti.


Bunun için “başörtüsü” onlar için de anormal bir şey haline geldi. Kimi kadınların veya ailelerin haysiyet simgesi olduğunu düşünerek büyüdüler hep.


Aynı şeyi bütün evlilik ve aile hayatını başıaçık olabilmek için geçiren, devrimden sonra bundan başka bir şey görmeyen, çocukları onları hep böyle görerek büyüyen, örneğin bizimle aynı yıllarda evlenmiş bir İranlı aile için de düşünmekteyim. Bu konuda Türkiye ve İran’daki uygulamanın her ikisini de eleştirdiğimi yazılarımı takip edenler çok iyi bilirler…


***


Fakat yeni kuşakta başka bir şey var.


Kızımla konuştuğumda şaşırıyorum.


Artık onlar (yani ikinci kuşak, hatta üçüncü) gerekçe üretmeye ve kendilerini savunup durmaya iltifat etmiyorlar.


“Haysiyet”in ne demek olduğunu bilfiil görmüşler.


Örneğin kızım birisi niçin başını örttüğünü “buyurgan bir edayla” sorduğunda öfkeyle dikiliyor; “Sana ne?, Sana neee?”


“Türban siyasi simgedir” falan diye gına gelmiş lafları duyduğunda “Senin ki (başının açık olması) ne peki?” diye tersten cevaplar veriyor.


“Senin örtülü olman beni tehdit ediyor” ezberini duyunca “Senin açık olman beni ne ediyor? diyerek hiç de alttan almıyor.


Sanki dağdan aç kurtlar iniyormuş gibi “Türban ilkokula indi” veya sanki bir pislik veya mikrop yayılıyormuş gibi “Devlet dairelerine de girecek, hatta meclise de inecek, her yere yayılacak” diyen birisine “Sen yayılmışsın zaten babam” diye efelik cevaplar veriyor.


***


Buradaki pisikoloji şu: Sen kimsin? Sana ne? Bana nasıl üstten bakarsın?


Pisikolojik bir kavram haline geldi dediğim böyle bir şey.


Burası önemli.


Gel gör ki “buyurgan baylar ve bayanlar” bunu bir türlü anlamıyor.


Eskiden kırk dereden su getirilir; Allah’ın emridir, kimliktir, insan hakkıdır şudur budur diye savunmalar yapılırdı. Kendileri savunma ve gerekçe üretme, karşıdakiler ise sorgulama ve hesap verme makamında görülürdü.


Yeni kuşak bunu reddediyor. “Sana ne, sen kimsin?” diye isyan ediyor.


Burası önemli.


Çünkü önce “hesap soruculuk” reddedilmeli.


Zihnen “yetkisizlik ve görevsizlik” atfedilmeli.


Kendini aşağılarda görmemeli.


“Kana kan intikam!” peşinde koşulmamalı.


“Sen neysen ben de oyum. Senin olduğun her yerde (okulda, devlet dairesinde, mecliste, orduda her yerde) olurum ve olacağım!” denmeli.


“Fakat” demeli ve eklemeli; “Senin bana reva gördüğünü ben sana asla yapmayacağım, aramızdaki fark sadece bu!”


Yani sana yapılanı, eline fırsat geçtiğinde aynıyla sen ona yapmayacaksın. Yaparsan o gün, orada bittin demektir.


Çünkü kanı kan değil su temizler.


İşte bu “vicdanın” önünde kimse duramaz.


“Adalet” eninde sonunda galip gelir.


Yeter ki vicdandan ve adaletten ayrılmayın.


İkinci kuşakta, olmadı üçüncü kuşakta…


Yazın bir kenara...

19 yorum:

  1. Nur Suresi 31. ayette geçen hımar kelimesi Arap dilinde BAŞ harici hiçbir organ için kullanılmaz.
    Örneğin ÇORAP dediğimiz de ki bu da arapçadan geçen cevrabun kelimesidir.AYAĞA nisbetle kullanılır.
    Türkçe bilen hiçbir insan "ayak çorabı" deme ihtiyacı hissetmez çünkü "çorap" ayağa nisbetle kullanılır ve sadece ayağa giyilir.
    Ayette geçen "hımar" kelimesi sofra örtüsü değildir.
    Baş örtüsüdür.
    Bel'am ların yaptığı "Kitaba uymuyorsan kitabına uydur" yöntemi her devirde olmuştur ve bu şahısların oyunlarını bozacak olan insanlar da her devirde olacaktır.

    YanıtlaSil
  2. XUMUR HERHANGI BIR ÖRTÜ DEGIL BASI ÖRTEN ÖRTÜDÜR, TIPKI SERXES (SARHOS DENIYOR TÜRKCEDE= KÜRTCE KAFASI HOS) YAPTIGI ICIN ICKIYE XUMUR DENILDIGI GIBI. CÜNKÜ XUMUR YANI ICKI KAFAYI / SER`I ÖRTÜYOR. KURANI KURANLA ACIKLAMAK BU KADAR BASIT ASLINDA. AMA
    BASÖRTÜSÜ BU AYETLE ICAD EDILMEMISTIR, DINDAR INSANLARIN (GEREK GELENEKSEL GEREK ESKI DINLERDEN KAYNAKLANARAK) O ZAMANLARDA ZATEN TAKTIGI, YANI MEVCUT OLAN BIR ÖRTÜNÜN DOGRU DÜRÜST, DIGER CEKICI YERLERINI DE KAPLAYACAK SEKILDE KULLANILMASI GEREKTIGI VURGULANMISTIR NUR SÜRESINDE.
    NUR SÜRESINDEKI AYET BASÖRTÜSÜNDEN DAHA FAZLASINI EMRETMISTIR, TESTTÜRÜ PEKISTIRMIS BÖYLECE GÜZEL SEYLERIMIZI GÖSTERMEMEMEMIZ GEREKTIGINI, SOSYAL BIR AHLAK OLUSTURMUSTUR.
    BILIRIZ KI DINLER HER DÖNEMDE ÖRTÜNMEYI VE GÜZEL SEYINI SAKLAMAYI, SEKÜLERIZM ISE HER ZAMAN ACILMAYI VE GÜZEL NEYIN VARSA GÖSTERMEYI EMRETMISTIR.
    DIN SAKLAMAYI EMREDER:ÖRENEGIN BAZEN GÜZEL SEY'IN HERKESE YETMEDIGINDEN KARSISINDAKILERE MUTLULUK GETIRECEGINE IZDIRAP'A NEDEN OLABILMEKTEDIR.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu kitab moda kitabı olabilir de diyosun yani
      sana lut kavminin haberi gelmedi mi?
      helak edilen bu kavim için Allah sekereler (sarhoşlar) diyor
      peki ne yapmışlar da sekere olmuşlar?
      sence gezi parkında din buyuran öküzler istemezük diyenler mi sekere
      yoksa milli içkimiz ayrandır diye yalan söyleyenler mi?
      esen kal.







      Sil
  3. Nur Suresi 31

    "Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayetteki “hımar” kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir. Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı ‘res’ ile vurgulanır.

    Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) “Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyüdnine” fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir."
    Kaynak:
    http://www.kurandakidin.com/bolumler/22-basortusu-ve-kapanma.asp

    YanıtlaSil
  4. En baştaki yazıyı bir daha okuyun.

    YanıtlaSil
  5. Ayette geçen: HuMuRi = Örtüler ifadesi, HıMaR = Örtü ‘ifadesinin Çoğuludur.
    HıMaR (Genel) Örtü Anlamındadır: Yere, Pencereye, Koltuğa, Masaya .... Başa konulduğunda; Yer, Pencere, Koltuk, Masa .... Baş Örtüsü olur. Kilim, Perde .... gibi Tüm Örtüleri kapsar. Mikna, Nasıyf .... Şapka gibi “Özel Başörtüsü” Anlamına gelmez. Özelini ifade edebilmek için; “Hımar-ür-Res” Gibi, “Ait olduğu Şeyle birlikte” kullanılmalıdır.
    Bu durum; -HıMaR’ın Genel Örtü Anlamında olduğu- El Mucem ul Vasıf, El Müncid, Lisan-ül Arap, Tacul Arus gibi Arapça sözlüklerde; ve
    http://www.arapcasozluk.net/arapca_bul.asp ayrıca#“Lisan'ul Arab'da, şarap aklı örttüğü için “Hamr” adını almıştır demektedir. Akıl da baştadır, bu durumda hımar da baş örtüsü olur.”#Hamr'ın (şarabın) aklı örtmesi ve akıl-baş ilişkisinden hımarın da baş örtüsü olduğu iddiası, son derece tutarsız bir zorlamadır. Buna karşıt olarak, basit bir ters mantıkla baş-akıl ilişkisinden de “hımar başı örter”, akıl da baştadır, “öyleyse hımar akıl örtüsüdür” ve öyleyse şarapla aynı hükümdedir denilebilir.Bu iddianın çürüklüğüne dair çok daha önemli bir delil, Kur'an'a göre aklın sadece “baş” ile ilişkilendirlemeyeceği gerçeğidir. Çünkü Kur'an vahyine göre akıl başta değil, kalptedir. (Bkz. Hacc Suresi 46'ncı ayet)
    Lisan'ul Arab'da: HMR kökünün tef'il sigasındaki kullanımı Tahmir (تخْمِيرُ) sözcüğünü şöyle tanımlamıştır:
    “Yüzünü ört” ve “testini ört/mayala” derken olduğu gibi. (خَمَّرَ وجْهَهُ وخَمِّرْ إِناءك)
    Yüzü örtmek için “tahmir” fiili kullanlabiliyorsa, bu durumda hımar, yüz örtüsüyani peçe olur.Ayrıca açık bir şekilde 1000 yıl önce de mayalamak anlamına geldiği görülen tahmir, bu anlamını kökenbilimsel olarak, mayalamak için testinin üzerinin örtülmesinden alıyorsa, bu durumda hımar, testi örtüsü de olur!
    Gelenekçiler sözlüğün bu kısımlarını görmezden gelmektedir!

    YanıtlaSil
  6. Sayın İhsan Eliaçık,

    Elimden geldiğince yazılarınızı ve katıldığınız tv programlarını takip ediyor ve birikimlerinizden istifade ediyorum, sağolun, Allah yardımcınız olsun.

    Kur'an ayetlerine ait yorumlarınızı denen sözün aslında ne demek olduğunu vs anlattığınız yazınızdan da özellikle etkilendim.

    Ama, doğrusu bu örtünme ile ilgili kur'an'ın aslında ne demek istediğini anlatacağınızı sandığım bu yazınızda biraz şaşırdım...

    "Bu nedenle, örneğin “Denizin yarılması”, “Salih’in devesi”, “İbrahim’in kuşları”, “Süleyman’ın karıncaları” vs. ile niye uğraştığımı soranlar, bilmelidirler ki, bu sorunun muhatabı ben değilim. Derim ki: Vahyedene sorun!"

    "Tıpkı Hz. Peygamber’in Hz. Ebubekir’e “Dün gece Kudüs’e gittim” demesinin “Kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah’ın şanı ne yücedir” (17/1) şeklinde ayetleşmesi gibi. Yoksa Hz. Aişe’nin “Bütün gece yanımdaydı” demesinden de anlaşılacağı gibi “fiziki” olarak bir yere gidildiği yok!


    Bunlar vicdanî, manevî ve ruhanî görüm olarak anlatanın vicdan, ruh, gönül ve dil dünyasında olup bitmektedir.
    "

    "Bilge kişi, çimenler üzerinde oturarak Hz. Musa’ya nasihat ettiği için, buradan, yeşillik demek olan Hızır ile ilişkilendirildi ve verdiği mesaj olan “Her an her yerde olan Allah” da her an her yerde bitiveren “Hz. Hızır” oldu!"

    vs gibi bir çok anlatınızdan çok etkilendim...

    İçtenlikle soruyorum; Kur'ana göre cevaplamınızı da rica ediyorum, Tüm kainatı yaratan akıl ve kuvvet, öyleki bu yaratma O'nun varlığında zerre eksiltmiyor, neden kadının örtünmesini istesin?

    Kadının saçından tahrik olan erkek, nasıl bir müslümandır?

    Uzun saçlı, yakışıklı bir erkek de kadınlara hoş görünmez mi?

    Vesselam.

    Mehmet Karabulut

    xm_karabulut@yahoo.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şimşek
      SEVGİLİ MEHMET KARABULUT
      yazınıza aynen katılıyorum.ihsan beyin bu başlıktaki yazısı benide şaşırttı.çok citti bir yazı olmamış.kaleme alınmasada olurdu.bende soruyorum.yaratıcı neden kadının başını örtmesini istesin.?

      Sil
  7. Kurandaki örtünme nasıldır? Sizi beğenerek izliyorum. Bu sorumu açık bir şekilde yanıtlamanızı bekliyorum. Saygılarımla.
    Ünal

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kurandaki örtünme 7:26 da açıklanıyor
      sevgiyle

      Sil
  8. Ben de bu soruya yanıt arıyorum inanmış bir kadın olarak. Saçın görünmemesi ve eşarbın kaymaması için takılan boneden dolayı saç dökülmesi sorunu yaşıyor bir çok kadın. Sıcak iklim şartlarında örtünmeyi anlayabiliyorum güneşten korunmanın başka bir yolu yok. Tek göz olayını bile anlarım çünkü güneş gözlüğü yok. Peki kadınlar çarşaf ve peçe ile nasıl kendileri olabilecekler. Allah'ın istediği gerçekten bu mudur? Fıtrata uygun olmadığını dşündüğümden soruyorum.

    YanıtlaSil
  9. Yalnizca merak eden bir insan olarak soruyorum. Son yorumda gecen ortunmenin sicak iklim sartlariyla alakasi varsa, ki bana gore (yanlis anlamayin lutfen) pek mantikli degil, erkeklere niye benzer tavsiye ya da sart kosulmamis? Yaratici eger erkeklere bir sinav vermek istiyorsa, bu sartlar altinda nefsine hakim olmalarini sart kosmak yerine neden kadina ortunmesini emrediyor ya da oneriyor? Ayni sekilde, erkeklere benzer sekilde bakan kadin icin neden daha kapayici bir kural koymuyor? Aydinlatirsaniz cok sevinirim. Saygilarimla.

    YanıtlaSil
  10. Selam Kardeslerim,

    herseyden evvel akli basinda bir kadin kendisi bilir neresi caziptir neresi degil.

    Bu kadinlarin kendi bilecegi birseydir esasinda, kime ne oluyor Allah Askina her kafadan bir ses cikiyor.

    Ayetler keyiflere göre meallendiriliyor, dahasi yetmedi yok bilmem kim bilmem kimden ne rivayet etmis....

    Kadinin derdi erkekleri mi gerdi, herkes en mühim olan takva yoluna sarilsin.

    Islam'in civisini cikardirlar asirlardan beri. Sanki yüce Alla (hasa) bilememis nasil izah edecegini, herkes alim kesildi.

    Zekatlarda, namaz rekatlerinde bir karara varildi sanki de basörtüsü/örtünme konusu kaldi bir eksik olan.

    Isteyen istedigi gibi kapansin, ama Allah'in Emri diye yutturmasinlar.

    Bir tanecik ayet üzerinden carsafa peceye kadar uzandilar.

    Hani her konuda degisik ayetlerle misaller veriliyor aciklaniyordu Kur'an'da?

    Madem yok, abuk sabuk sorularla Din'in civigini cikarmaya lüzum yok.

    Kadinlar da aynen erkekler gibi sorumludurlar Allah katinda.

    Erken kadinin dünya ve ahiret avukati degildir.

    Bir anlasaydik sunu.

    Selam ve dua ile.

    YanıtlaSil
  11. Bütün bunların baş örtüsü vs inançla ne ilgisi var çok saçma din vicdanda başlayıp yaşamda görünen ete kemiğe bürünen birşeydir bu örtünme meselesinde İhsan Bey'e katılmıyorum ne yazık ki...kendisinin düşünceleridir bunlar fakat önceki yazılarını okudum bu makale diğerleriyle çelişiyor yada bu konuda daha derin düşünmekten kaçınmış nedense...bir kadının giyimi kendi meselesidir erkekleri tahrik etmek gibi bi düşünce taşıyorsa bir kadın neresini kapatırsa kapatsın bunu başarır niyettir esas olan ayrıca beni yaratanIN BENİM BAŞIMLA ÜSTÜMLE İLGİLENMEKTEN ÇOK DAVRANIŞLARIMLA ilgileneceğinden hiç şüphem yok...baş örtüsü benim açımdan bir dindarlık ölçütü hiçbir zaman olmadı...ve ne yazık ki bu meseleyi siyasallaştıranlar ve de buna destek verenler tam aksini düşünmemize neden oldular...oysaki en başta başını örtmeyi tercih etmiş olan bayanlar bu konunun bir siyaset meselesi yapılmasına karşı olmalıydılar...

    YanıtlaSil
  12. herşey'den önce kendi düşüncemi söyleyeyim:
    baş örtüsüne karşı falan değilim, ancak başörtüsü takan insanların bunu özgür iradeleriyle seçmediklerini, özgür iradelerine uymak isterlerse baş örtüsü takmayacaklarını düşünüyorum.

    merak ettiklerim,
    baş örtüsü'nü sürekli takan insanların zaman zaman kendilerini denemek için olsun, açık hava da-insansız bir ortam da başları açık dolaşıp dolaşmadığını merak ediyorum,

    birazda şeytanlık: açık hava da başı açık dolaştıktan sonra, başı kapalı dışarıya çıkarken biraz olsun canınız sıkılıyorsa; nasıl bir psikolojiye giriyorsunuz?

    Baş örtüsü takan kişilerin, kadınları(insanları demek isterdim) cinsiyetçi veya materyalist olmayan bir bakış açısıyla algılıyor olması mümkün müdür? nasıl?

    Eğer, Allahın ayetleri çok açık bir şekilde örtünün şeklini tarif ederek, kadınların her daim başı kapalı gezmelerini emretmiyor ise, çarşaf veya türban veya başörtüsü takılmasının seçimini kim, hangi kurallara göre yapıyor?, bu kurallara uyulması gerektiğinin sebeplerini nasıl açıklıyor?

    YanıtlaSil
  13. Kadınların neresinin cazib olduğunu kadınlardan çok erkekler bilir...Erkek, kadının elinin eline dokunmasından değil yaklaşmasından bile etkilenebilir..Mecidi'nin 'Baran' filminde aşığın yerde bulduğu maşukun tokasındaki saç teline bile dokunmaya cesaret edemediği sahneyi hatırlayın..Maalesef bugün kadının herşeyi o kadar ortaya saçılmıştır ki elbette saçtan erkek tahrik mi olurmuş diyebiliyorlar..Erkek ise pornografi ile o kadar çok zihni çıplak kadın bedeniyle doldurulmuştur ki elbette erkekler de saçın tahrik edebileceğini anlayamazlar. Zira onlar 'sanal' alemde artık doyurulmuştur..İnsan varlığın hakikatini ancak yoklukta anlar..Bugünkü sorun herşeyin bol miktarda var olması..Ki bunlarda biri de kadın bedeni..Her türlü uzuvlar, güzellikler ya sokak sergisinde, ya da internette ziyaretçilerin akını uğruyor..Bir bakın porno endüstrisi ne kadar büyük diye.. Hadi bakalım bir yokluk olsun da o zaman erkek kadının neresinde etkileniyor görün.Esasen allah kadına öyle bir cazibe koymuştur ve erkeği bu cazibeyi hissedecek şekilde yaratmıştır ki, erkek kadının saçının telinden bile tahrik olabilecek bir yapıdadır..Ama elbette bütün bu güzellikler ayağa düşünce kadının eline dokunmanın erkeği orgazm bile edebileceği unutulmuştur..Maalesef bu tartışmalar modernitenin tecavüzüne uğramış bir toplumun anlaması çok zor olduğundan özümüze dönmedikçe kavranmaz..O yüzden de böyle şaşkın şaşkın 'Allah niye başımızı örtün' dedi diye sorar dururlar..Unutmadan illa bir emrin akla, mantığa uygun olması gerekmez..Kur'anda da ifade edildiği üzere bazı emirler sadece insanın itaatini sınava tabi tutmak için verilmiştir..O kadar dünyevileşilmiş, o kadar dünyaya tapar hale gelinmiş ki..O kadar hazperest olunmuş ki..Allah eğer hazzın kesintiye uğramısına neden oluyorsa bu Allah'tan geliyor olamaz diye akıl yürütülüyor..Aman baş örtüsü terletiyormuş da..Yağmur altında maşukun penceresi altında ıslanan aşık aman hasta olacağım, aman üşüteceğim demez..Akıl tanrısı sizi aptallaştırmasın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi tebrik ederim günlerdir kafa yoruyorum ve şu yazdığınız şeye hayran kaldım. Allah razı olsun

      Sil
  14. Çok saçma bir yorum olmuş
    İnsanın itaatini sınava tabi tutmak için verilmiş kısmını okuyunca tamamen koptum

    YanıtlaSil
  15. hımar ne anlama gelirse gelsin örtülmesi vurgulanan yer 'ala cuyubihinne' yani göğüs yırtmaçlarıdır. ceyb çoğulu cuyub göğüs, koyun, bağır anlamına gelir. açık ve net. eğer özürlü değilseniz tabi.

    YanıtlaSil